TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
karşı {s} anti {adj}
karşı {adv} contra {adv}
karşı {s} divergent {adj}
karşı {a} divergierend {a}
karşı {a} entgegen {a}
karşı {s} entgegengesetzt {adj}
karşı {öt} gegen {prp}
karşı {i} der Gegensatz {m}
karşı {i} das Gegenteil {n}
karşı {öt} gegenüber {prp}
karşı {s} gegnerisch {adj}
karşı {önk} Konter- {prä}
karşı {s} kontra {adj}
karşı {öt} wider {prp}
karşı {s} widrig {adj}
karşı {öt} zuwider {prp}
karşı {öt} [dilb]versus {prp}
karşı açı {i} [fiz]der Gegenwinkel {m}
karşı açıklama {i} die Gegenerklärung {f}
karşı aday {i} der Gegenkandidat {m}
karşı akım {i} [elek]der Gegenstrom {m}
karşı akım {i} die Gegenströmung {f}
karşı akım {i} [elek]der Rückstrom {m}
karşı akıntı {i} die Gegenströmung {f}
karşı ambargo {i} die Gegenblockade {f}
karşı atak {i} der Gegenschlag {m}
karşı basınç {i} [fiz]der Gegendruck {m}
karşı beyan {i} die Gegendarstellung {f}
karşı bıçak {i} das Gegenmesser {n}
karşı borç {i} die Gegenschuld {f}
karşı çalışmak {fi} entgegenwirken {v}
karşı cevap {i} die Gegenantwort {f}
karşı cinsle cilveleşmek {itr} flirten {itr}
karşı çıkılabilen {s} anfechtbar {adj}
karşı çıkılabilme {i} die Anfechtbarkeit {f}
karşı çıkılmayan {s} unbeanstandet {adj}
karşı çıkış {i} der Einwand {m}
karşı çıkış {adv} entgegengestellt {adv}
karşı çıkma {i} die Anfechtung {f}
karşı çıkma {i} die Opposition {f}
karşı çıkma {i} der Protest {m}
karşı çıkma {i} das Wenn {n}
karşı çıkma {i} die Widrigkeit {f}
karşı çıkmak {fi} einwenden {v}
karşı çıkmak {fi} entgegen sein {v}
karşı çıkmak {fi} opponieren {v}
karşı çıkmak {itr} trotzen {itr}
karşı çıkmak {itr} widerstreiten {itr}
karşı çıkmak {fi} zuwiderhandeln {v}
karşı çıkmak {fi} widersagen {v}
karşı darbe {i} der Gegenschlag {m}
karşı darbe {i} der Gegenstoß {m}
karşı dava {i} [huk]die Gegenklage {f}
karşı dava {i} [huk]die Widerklage {f}
karşı davacı {i} [huk]der Gegenkläger {m}
karşı davet {i} die Gegeneinladung {f}
karşı davranmak {fi} entgegenhandeln {v}
karşı delil {i} [huk]der Gegenbeweis {m}
karşı devrim {i} die Gegenrevolution {f}
karşı devrim {i} [pol]die Konterrevolution {f}
karşı durma {i} der Anstand {m}
karşı durma {i} die Anstände {f}
karşı durmak {fi} anlaufen (gegen) {v}
karşı durmak {fi} entgegenstehen {v}
karşı durmak {fi} entgegentreten {v}
karşı durmak {fi} widersetzen {v}
karşı durulamayan {s} unaufhaltbar {adj}
karşı durumdan hareket etmek {fi} zuwiderhandeln {v}
karşı düşünceli {s} oppositionell {adj}
karşı düşünceyi savunmak {itr} opponieren {itr}
karşı edim {i} die Ersatzleistung {f}
karşı edim {i} die Gegenleistung {f}
karşı eğim {i} [fiz]der Gegenwinkel {m}
karşı esinti {i} der Gegenwind {m}
karşı etki {i} der Antagonist {m}
karşı etki {i} die Rückwirkung {f}
karşı fikir {i} die Gegenmeinung {f}
karşı fikirde olmak {allg} entgegengesetzter Ansicht sein {allg}
karşı fikirdeyim {allg} ich bin entgegengesetzter Meinung {allg}
karşı fikirli kişi {i} [pol]der Oppponent {m}
Indirekte Treffer
... karşı galip gelmek {fi} [sp]aufkommen gegen {v}
acıya karşı duyarlı {s} schmerzempfindlich {adj}
acıya karşı hassas {s} schmerzempfindlich {adj}
acze karşı sigorta {i} die Kreditversicherung {f}
acze karşı sigorta {i} die Investitionskreditversicherung {f}
acze karşı sigorta {i} die Forderungsausfallversicherung {f}
afetlere karşı sigorta {i} die Katastrophendeckung {f}
afyondan çıkarılan ve öksürüğe karşı kullanılan madde {i} das Kodein {n}
ağarmaya karşı dayanıklı {s} bleichecht {adj}
ağartmaya karşı has {s} buntbleichecht {adj}
akıntıya karşı kürek çekmek {allg} gegen den Strom anrudern {allg}
akıntıya karşı kürek çekmek {allg} gegen den Strom schwimmen {allg}
akıntıya karşı yüzmek {allg} gegen den Strom schwimmen {allg}
ana-babasına karşı beslediği sevgi {i} die Kindesliebe {f}
aniden karşı tarafa dönmek {allg} herumwerfen {allg}
anlaşmaya karşı {a} abredewidrig {a}
araçla karşı tarafa götürmek {fi} hinüberfahren {v}
aside karşı dayanıklı {s} [kim]säurebeständig {adj}
aside karşı dayanıklı {s} säurefest {adj}
aşınmaya karşı koruma {i} der Korrosionschutz {m}
askerliğe karşı olma {i} [ask]der Antimilitarismus {m}
ayıp ve kusurlara karşı tekeffül borcu {allg} Gewährleistungspflicht wegen Sach- und Rechtsmängel {allg}
ayıplara karşı üstü kapalı sorumluluk {allg} stillschweigende Mängelhaftung {allg}
azınlıklara karşı yapılan düşmanlık {mn} Pogrom {mn}
bakterilere karşı dayanıklı {s} [biy]bakterienbeständig {adj}
bana karşı {allg} gegen mich {allg}
bana karşı {allg} mir gegenüber {allg}
barışa karşı suç {i} [huk]das Verbrechen gegen den Frieden {n}
basınca karşı dayanıklılık {i} [tek]die Druckfestigkeit {f}
basınca karşı dayanıklılık testi {i} der Druckversuch {m}
başka ırklara karşı duyulan kin veya nefret {i} der Rassenhass {m}
başkalarına karşı düşünceli {s} rücksichtsvoll {adj}
bazı maddelere karşı alerjik hale getirmek {v} [hek]sensibilisieren {v}
belirli bir mikroorganizmaya karşı vücudun direnci {a} immun {a}
bir araçla karşı tarafa geçirmek {fi} überfahren {v}
bir şey karşı tedbir almak {fi} wappnen {v}
bir şeye karşı {adv} drauflos {adv}
bir şeye karşı bağışıklık kazandırmak {allg} [hek]immunisieren {allg}
bir şeye karşı bir şeyi yapabilmek {fi} ankönnen gegen {v}
bir şeye karşı duyulan korku {i} [hek]die Phobie {f}
bir şeye karşı koyamamak {allg} einer Sache nicht widerstehen können {allg}
bir şeye karşı mücadele etmek {fi} ankämpfen (gegen) {v}
bir şeye karşı olmak {allg} einer Sache entgegengesetzt sein {allg}
bir şeye karşı savaşmak {allg} gegen etw ankämpfen {allg}
bir şeye karşı savaşmak {v} bestreiten {v}
bir soruna karşı tavır almak {allg} stellen {allg}
bir yerden karşı tarafa geçmek {v} überqueren {v}
birbirine karşı {tan.} gegeneinander {Art.}
birbirine karşı {adv} widereinander {adv}
birbirine karşı {adv} voreinander {adv}
birbirine karşı dolduruşa getirmek {fi} gegeneinander hetzen {v}
birbirine karşı duran {s} adversativ {adj}
birbirine karşı kışkırtmak {fi} gegeneinander hetzen {v}
birine karşı ayıbetmek {allg} jemandem auf den Schlips treten {allg}
birine karşı dayanmak {allg} jemandem die Stirn bieten {allg}
birine karşı gelmek {allg} jemandem die Zähne zeigen {allg}
birine karşı göğüs germek {allg} jemandem die Stirn bieten {allg}
birine karşı iyi duygular beslemek {allg} für jemanden viel empfinden {allg}
birisine karşı avantajlı olmak {allg} am längeren Hebel sitzen {allg}
birisine karşı bir konuda üstün olmak {fi} voraushaben {v}
birisine karşı borçlu olmak {allg} schuldig sein {allg}
birisine karşı çıkmak {allg} gegen jdn auftreten {allg}
birisine karşı dize gelmek {allg} niederwerfen {allg}
birisine karşı dolap çevirmek {allg} gegen jdn intrigieren {allg}
birisine karşı düşmanca tavır almak {allg} wenden {allg}
birisine karşı esnemek {fi} angähnen {v}
birisine karşı güler yüz göstermek {allg} wohlgesinnt sein {allg}
birisine karşı kampanya {allg} eine Kampagne gegen jdn {allg}
birisine karşı kin beslemek {allg} Hass gegen jdn hegen {allg}
birisine karşı koymak {allg} Widerstand leisten {allg}
birisine karşı olmak {itr} widerstreiten {itr}
birisine karşı önyargılı olma {allg} gegen jdn eingenommen sein {allg}
birisine karşı sert davranmak {allg} hart sein gegen jdn {allg}
birisine karşı sevgisini sürdürmek {fi} lieb behalten {v}
birisine karşı sonuçlanmamış dava {allg} [huk]anhängiges Verfahren {allg}
birisine karşı yakınlık duymak {allg} hingezogen fühlen {allg}
birisine veya bir şeye karşı savaşmak {v} angehen {v}
bombardımana karşı dayanıklı {s} [ask]bombensicher {adj}
bombaya karşı dayanıklı {s} [ask]bombenfest {adj}
bozukluklara karşı tazminat yükümlülüğü {allg} Gewährleistungspflicht wegen Sach- und Rechtsmängel {allg}