DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
das Wissen {n} bilgi {i}
wissen {v} biliyor olmak {v}
das Wissen {n} bilme {i}
wissen {v} bilmek {v}
das Wissen {n} haber {i}
wissen {v} haberi olmak {v}
das Wissen {n} malumat {i}
wissen {v} öğrenmiş olmak {v}
wissen {v} vakıf olmak {v}
wissen was die Uhr geschlagen hat {allg} başına geleceği bilmek {allg}
wissen wie der Hase läuft {allg} işlerin nereye varacağını önceden bilmek {allg}
wissen woher der Wind weht {allg} bunun arkasında bir şey olduğunu bilmek {allg}
das Wissenmüssen {n} bilmesi gerekirlik {i}
wissensbasiert {a} bilgiye dayalı {a}
die Wissenschaft {f} bilim {i}
die Wissenschaft {f} fen {i}
die Wissenschaft {f} ilim {i}
Wissenschaft und Bildung {allg} bilim ve irfan {allg}
der Wissenschaftler {m} alim {i}
der Wissenschaftler {m} bilgin {i}
der Wissenschaftler {m} bilim adamı {i}
die Wissenschaftlerin {f} alim {i}
die Wissenschaftlerin {f} bilgin {i}
die Wissenschaftlerin {f} bilim adamı {i}
wissenschaftlich {adj} bilimsel {s}
wissenschaftlich {a} ilmi {a}
wissenschaftlich gebildet {allg} yüksek öğrenim görmüş {allg}
wissenschaftlich gebildet {allg} yüksek tahsilli {allg}
wissenschaftliche Arbeit {allg} bilimsel çalışma {allg}
wissenschaftliche Forschung {allg} bilimsel araştırma {allg}
wissenschaftliche Untersuchung {allg} bilimsel araştırma {allg}
wissenschaftlicher Beirat {allg} bilimsel danışma kurulu {allg}
wissenschaftlicher Disput {allg} bilimsel tartışma {allg}
wissenschaftlicher Fortschritt {allg} bilimsel ilerleme {allg}
wissenschaftlicher Mitarbeiter {allg} bilimsel eleman {allg}
die Wissenschaftlichkeit {f} bilimsellik {i}
die Wissenschaftsfreiheit {f} bilim özgürlüğü {i}
die Wissenschaftstheorie {f} bilim kuramı {i}
die Wissenschaftstheorie {f} bilim teorisi {i}
der Wissensdrang {m} bilim aşkı {i}
der Wissensdrang {m} öğrenme aşkı {i}
der Wissensdrang {m} öğrenme hırsı {i}
der Wissensdurst {m} bilim aşkı {i}
der Wissensdurst {m} öğrenme aşkı {i}
der Wissensdurst {m} öğrenme hırsı {i}
das Wissensgebiet {n} bilim alanı {i}
die Wissensgesellschaft {f} [Pol.]bilgi toplumu {i}
die Wissenslücke {f} bilgi eksiği {i}
wissenslustig {allg} öğrenme hevesli {allg}
der Wissensschatz {m} bilgi dağarcığı {i}
der Wissensschatz {m} bilgi hazinesi {i}
der Wissensstand {m} bilgi düzeyi {i}
der Wissenstrieb {m} bilim aşkı {i}
der Wissenstrieb {m} öğrenme aşkı {i}
der Wissenstrieb {m} öğrenme hırsı {i}
wissenswert {adj} bilmeye değer {s}
wissenswert {adj} öğrenilmeye değer {s}
wissentlich {adv} bile bile {adv}
wissentlich {adj} bilerek {s}
wissentlich {adj} bilinçli {s}
wissentlich {adj} istem dahilinde {s}
wissentlich {adj} kasıtlı {s}
wissentlich {a} kasten {a}
wissentlich {a} mahsus {a}
wissentlich {adj} maksatlı {s}
wissentlich {a} şuurlu {a}
Indirekte Treffer
auswendig wissen {allg} ezbere bilmek {allg}
Bescheid wissen {v} haberi olmak {fi}
Bescheid wissen {v} bilgisi olmak {fi}
Bescheid wissen {v} bilgi sahibi olmak {fi}
deklaratives Wissen {allg} [Phils]bildirimsel bilgi {allg}
genau wissen {allg} gayet iyi bilmek {allg}
halb wissen {allg} yarım yamalak bilmek {allg}
keinen Rat wissen {v} ne yapacağını bilmemek {fi}
konditionales Wissen {allg} [Phils]duruma dayalı bilgi {allg}
nach bestem Wissen und Gewissen {allg} vicdanen {allg}
nicht ein noch aus wissen {v} ne yapacağını bilmemek {fi}
nicht mehr zu helfen wissen {allg} işini bilmek {allg}
nicht mehr zu helfen wissen {allg} çaresiz kalmak {allg}
ohne mein Wissen {allg} haberim olmadan {allg}
ohne mein Wissen {allg} bilgim dışında {allg}
ohne mein Wissen {allg} benim bilgim haricinde {allg}
sein Schäfchen zu scheren wissen {allg} kendi çıkarlarını korumasını iyi bilmek {allg}
sein Wissen vertiefen {allg} bilgilerini artırmak {allg}
Sie wissen ja {allg} bildiğiniz gibi {allg}
Sie wissen ja, dass {allg} bildiğiniz gibi {allg}
von jemandem nichts wissen wollen {allg} artık birinin adını bile anmak istememek {allg}
wider besseres Wissen {allg} bile bile {allg}
wissen was die Uhr geschlagen hat {allg} başına geleceği bilmek {allg}
wissen wie der Hase läuft {allg} işlerin nereye varacağını önceden bilmek {allg}
wissen woher der Wind weht {allg} bunun arkasında bir şey olduğunu bilmek {allg}
zu helfen wissen {v} çare bulmak {fi}
zu helfen wissen {v} kendi başının çaresine bakmak {fi}
zu helfen wissen {v} işini bilmek {fi}