TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
bile {a} auch {a}
bile {adv} bereits {adv}
bile {adv} bloß {adv}
bile {s} gar {adj}
bile {allg} ja sogar {allg}
bile {i} [mat]das Mal {n}
bile {adv} schon {adv}
bile {adv} selbst {adv}
bile {adv} sogar {adv}
bile bile {s} absichtlich {adj}
bile bile {allg} mit voller Absicht {allg}
bile bile {allg} mit Vorbedacht {allg}
bile bile {s} mutwillig {adj}
bile bile {adv} wissentlich {adv}
bile bile {allg} wider besseres Wissen {allg}
bile bile felakete atılmak {allg} mit offenen Augen ins Unglück rennen {allg}
bile bile kötü amaçlı kullanma {i} der Missbrauch {m}
bile değil {adv} kaum {adv}
bile değil {allg} nicht einmal {allg}
bile olsa {allg} auch wenn {allg}
bileğe kadar çıkan deri ayakkabı {ç} die Boots {pl}
bileği {i} der Schleifwerkzeug {m}
bileği kayışı {i} der Abziehriemen {m}
bileği taşı {i} der Abziehstein {m}
bileği taşı {i} der Ölstein {m}
bileği taşı {i} der Wetzstein {m}
bileğitaşı {i} der Schleifstein {m}
bileğitaşı diski {i} die Schmirgelschleifscheibe {f}
bilek {i} das Handgelenk {n}
bilek eldiveni {i} der Pulswärmer {m}
bilek gücüyle {s} brachial {adj}
bilek güreşi {i} das Armdrücken {n}
bilek kayışı {i} der Fixiergurt {m}
bilek kayışı {i} [bas]der Lederband {m}
bilek kuvveti {i} die Faust {f}
bilek kuvveti {i} die Körperkraft {f}
bileklik {i} das Brasselet {n}
bileklik {i} [sp]der Gelenkschutz {m}
bileme {i} die Abschleifung {f}
bileme {i} die Schärfung {f}
bileme {i} das Schleifen {n}
bileme demiri {i} der Wetzstahl {m}
Bileme diski {i} [San]die Schleifscheibe {f}
bileme işi {i} der Schleifvorgang {m}
bileme makinesi {i} die Schärfmaschine {f}
bileme mengenesi {i} der Feilkloben {m}
bileme taşı {i} der Schleifstein {m}
bilemek {fi} abziehen {v}
bilemek {fi} anschleifen {v}
bilemek {fi} anwetzen {v}
bilemek {fi} scharfen {v}
bilemek {v} schärfen {v}
bilemek {v} schleifen {v}
bilemek {v} wetzen {v}
bilen {allg} kundig {allg}
bilenmiş {s} abgeschliffen {adj}
bilerek {s} absichtlich {adj}
bilerek {s} beflissen {adj}
bilerek {s} beflissentlich {adj}
bilerek {s} bewusst {adj}
bilerek {s} [huk]dolos {adj}
bilerek {adv} eigens {adv}
bilerek {adv} Express {adv}
bilerek {adv} extra {adv}
bilerek {adv} geflissentlich {adv}
bilerek {allg} mit Vorsatz {allg}
bilerek {s} mutwillig {adj}
bilerek {s} vorbedacht {adj}
bilerek {s} vorsätzlich {adj}
bilerek {s} willentlich {adj}
bilerek {s} wissentlich {adj}
bilerek hastaymış gibi davranmak {fi} krankmachen {v}
bilerek kast etme {i} die Diversion {f}
bilerek saçmalamak {itr} blödeln {itr}
bilerek yanlış haber yayma {i} die Desinformation {f}
bilerek yanlış söylemek {fi} vorgeben {v}
bilerek yanlış yorumlamak {v} missdeuten {v}
bilerek yapmak {fi} bewusst machen {v}
bileşen {i} der Bestandteil {m}
bileşen {i} die Komponente {f}
Indirekte Treffer
ağzınla kuş tutsan bile {allg} und wenn du dich auf den Kopf stellst {allg}
aklına bile gelmemek {fi} fern liegen {v}
aptalların bile başarabileceği {s} idiotensicher {adj}
aradan dört hafta bile geçmedi {allg} es sind noch keine vier Wochen her {allg}
artık birinin adını bile anmak istememek {allg} von jemandem nichts wissen wollen {allg}
bile bile {adv} wissentlich {adv}
bile bile {s} mutwillig {adj}
bile bile {allg} mit Vorbedacht {allg}
bile bile {allg} mit voller Absicht {allg}
bile bile {allg} wider besseres Wissen {allg}
bile bile {s} absichtlich {adj}
bile bile felakete atılmak {allg} mit offenen Augen ins Unglück rennen {allg}
bile bile kötü amaçlı kullanma {i} der Missbrauch {m}
bile değil {allg} nicht einmal {allg}
bile değil {adv} kaum {adv}
bile olsa {allg} auch wenn {allg}
bir yere asılmış olan ve küçücük bir sarsıntıyla bile hareket edebilen ve ses çıkaran süs eşyası {i} das Mobile {n}
birinin kılına bile dokunmamak {allg} jemandem kein Haar krümmen {allg}
biriyle güvenip onunla tuvalete bile gitmemek {allg} jemandem nicht über den Weg trauen {allg}
çok kötü şeyler bile yapabilecek derecede emir dinleme {i} der Kadavergehorsam {m}
çoluk çocuk bile {allg} Hinz und Kunz {allg}
demek az bile {allg} es ist nicht zuviel gesagt {allg}
dişinin kovuğuna bile gitmez {allg} das ist gerade etwas für den hohlen Zahn {allg}
dişinin kovuğuna bile gitmez {allg} das ist ein Tropfen auf dem heißen Stein {allg}
doğru olmadığını bile bile yapılan çıkarsama {i} [fel]der Sophismus {m}
doğru olmadığını bile bile yapılan çıkarsama {i} das Sophisma {n}
düşüncesi bile {allg} schon der Gedanke {allg}
en kötü zamanlarda bile {allg} selbst in den schlimmsten Zeiten {allg}
en ufak hata bile {allg} jeder kleinste Fehler {allg}
erkek sinekten bile kaçan kız {i} die Zimperhase {f}
gık bile dememek {allg} keinen Mucks tun {allg}
gık bile dememek {fi} Sich nicht mucksen {v}
gık bile dememek {allg} keinen Piep sagen {allg}
gıkını bile çıkarmamak {fi} Sich nicht mucksen {v}
gıkını bile çıkarmamak {allg} nicht mucken {allg}
gözünü bile kırpmadan {allg} ohne mit der Wimper zu zucken {allg}
hatta o bile {allg} sogar er auch {allg}
Henüz 18 yaşında bile değil {allg} Er ist kaum 18 Jahre alt {allg}
kılını bile kıpırdatmamak {allg} keine Finger krumm machen {allg}
kılını bile kıpırdatmamak {allg} einer Sache gegenüber kalt bleiben {allg}
kılını bile kıpırdatmamak {allg} passiv verhalten {allg}
kuruşu bile olmamak {allg} keinen Heller haben {allg}
lafı bile edilemez {adv} indiskutabel {adv}
parmağını bile kıpırdatmamak {allg} keinen Finger rühren {allg}
sağır sultan bile duydu {allg} die Spatzen pfeifen es von den Dächern {allg}
umurunda bile değil {allg} das kümmert mich nicht {allg}
yer yerinden oynasa bile {allg} nie und nimmer {allg}
yiyecek bir lokması bile olmamak {allg} nichts zu essen haben {allg}