TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
yere almak {fi} niederwerfen {v}
yere atmak {fi} aufwerfen {v}
yere atmak {fi} hinunterwerfen {v}
yere atmak {fi} hinwerfen {v}
yere atmak {v} schmettern {v}
yere bakan yürek yakan {allg} es faustdick hinter den Ohren haben {allg}
yere bakan yürek yakan {i} der Schleicher {m}
yere bakmak {allg} auf den Boden schauen {allg}
yere bakmak {fi} schämen {v}
yere bırakma {i} die Niederlegung {f}
yere bırakmak {v} ablegen {v}
yere bırakmak {fi} niedersetzen {v}
yere devirmek {fi} niederstoßen {v}
yere devirmek {fi} umlegen {v}
yere devirmek {fi} umreißen {v}
yere devirmek {fi} umschlagen {v}
yere devirmek {fi} umschmeißen {v}
yere devirmek {fi} umwerfen {v}
yere devrilmek {fi} umfliegen {v}
yere devrilmek {fi} umkippen {v}
yere devrilmek {fi} Umsinken {v}
yere doğru {adv} erdwärts {adv}
yere düşen bir nesneden çıkan yansıma sesi {ünl} klapp {Inter}
yere düşmek {itr} abschmieren {itr}
yere düşmek {v} entsinken {v}
yere düşmek {fi} hinfallen {v}
yere düşmek {itr} purzeln {itr}
yere düşmek {fi} umfallen {v}
yere düşmek {fi} umfliegen {v}
yere düşmek {fi} umkippen {v}
yere düşmek {fi} Umsinken {v}
yere düşmek {allg} zu Boden fallen {allg}
yere düşmek {allg} [sp]zu Boden gehen {allg}
yere düşmek {allg} zur Erde fallen {allg}
yere düşürmek {fi} niederschlagen {v}
yere düşürmek {fi} niederschmettern {v}
yere düşürmek {fi} umreißen {v}
yere düşürmek {fi} umwerfen {v}
yere fırlatmak {allg} zu Boden werfen {allg}
yere indiren vuruş {i} [metr]der Niederschlag {m}
yere indirmek {fi} absetzen {v}
yere indirmek {fi} aufsetzen {v}
yere indirmek {fi} aussteigen {v}
yere indirmek {fi} landen {v}
yere indirmek {fi} niederlassen {v}
yere indirmek {fi} [sp]niederringen {v}
yere indirmek {fi} niederschlagen {v}
yere indirmek {fi} niederschmettern {v}
yere indirmek {fi} niederstoßen {v}
yere indirmek {fi} niederwerfen {v}
yere indirmek {v} umkippen {v}
yere indirmek {fi} umklappen {v}
yere indirmek {fi} umschlagen {v}
yere indirmek {v} umstürzen {v}
yere iniş {i} die Landung {f}
yere inme {i} der Anflug {m}
yere inme {i} der Anhauch {m}
yere inme {i} die Landung {f}
yere inmek {fi} absitzen {v}
yere inmek {fi} aufsetzen {v}
yere inmek {itr} landen {itr}
yere inmek {fi} nieder gehen {v}
yere itmek {v} überrennen {v}
yere kadar eğilerek selam verme {i} der Kratzfuß {m}
yere kapaklanmak {fi} überschlagen {v}
yere kapaklanmak {fi} umkippen {v}
yere kapanma {i} der Fußfall {m}
yere kapanma {i} der Kniefall {m}
yere kapanma {i} die Prostration {f}
yere kapanmak {fi} zu Boden werfen {v}
yere konmak {itr} landen {itr}
yere koyma {i} die Niederlegung {f}
yere koymak {v} ablegen {v}
yere koymak {fi} abstellen {v}
yere koymak {fi} aufsetzen {v}
yere koymak {fi} niederlegen {v}
yere koymak {fi} niedersetzen {v}
yere muşamba döşemek {allg} Linoleum legen {allg}
yere sabitlenmis direk {i} [mim]der Bogenpfeiler {m}
yere serilmek {fi} umfliegen {v}
Indirekte Treffer
acele acele bir yere koşuşturmak {allg} irgendwohin hasten {allg}
ağaçsız bir yere fidan dikmek {fi} aufforsten {v}
alıp başka bir yere koymak {fi} wegsetzen {v}
alıp başka yere götürmek {v} räumen {v}
araçla bir yere götürmek {v} ausfahren {v}
at ile bir yere doğru gitmek {fi} zureiten {v}
at ile bir yere girmek {fi} hineinreiten {v}
ateş ederek yere sermek {fi} niederschießen {v}
ayağını yere basmak {fi} auftreten {v}
ayağını yere koymak {fi} auftreten {v}
ayak izleri bırakarak yere basmak {itr} stapfen {itr}
ayakları yere sürterek protesto etmek {allg} mit den Füßen scharren {allg}
ayaklarını yere vurmak {fi} aufstampfen {v}
aynı yere ait iki takımın yaptığı maç {i} [sp]das Derby {n}
aynı yere bırakmak {fi} zusammensperren {v}
aynı yere gidecek yolcuları ve şoförleri buluşturan acente {i} die Mitfahrerzentrale {f}
bakışlarını yere indirmek {allg} die Augen niederschlagen {allg}
başka bir yere {adv} woandershin {adv}
başka bir yere asmak {fi} weghängen {v}
başka bir yere atamak {fi} wegtreiben {v}
başka bir yere dikmek {v} [bitk]verpflanzen {v}
başka bir yere geçirmek {v} übertragen {v}
başka bir yere gitmek {allg} woanders hinfahren {allg}
başka bir yere gizlemek {fi} wegstecken {v}
başka bir yere göndermek {fi} überleiten {v}
başka bir yere kurmak {fi} verlagern {v}
başka bir yere nakletmek {fi} umquartieren {v}
başka bir yere oturtmak {fi} hinwegsetzen {v}
başka bir yere saklamak {fi} wegstecken {v}
başka bir yere taşımak {fi} verlagern {v}
başka bir yere taşınmak {fi} umsiedeln {v}
başka bir yere yerleşmek {fi} zuziehen {v}
başka bir yere yerleştirmek {fi} umquartieren {v}
başka bir yere yerleştirmek {fi} verlagern {v}
başka yere {tan.} sonst wohin {Art.}
başka yere {adv} anderwärts {adv}
başka yere {adv} anderswohin {adv}
başka yere asmak {fi} umhängen {v}
başka yere atama {i} die Versetzung {f}
başka yere atamak {fi} versetzen {v}
başka yere dikmek {v} [bitk]versetzen {v}
başka yere gitmek istemek {fi} fortwollen {v}
başka yere götürmek {fi} fortgeben {v}
başka yere koyma {i} die Versetzung {f}
başka yere koymak {fi} weglegen {v}
başka yere koymak {v} versetzen {v}
başka yere koymak {fi} umlegen {v}
başka yere nakletmek {v} verrücken {v}
başka yere nakletmek {v} überführen {v}
başka yere sürme {i} die Umsiedelung {f}
başka yere taşıma {i} die Fernübertragung {f}
başka yere taşınmak {v} überführen {v}
başka yere taşınmak {fi} fortziehen {v}
başka yere verilmiş sözü olmak {allg} versagt sein {allg}
başka yere yerleştirmek {v} überführen {v}
bayılıp yere düşmek {fi} umklappen {v}
belirlenen yere yerleştirme {i} die Positionierung {f}
belirli bir yere doğru yüzmek {v} anschwemmen {v}
beraberce aynı yere koymak {fi} zusammenlegen {v}
bir ayakla yere basıp diğer ayakla iterek sürülen kızak {i} [sp]der Rennwolf {m}
bir başka yere {adv} woandershin {adv}
bir grubu bir yere yerleştirmek {v} [ask]kasernieren {v}
bir şeyi bir yere atmak {allg} irgendwohin hauen {allg}
bir şeyi bir yere dayamak {fi} anstellen {v}
bir şeyi bir yere koymak {fi} anlegen {v}
bir şeyi bir yere sokarak içinden geçirmek {fi} durchstecken {v}
bir şeyi bir yere sokmak {allg} in stecken {allg}
bir şeyi bir yere tıkamak {v} [bitk]Pfropfen {v}
bir şeyi haksız yere iddia etmek {allg} anmaßen {allg}
bir şeyi yere vurmak {fi} aufstoßen {v}
bir şeyin yere düştüğünde çıkardığı ses {i} der Klatsch {m}
bir yerden başka bir yere geçiş {i} der Transfer {m}
bir yerden bir yere gelmek {itr} kommen {itr}
bir yerden çıkarıp başka bir yere ekme {i} das Umpflanzen {n}
bir yere ahali yerleştirmek {allg} ein Land bevölkern {allg}
bir yere ait {s} örtlich {adj}
bir yere akmak {fi} ausmünden {v}
bir yere asılmış olan ve küçücük bir sarsıntıyla bile hareket edebilen ve ses çıkaran süs eşyası {i} das Mobile {n}
bir yere asmak {fi} anhängen {v}
bir yere ayak basmak {allg} irgendwo Fuß fassen {allg}