TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
yerden almak {fi} aufnehmen {v}
yerden bitme {s} klein gewachsen {adj}
yerden göğe kadar {a} voll und ganz {a}
yerden ısıtma {i} die Bodenheizung {f}
yerden kaldırmak {fi} aufheben {v}
yerden kaldırmak {fi} aufklauben {v}
yerden kaldırmak {fi} aufnehmen {v}
yerden kaldırmak {fi} aufraffen {v}
yerden kaldırmak {allg} vom Boden aufheben {allg}
yerden mantar gibi bitmek {allg} sehr schnell in großer Zahl entstehen {allg}
yerden mantar gibi bitmek {allg} wie Pilze aus dem Boden schießen {allg}
yerden sekmek {fi} [ask]aufprallen {v}
yerden tasarruf {i} die Raumersparnis {f}
yerden toplamak {fi} aufklauben {v}
yerden toplamak {fi} aufsammeln {v}
yerden toplamak {allg} vom Boden auflesen {allg}
yerden vites {i} [oto]die Knüppelschaltung {f}
yerden yere vurma {i} der Verriss {m}
yerden yere vurmak {fi} niedermachen {v}
yerden yere vurmak {v} verreißen {v}
yerdenbitme {i} der Dreikäsehoch {m}
Indirekte Treffer
alelacele yerden toplamak {fi} aufraffen {v}
araçla bir yerden gitmek {fi} wegfahren {v}
at ile bir yerden geçiş {i} der Durchritt {m}
ateş olmayan yerden duman çıkmaz {allg} von nichts kommt nichts {allg}
ateş olmayan yerden duman çıkmaz! {allg} kein Rauch ohne Flamme {allg}
başka bir yerden satın alma {i} der Distanzkauf {m}
başka yerden {tan.} sonst woher {Art.}
başka yerden {adv} anderswoher {adv}
başka yerden yapılan alacak tahsili {i} die Fernbelastung {f}
bir şeyi bir yerden çekerek ortasından geçirmek {fi} durchziehen {v}
bir şeyi bir yerden geçirmek {fi} durchbringen {v}
bir yerden {s} her {adj}
bir yerden almak {fi} herhaben {v}
bir yerden at ile geçmek {fi} durchreiten {v}
bir yerden ayırmak {fi} ausmerzen {v}
bir yerden başka bir yere geçiş {i} der Transfer {m}
bir yerden bir yere gelmek {itr} kommen {itr}
bir yerden bulmak {fi} herhaben {v}
bir yerden çıkabilmek {fi} herausfinden {v}
bir yerden çıkarıp başka bir yere ekme {i} das Umpflanzen {n}
bir yerden çıkma {öt} aus {prp}
bir yerden eline geçmek {fi} herbekommen {v}
bir yerden geçebilmek {fi} durchkommen {v}
bir yerden geçip gitmek {fi} hindurchgehen {v}
bir yerden geçmek {fi} durchpassieren {v}
bir yerden geçmek {v} überschreiten {v}
bir yerden geçmek {itr} durchziehen {itr}
bir yerden geçmeye cesaret etmek {fi} durchwagen {v}
bir yerden gelmek {fi} herstammen {v}
bir yerden gelmek {itr} stammen {itr}
bir yerden gelmek {allg} kommen aus {allg}
bir yerden gürültüyle geçmek {fi} durchtoben {v}
bir yerden kaçmak {itr} entspringen {itr}
bir yerden karşı tarafa geçmek {v} überqueren {v}
bir yerden koşarak uzaklaşmak {fi} wegrennen {v}
bir yerden oluşmak {itr} entwachsen {itr}
bir yerden sıyrılarak geçmek {fi} schlüpfen {v}
bir yerden taşımak {fi} wegziehen {v}
bir yerden uzak olmak {fi} abliegen {v}
bir yerden uzun süre ayrılmamak {fi} kleben bleiben {v}
bir yerden yürüyerek geçme {i} der Durchzug {m}
bir yerden zar zor geçerek kendine yol açmak {fi} durchzwängen {v}
birisini oturduğu yerden çıkarmak {fi} ausquartieren {v}
farklı yerden {adv} anderswoher {adv}
gezi esnasında bir yerden geçmek {fi} durchreisen {v}
gezi sırasında bir yerden geçiş {i} die Durchreise {f}
gözü bir yerden ısırmak {allg} von Ansehen kennen {allg}
hangi yerden? {adv} woher {adv}
her yerden {adv} überallher {adv}
herhangi bir yerden {adv} irgendwoher {adv}
hile ile bir yerden uzaklaşmak {fi} fortlocken {v}
iki yerden bağlanan emniyet kemeri {i} der Zweipunkt-Sicherheitsgurt {m}
iterek bulunduğu yerden uzaklaştırmak {fi} abrücken {v}
kendini bir yerden atarak intihar etmek {allg} zu Tode stürzen {allg}
kutsal bir yerden bir şey çalma {i} der Tempelraub {m}
nehrin kıvrıla kıvrıla bir yerden geçmesi {allg} durchwinden {allg}
o yerden {adv} daher {adv}
olduğu yerden fırlamak {fi} hochschnellen {v}
oturduğu yerden çıkarmak {v} delogieren {v}
poliçeyi muhatabın oturduğu yerden başka bir yerde {fi} domizilieren {v}
poliçeyi muhatabın oturduğu yerden başka bir yerde ödenmek üzere keşide etmek {fi} domizilieren {v}
senedi muhatabın oturduğu yerden başka bir yerde ö {fi} domizilieren {v}
senedi muhatabın oturduğu yerden başka bir yerde ödenmek üzere keşide etmek {fi} domizilieren {v}
silahı bir yerden geçirip doğrultarak ateş etmek {fi} durchschießen {v}
sürünerek bir yerden geçmek {fi} durchschleichen {v}
tavandan veya yerden ısıtma sistemi {i} die Strahlungsheizung {f}
uçak saldırısına karşı yerden savunma {i} [ask]die Bodenabwehr {f}
uzak bir yerden satın alma {i} der Distanzkauf {m}
yanlış yerden kesmek {v} verschneiden {v}
yanlış yerden tutmak {fi} fehlgreifen {v}
yaprakları yerden toplamak {allg} Blätter vom Boden klauben {allg}
yattığı yerden kalkmamak {fi} liegen bleiben {v}
yerden almak {fi} aufnehmen {v}
yerden bitme {s} klein gewachsen {adj}
yerden göğe kadar {a} voll und ganz {a}
yerden ısıtma {i} die Bodenheizung {f}
yerden kaldırmak {fi} aufnehmen {v}
yerden kaldırmak {fi} aufklauben {v}
yerden kaldırmak {fi} aufheben {v}
yerden kaldırmak {allg} vom Boden aufheben {allg}