TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
etme {i} das Machen {n}
etme {i} die Vornahme {f}
etmek {fi} antun {v}
etmek {fi} aufscharren {v}
etmek {fi} ausgraben {v}
etmek {fi} ausüben {v}
etmek {v} Betragen {v}
etmek {v} entsprechen {v}
etmek {fi} ergeben {v}
etmek {v} erwirken {v}
etmek {fi} Kosten {v}
etmek {v} machen {v}
etmek {v} schließen {v}
etmek {itr} sein {itr}
etmek {fi} [tic]belaufen {v}
etmek {v} tätigen {v}
etmek {v} Tun {v}
etmek {v} verfertigen {v}
etmek {itr} winken {itr}
etmen {i} der Entwicklungsfaktor {m}
etmen {i} der Faktor {m}
etmen {i} der Moment {m}
Indirekte Treffer
absorbe etme {fi} [hek]absorbieren {v}
acele etme {allg} Lass dir Zeit! {allg}
acele etme {allg} lass dir Zeit {allg}
acele etme! {allg} lass dir Zeit {allg}
acele etme! {allg} nicht so schnell {allg}
ah etme {i} die Verdammung {f}
akılsızca hareket etme {i} die Dummheit {f}
aksini ispat etme {i} die Widerlegung {f}
alacak talebini kabul etme {allg} Anerkennung einer Forderung {allg}
alacaklıları tatmin etme {allg} Befriedigung der Gläubiger {allg}
alay etme {i} die Verhöhnung {f}
alay etme {i} die Veralberung {f}
alay etme {i} die Kabbelei {f}
alay etme {i} der Hohn {m}
alay etme {i} die Verspottung {f}
alay etme {i} die Äfferei {f}
alay etme tutkusu {i} die Spottsucht {f}
alet etme {i} die Instrumentalisierung {f}
alt etme {i} die Überwindung {f}
alt etme {i} die Bezwingung {f}
altına etme {i} das Bettnässen {n}
altını çizerek ifade etme {i} die Unterstreichung {f}
angaje etme {i} die Anwerbung {f}
anlaşmayı ihlal etme {i} die Vertragsverletzung {f}
anlaşmayı tek taraflı feshettiğini tebliğ etme {i} die Kündigung {f}
araziyi terk etme {i} die Gebietsabtretung {f}
armağan etme {i} die Vergebung {f}
armağan etme {i} die Stiftung {f}
arz etme {i} [tic]die Darbringung {f}
arz etme {i} die Bezeigung {f}
arz etme {i} die Einreichung {f}
ateş etme {i} [ask]der Beschuss {m}
ateşli silahlar yasasını ihlal etme {i} das Waffenvergehen {n}
ayar etme {i} die Eichung {f}
ayar etme {i} die Adjustierung {f}
ayırd etme {i} die Unterscheidung {f}
ayırt etme {i} die Differenzierung {f}
ayırt etme {i} die Unterscheidung {f}
ayırt etme gücü {i} [huk]die Urteilsfähigkeit {f}
ayırt etme kuvveti {i} die Differenzierungskraft {f}
azat etme {i} die Befreiung {f}
aziz ilan etme {i} die Seligsprechung {f}
bağış yoluyla elde etme {allg} Erwerb durch Schenkung {allg}
banyo etme {i} [fot]das Bad {n}
barış tesis etme {i} die Befriedung {f}
baskı için edit etme {i} die Druckaufbereitung {f}
belge tanzim etme {i} die Ausstellung {f}
belli bir hedef uğruna birlikte hareket etme {i} der Zweckverband {m}
belli etme {i} die Auslassung {f}
belli etme {i} die Andeutung {f}
bertaraf etme {i} das Hinwegsschaffen {n}
bilerek kast etme {i} die Diversion {f}
bir borcun yerine getirilmesini iddia etme hakkının diğer bir borcun yerine getirilmesine bağlı olması {i} das Funktionelles Synallagma {n}
bir dili esaslı olarak tasvir etme yöntemi {i} [dilb]der Deskriptivismus {m}
bir hakkından feragat etme {allg} [huk]Ausschlagung eines Rechtes {allg}
bir kişiye kulluk etme {i} die Abgötterei {f}
bir sanat eserini kopya etme {i} der Kunstdruck {m}
bir şeyin üzerine yemin etme {allg} beschwören {allg}
bir tutarı taksim etme {i} die Umlage {f}
birisini rezil etme {i} die Bloßstellung {f}
birlikte hareket etme {i} [huk]die Zusammenrottung {f}
bitkilerden iksir elde etme {i} [bitk]die Digestion {f}
bloke etme {i} die Blockung {f}
bloke etme {i} die Blockierung {f}
bütünlük teşkil etme {i} die Verkoppelung {f}
çabuk şikayet etme {i} die Wehleidigkeit {f}
çalışarak elde etme {i} die Erarbeitung {f}
çalışma yerlerini yok etme {i} die Arbeitsplatzvernichtung {f}
çalışmaya itiraz etme {i} die Arbeitsverweigerung {f}
çark etme {i} die Abschwenkung {f}
cereyan etme {i} der Hergang {m}
cereyan etme {i} der Gang {m}
çiviyle tespit etme {i} die Nagelung {f}
çocuğu terk etme {i} die Kindesaussetzung {f}
çok iyi bir şekilde rafine etme {i} das Raffinement {n}
dahil etme {i} die Einschließung {f}
dahil etme {i} die Einbeziehung {f}
dalkavukluk etme {i} die Subordination {f}
darmadağın etme {i} die Verwüstung {f}
dava etme {i} [huk]die Beschwerdeführung {f}