TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
yerine {i} die Allegorie {f}
yerine {öt} anstatt {prp}
yerine {öt} anstelle {prp}
yerine {a} für {a}
yerine {allg} in Vollmacht {allg}
yerine {adv} Statt {adv}
yerine asmak {fi} einhängen {v}
yerine asmak {allg} anhängen {allg}
yerine başkasını geçirmek {fi} umbesetzen {v}
yerine başkasını koymak {v} ersetzen {v}
yerine başkasını temin etmekle yükümlü {a} ersatzpflichtig {a}
yerine dönüş {i} die Rückkehr {f}
yerine dönüş {i} die Rückkunft {f}
yerine geçen {i} der Nachfolger {m}
yerine geçirme {i} die Substituierung {f}
yerine geçirme {i} die Substitution {f}
yerine geçirmek {fi} anbringen {v}
yerine geçirmek {v} substituieren {v}
yerine geçme {i} die Nachfolge {f}
yerine geçmek {fi} ablösen {v}
yerine geçmek {fi} einrücken {v}
yerine geçmek {fi} einspringen {v}
yerine geçmek {fi} ersetzen {v}
yerine geçmek {itr} folgen {itr}
yerine geçmek {allg} jds Nachfolge antreten {allg}
yerine geçmek {fi} nachfolgen {v}
yerine geçmek {fi} nachrücken {v}
yerine geçmek {v} verdrängen {v}
yerine gelme {i} die Erfüllung {f}
yerine gelmek {fi} in Erfüllung gehen {v}
yerine gelmek {fi} erfüllen {v}
yerine getiren {i} der Vollstrecker {m}
yerine getirildiği yer {i} der Erfüllungsort {m}
yerine getirilemez {a} irreparabel {a}
yerine getirilemez {s} unerfüllbar {adj}
yerine getirilemez bir arzu {allg} frommer Wunsch {allg}
yerine getirilme {i} die Abarbeitung {f}
yerine getirilme {i} die Erfüllung {f}
yerine getirilme {i} die Verrichtung {f}
yerine getirilme hakkı {allg} Anspruch auf Erfüllung {allg}
yerine getirilme tarihi {i} das Erfüllungsdatum {n}
yerine getirilmeme {i} die Nichterfüllung {f}
yerine getirilmemesi halinde {allg} bei Nichterfüllung {allg}
yerine getirilmemiş {s} unerfüllt {adj}
yerine getirilmemiş {s} unerhört {adj}
yerine getirilmeyen istek {i} der Fehlbedarf {m}
yerine getirilmiş {adv} erfüllt {adv}
yerine getirilmiş {adv} erledigt {adv}
yerine getirilmiş hizmet {allg} erbrachte Dienstleistung {allg}
yerine getirilmiş satış sözleşmesi {allg} erfüllter Kaufvertrag {allg}
yerine getirilmiş sorumluluk {allg} erfüllte Verpflichtungen {allg}
yerine getirme {i} die Ableistung {f}
yerine getirme {i} die Abstattung {f}
yerine getirme {i} die Ausführung {f}
yerine getirme {i} der Austrag {m}
yerine getirme {i} die Befriedigung {f}
yerine getirme {i} die Besorgung {f}
yerine getirme {i} die Bewerkstelligung {f}
yerine getirme {i} die Einhaltung {f}
yerine getirme {i} die Entledigung {f}
yerine getirme {i} die Erfüllung {f}
yerine getirme {i} die Erhörung {f}
yerine getirme {i} die Erledigung {f}
yerine getirme {i} die Folgeleistung {f}
yerine getirme {i} die Führung {f}
yerine getirme {i} die Gewährung {f}
yerine getirme {i} die Leistung {f}
yerine getirme {i} die Realisierung {f}
yerine getirme {i} die Verrichtung {f}
yerine getirme {i} [huk]die Vollstreckung {f}
yerine getirme garantisi {i} die Erfüllungsgarantie {f}
yerine getirme hakkı {i} der Erfüllungsanspruch {m}
yerine getirme hilesi {i} der Erfüllungsbetrug {m}
yerine getirme tarihi {i} der Erfüllungstag {m}
yerine getirmek {allg} Aufgabe vollbringen {allg}
yerine getirmek {fi} ausführen {v}
yerine getirmek {v} befolgen {v}
yerine getirmek {v} befriedigen {v}
yerine getirmek {v} beobachten {v}
yerine getirmek {v} besorgen {v}
Indirekte Treffer
adam yerine koymak {v} achten {v}
adam yerine koymak {allg} für voll nehmen {allg}
ahizeyi yerine koymak {allg} den Hörer des Telefons einhängen {allg}
anlaşmayı yerine getirmek {allg} Abmachung einhalten {allg}
aptal yerine koymak {allg} jdn für dumm verkaufen {allg}
aptal yerine koymak {itr} verkohlen {itr}
araştırma görevini yerine getirmek {allg} Forschungsauftrag durchführen {allg}
arzularını yerine getirmek {v} entsprechen {v}
askerlik yerine sivil hizmet gören {i} [ask]Zivildienstleistender {nom}
askerlik yerine sivil hizmet gören {i} [ask]der Zivi {m}
askerlik yerine yapılan mesleki hizmet {i} [ask]der Ersatzdienst {m}
başka birisinin veya bir şeyin yerine geçebilen kişi veya şey {i} das Surrogat {n}
başkasının isteklerini yerine getirmek {itr} willfahren {itr}
bir borcun yerine getirilmesini iddia etme hakkının diğer bir borcun yerine getirilmesine bağlı olması {i} das Funktionelles Synallagma {n}
bir dileği yerine getirmek {allg} einen Wunsch erfüllen {allg}
bir emri yerine getirmek {allg} einem Befehl nachkommen {allg}
bir görevi başarıyla yerine getirmek {allg} eine Aufgabe meistern {allg}
bir görevi gereğince yerine getirmek {allg} einer Aufgabe genügen {allg}
bir görevi yerine getirme {allg} Ausübung einer Pflicht {allg}
bir isteği yerine getirmek {allg} einer Bitte nachkommen {allg}
bir ricayı yerine getirmek {allg} eine Bitte erhören {allg}
bir ricayı yerine getirmek {allg} eine Bitte erfüllen {allg}
bir rolü ilk defa yerine getirmek {v} [tiy]kreieren {v}
bir satış sözleşmesinin yerine getirilmesi {allg} Erfüllung eines Kaufvertrages {allg}
bir şeyi yerine asmak {fi} einhängen {v}
bir şeyin yerine başka bir şey getirmek {allg} durch anderes ersetzen {allg}
bir şeyin yerine başka bir şeyi koymak {v} substituieren {v}
birini adam yerine koymamak {allg} jemanden mit Füßen treten {allg}
birini enayi yerine koymak {allg} jemanden für dumm verkaufen {allg}
birinin dediklerini yerine getirmek {allg} nach jemandes Pfeife tanzen {allg}
birinin yerine başka birisini geçirme {i} die Substituierung {f}
birinin yerine başka birisini geçirme {i} die Substitution {f}
birisini birisinin yerine geçirmek {v} setzen {v}
birisini enayi yerine koymak {allg} jdn zum Narren halten {allg}
birisini enayi yerine koymak {allg} jdn für dumm verkaufen {allg}
böbrek işlevini yerine getirememesi {i} das Nierenversagen {n}
borcu yerine getirmenin tehlikeye düşmesi {i} die Leistungsgefahr {f}
bunun yerine {adv} stattdessen {adv}
bunun yerine {adv} dafür {adv}
çıkış yerine bildirmek {fi} zurückmelden {v}
çıkış yerine geri geliş {i} die Rückwanderung {f}
çıkış yerine geri gelmek {fi} zurückfließen {v}
deli yerine koymak {allg} jdn zum Narren halten {allg}
din seçme ve inançlarını özgürce yerine getirebilme özgürlüğü {i} [din]die Religionsfreiheit {f}
dini gereği yerine getirmek {allg} [din]das Glaubensbekenntnis ablegen {allg}
dini gerekleri yerine getirme {i} [din]die Religionsübung {f}
eda yerine ifa {allg} Hingabe an Erfüllungs Statt {allg}
emir yerine getirmek {fi} ausführen {v}
emri yerine getirme {i} die Auftragsabwicklung {f}
emri yerine getirme {i} die Ausrichtung {f}
emri yerine getirmek {fi} ausrichten {v}
emri yerine getirmek {allg} Auftrag erledigen {allg}
emri yerine getirmek {allg} Auftrag ausführen {allg}
emri yerine getirmek {allg} Auftrag abwickeln {allg}
emri yerine getirmek {allg} einem Befehl Folge leisten {allg}
emrin yerine getirilmesi {i} die Auftragsausführung {f}
emrin yerine getirilmesi {i} der Auftragsabschluss {m}
esas maddenin yerine geçebilecek madde {i} der Ausweichstoff {m}
esas maddenin yerine geçebilecek ürün {i} der Ausweichstoff {m}
esas ürünün yerine geçebilecek madde {i} der Ausweichstoff {m}
esas ürünün yerine geçebilecek ürün {i} der Ausweichstoff {m}
eski yerine geri dönmek {fi} zurückziehen {v}
eski yerine koymak {fi} zurückstellen {v}
eski yerine koymak {fi} zurückstecken {v}
eskisinin yerine yeni bir kişinin veya şeyin geçmesi {i} [huk]die Surrogation {f}
eskiyi atıp yerine yenisini getirmek {allg} alte Zöpfe abschneiden {allg}
görev yerine getirmek {allg} Aufgabe erfüllen {allg}
görevini yerine getirmek {v} versehen {v}
görevini yerine getirmek {allg} seine Pflicht tun {allg}
görevini yerine getirmek {fi} funktionieren {v}
görevini yerine getirmemek {allg} nicht funktionieren {allg}
görevlerini yerine getirmek {allg} Pflichten beobachten {allg}
hakkı yerine getirmek {fi} Anspruch erfüllen {v}
hizmetlerin yerine getirilmesi {ç} die Dienstleistungen {pl}
iade malın yerine alınan mal {i} [tic]die Austauschware {f}
isçiye ücret yerine yiyecek ve giyecek gibi şeylerin verilmesi {i} das Deputat {n}
istekleri yerine getirmek {v} saturieren {v}
isteklerini yerine getirip hoşnut kılmak {v} befriedigen {v}
kapı rezelerini yerine geçirmek {fi} einhängen {v}
kendini aptal yerine koydurmamak {allg} nicht für dumm verkaufen lassen {allg}