DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
der Stein {m} taş {i}
Stein des Anstoßes {allg} engel {allg}
Stein des Anstoßes {allg} mani {allg}
Stein und Bein schwören {allg} kesin olarak iddia etmek {allg}
der Steinadler {m} kartal {i}
der Steinadler {m} [Zoo]kaya kartalı {i}
der Steinadler {m} tavşancıl {i}
steinalt {a} çok eski {a}
steinalt {a} çok yaşlı {a}
der Steinansatz {m} ölçek {i}
der Steinansatz {m} skala {i}
der Steinansatz {m} terazi {i}
die Steinbank {f} seki {i}
der Steinbau {m} kagir bina {i}
der Steinbau {m} taş bina yapımı {i}
der Steinbock {m} [Zoo]dağ keçisi {i}
der Steinbock {m} dağkeçisi {i}
der Steinbock {m} elik {i}
der Steinbock {m} keçi {i}
der Steinbock {m} [Astr.]oğlak burcu {i}
der Steinbohrer {m} taş matkabı {i}
der Steinbrech {m} [Bot.]taşkıran otu {i}
der Steinbrech {m} taşkıranotu {i}
der Steinbrecher {m} [Tec]konkasör {i}
der Steinbrecher {m} taş işçisi {i}
der Steinbrecher {m} taş ocağı işçisi {i}
der Steinbrecher {m} taşçı {i}
der Steinbruch {m} taş ocağı {i}
der Steinbruchbetrieb {m} taş ocağı işletmesi {i}
der Steinbutt {m} kalkan {i}
der Steinbutt {m} [Zoo]kalkan balığı {i}
das Steindamm {n} duvar rıhtım {i}
der Steindruck {m} litografi {i}
der Steindruck {m} [Drck]taş baskı {i}
der Steindruck {m} [Drck]taş baskı yazı {i}
der Steindrucker {m} litograf {i}
der Steindrucker {m} taş basmacı {i}
die Steineiche {f} meşe {i}
die Steineiche {f} pırnal meşesi {i}
steinern {adj} kaskatı {s}
steinern {adj} sert {s}
steinern {adj} taş gibi {s}
steinern {adj} taştan {s}
steinern {adj} taştan yapılma {s}
der Steinfänger {m} taş tutucu {i}
das Steinformat {n} taş şekli {i}
das Steinformat {n} tuğla şekli {i}
die Steinfrucht {f} [Bot.]çekirdekli meyve {i}
der Steingarten {m} dağ bitkileri ve kayaların birlikte düzenlenmesiyle oluşturulmuş bahçe {i}
das Steingut {n} topraktan yapılarak taşlaştırılmış toprak işi {i}
steinhart {adj} kaya gibi {s}
steinhart {a} taş gibi {a}
steinhart {adj} taş gibi sert {s}
der Steinhauer {m} taşçı ustası {i}
das Steinholz {n} ksiloit {i}
das Steinhuhn {n} keklik {i}
das Steinhuhn {n} [Zoo]kızıl keklik {i}
steinig {adj} çakıllı {s}
steinig {adj} kayalık {s}
steinig {adj} taşlı {s}
steinigen {v} recmetmek {v}
steinigen {v} taşlamak {fi}
steinigen {v} taşlayarak öldürmek {v}
die Steinigung {f} birini taşlama {i}
die Steinigung {f} recm {i}
die Steinigung {f} taşlayarak öldürme {i}
der Steinkauz {m} kukumav {i}
der Steinklee {m} koçboynuzu {i}
der Steinklee {m} kokulu sarı yonca {i}
der Steinklee {m} kokulu yonca {i}
der Steinklee {m} yara otu {i}
der Steinklee {m} yonca {i}
die Steinkohle {f} antrasit {i}
die Steinkohle {f} maden kömürü {i}
die Steinkohle {f} [Berg]taşkömürü {i}
die Steinkohlenaufbereitung {f} taşkömürü hazırlanması {i}
der Steinkohlenbergbau {m} taşkömürü madenciliği {i}
der Steinkohlenbergmann {m} taşkömürü madencisi {i}
das Steinkohlenbergwerk {n} taşkömürü maden ocağı {i}
das Steinkohlenbrikett {n} maden kömürü briketi {i}
Indirekte Treffer
das bei jemandem einen Stein im Brett haben {allg} birinin gözünde olmak {allg}
das ist ein Tropfen auf dem heißen Stein {allg} dişinin kovuğuna bile gitmez {allg}
der Stein kommt ins Rollen {allg} söylenti yayılmaya başladı {allg}
ein Herz aus Stein {allg} taş yürekli {allg}
ein Herz aus Stein {allg} katı yürekli {allg}
ein tropfen auf den heißen Stein {allg} devede kulak {allg}
einen Stein vorrücken {allg} [Sp]satrançda taş sürmek {allg}
flacher Stein {allg} kaydırak {allg}
in Stein hauen {allg} bir şeyin taştan heykelini yapmak {allg}
in Stein schneiden {allg} taşa oymak {allg}
in Stein schneiden {allg} taşa kazımak {allg}
jemandem fällt ein Stein vom Herzen {allg} birinin yüreğine su serpildi {allg}
jemandem fällt ein Stein vom Herzen {allg} birinin içi ferahladı {allg}
mir ist ein Stein vom Herzen gefallen {allg} yüreğime su serpildi {allg}
mir ist ein Stein vom Herzen gefallen {allg} yüreğim yağ bağladı {allg}
mir ist ein Stein vom Herzen gefallen {allg} içim rahatladı {allg}
nur ein Tropfen auf den heißen Stein {allg} devede kulak {allg}
Stein des Anstoßes {allg} mani {allg}
Stein des Anstoßes {allg} engel {allg}
Stein und Bein schwören {allg} kesin olarak iddia etmek {allg}