TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
küçük {s} beschränkt {adj}
küçük {s} fipsig {adj}
küçük {s} gering {adj}
küçük {s} geringfügig {adj}
küçük {s} junior {adj}
küçük {i} das Kind {n}
küçük {s} klein {adj}
küçük {önk} Mikro- {prä}
küçük {a} minderjährig {a}
küçük {önk} mini {prä}
küçük {allg} minorenn {allg}
küçük {a} nebensächlich {a}
küçük {s} oligo {adj}
küçük {s} possierlich {adj}
küçük {a} überschaubar {a}
küçük {a} unbedeutend {a}
küçük {allg} unmündig {allg}
küçük açı {i} [mat]das Eckchen {n}
küçük ada {i} das Eiland {n}
küçük adam {i} das Männlein {n}
küçük adımlarla yürümek {fi} kurztreten {v}
küçük adımlarla yürümek {itr} trappen {itr}
küçük afacan {i} das Bengelchen {n}
küçük ağaç {i} [bitk]der Strauch {m}
küçük ağaç kütüğü {i} das Stümpfchen {n}
küçük ağaçkakan {i} [hayb]der Kleinspecht {m}
küçük ağaçkakan {i} der Specht {m}
küçük ahır {i} das Ställchen {n}
küçük aile {i} die Kleinfamilie {f}
küçük akarsu {i} das Bächlein {n}
küçük akarsu {i} [coğ]das Rinnsal {n}
küçük akarsu {i} das Wässerchen {n}
küçük alan {i} die Kleinfläche {f}
küçük alan işletmesi {i} der Kleinflächenbetrieb {m}
küçük alanların iklimi {i} das Mikroklima {n}
küçük ama güzel şey {i} das Dingelchen {n}
küçük ama şişman kişi {i} das Dickerchen {n}
küçük antilop {i} [hayb]das Böckchen {n}
küçük arazi parçası {i} das Los {n}
küçük arazi sahibi {i} der Kleinlandwirt {m}
küçük arya {i} [müz]die Ariette {f}
küçük Asya {i} [coğ]das Kleinasien {n}
küçük atmaca {i} der Sperber {m}
küçük av hayvanı {i} der Schneider {m}
küçük av hayvanları {i} [hayb]das Niederwild {n}
küçük avarya {allg} kleine Havarie {allg}
küçük avcı {i} der Treiber {m}
Küçük ayı {allg} der kleine Bär {allg}
Küçük ayı {i} der Kleine Bär {m}
küçük ayrıntılar da çok etkili olabilir {allg} Kleinvieh macht auch Mist {allg}
küçük azı dişleri {ç} [anat]die Prämolaren {pl}
küçük bagaj {i} das Plätzchen {n}
küçük bağırgan {i} der Adler {m}
küçük bağırgan {i} der Schreiadler {m}
küçük bahçesi olan yer {i} die Laubenkolonie {f}
küçük bakır kap {i} das Kupfergefäß {n}
küçük bakkal {i} der Tante-Emma-Laden {m}
küçük bakkal dükkanı {i} der Tante-Emma-Laden {m}
küçük baldıran {allg} gemeine Hundspetersilie {allg}
küçük baldıran {i} die Hundspetersilie {f}
küçük baldıran {i} die Petersilie {f}
küçük balon {i} [kim]das Ballonet {n}
küçük baraka {i} die Baude {f}
küçük baskı makinesi {i} [bas]der Tiegel {m}
küçük baston {i} das Stöckchen {n}
küçük bayrak {i} das Fähnlein {n}
küçük bayrak {i} die Standarte {f}
küçük bebeklerin giymesi için hazırlanan şeyler {i} die Babyausstattung {f}
küçük bedenli ve keseli kürk hayvanı {i} [hayb]das Opossum {n}
küçük ben {i} [hek]das Wärzchen {n}
küçük benek {i} das Tüttelchen {n}
küçük bey {allg} junger Herr {allg}
küçük beygir {i} [ed]das Rösschen {n}
küçük beyin {i} das Kleinhirn {n}
küçük bez {i} das Tüchlein {n}
küçük bez parçası {i} das Läppchen {n}
küçük bilgisayar {i} der Kleinrechner {m}
küçük bir çocuk {allg} ein kleines Kind {allg}
küçük bir hediye {allg} ein kleines Geschenk {allg}
küçük bir kase çorba {i} [ed]das Süpplein {n}
Indirekte Treffer
1900'lü yıllarda tedavülde olan en küçük Alman para birimi {i} der Heller {m}
afacan / in gömlek giymis küçük çocuk. {allg} Hemdenmatz {allg}
ağaç dalları üzerine yapraklardan yapılan küçük kulübe {i} die Laubhütte {f}
ancak mikroskopla incelenebilen küçük canlı {i} der Mikroorganismus {m}
Avusturya'da en küçük para {i} der Groschen {m}
beraberinde getirilen küçük hediye {i} das Mitbringsel {n}
bir bölgede birçok küçük devletin varlığı {i} die Kleinstaaterei {f}
bir büyük partiden ayrılarak kurulan küçük parti {i} [pol]die Splitterpartei {f}
bir nesnenin uçmasını engellemek için konan küçük ama ağır nesne {i} der Beschwerde {m}
birini küçük düşürmek {allg} jemanden unmöglich machen {allg}
bu sözcük küçük yazılır {allg} dieses Wort wird kleingeschrieben {allg}
buharlı küçük vapur {i} das Dampfboot {n}
büyük harfle başlaması gereken isimleri küçük harfle yazma {i} die Kleinschreibung {f}
büyük küçük herkes {allg} Kinder und Erwachsene {allg}
büyük partiden ayrılarak kendi grubunu kuran küçük siyasal grup {i} [pol]die Splittergruppe {f}
büyük tonoz içindeki küçük tonoz {i} [mim]die Stichkappe {f}
çayı sıcak tutmak amacıyla kullanılan küçük mum {i} das Teelicht {n}
çeşitli politik ve aktüel olayların alaysı şekilde canlandırıldığı küçük müzikal tiyatro oyunu {i} das Kabarett {n}
çok daha küçük {allg} weitaus kleiner {allg}
çok küçük {s} minimal {adj}
çok küçük {önk} mini {prä}
çok küçük {s} klitzeklein {adj}
çok küçük {s} winzig {adj}
çok küçük {i} das Duodez {n}
çok küçük {allg} verschwindend klein {allg}
çok küçük bir durum {i} der Zwirnsfaden {m}
çok küçük bir parça {allg} ein ganz klein Bisschen {allg}
çok küçük delikli süzgeç {i} [kim]der Ultrafilter {m}
çok küçük devlet {i} der Zwergstaat {m}
çok küçük devlet {i} der Duodezstaat {m}
çok küçük fark {i} [sp]die Nasenlänge {f}
çok küçük gövdeli {s} zwergwüchsig {adj}
çok küçük kardeş {i} das Geschwisterchen {n}
daha küçük {allg} noch kleiner {allg}
daha küçük {s} minder {adj}
daha küçük {s} Kleiner {adj}
daha küçük {s} jünger {adj}
daha küçük erkek {i} der Junior {m}
değersiz küçük şeyler {i} der Krimskrams {m}
doğadaki en küçük ekolojik birim {mn} Ökotop {mn}
edep yerini kapamaya yarar küçük örtü {i} das Feigenblatt {n}
en küçük {a} minimal {a}
en küçük {s} jüngste {adj}
en küçük {adv} jüngst {adv}
en küçük basınç {i} der Minimaldruck {m}
en küçük birimleri gösteren çok hassas terazi {i} die Mikrowaage {f}
en küçük birimlerin kimyası {i} die Mikrochemie {f}
en küçük boşluk {i} das Mindesspiel {n}
en küçük çift {i} [mat]das Minimalpaar {n}
en küçük değer {i} das Kleinstwert {n}
en küçük değer {i} das Minimum {n}
en küçük detayları gösterebilen mikroskop {i} das Ultramikroskop {n}
en küçük fazlalık {i} das Kleinstübermaß {n}
en küçük gerilme {i} die Minimalspannung {f}
en küçük kareler metodu {allg} Methode der kleinsten Quadrate {allg}
en küçük ölçü {i} das Kleinstmaß {n}
en küçük ortalama {allg} kleinster Mittelwert {allg}
eserdeki en küçük bölüm {i} [müz]die Phrase {f}
eskisinden daha küçük {allg} noch viel kleiner {allg}
etrafındakilerden farklı dilde konuşan küçük bölge {i} [dilb]die Sprachinsel {f}
fonksiyonun en küçük veya en büyük değerini belirlemek {v} [mat]optimieren {v}
gazete satılan küçük kulübe {i} der Kiosk {m}
gelişmemiş küçük kasaba {i} das Kuhkaff {n}
güneş etrafında dönen küçük gezegen {i} [gökb]der Planetoid {m}
güzel ve küçük {s} niedlich {adj}
hayvan derisinde tüyler arasında küçük yer {i} der Fleck {m}
içine ıvır zıvır konan küçük kutu {i} das Necessaire {n}
iki direkli küçük yelkenli {i} [den]die Brigg {f}
iki veya daha fazla şahsın ortaklığıyla oluşan küçük işletme {allg} Gesellschaft des bürgerlichen Rechts {allg}
inanç şehidi mezarı üzerine yapılan küçük kilise {i} das Martyrtum {n}
ince küçük talaş {i} das Spänchen {n}
işyerindeki en küçük çalışma grubu {i} [pol]die Brigade {f}
işyerindeki en küçük çalışma grubu amiri {i} [pol]der Brigadegeneral {m}
ısırarak küçük parçalara ayırmak {fi} abkauen {v}
kaleye sokulmaya çalışılan sert ve küçük disk {i} [sp]der Puck {m}
kanatlı küçük çocuk figürü {i} die Putte {f}
kazada oluşan küçük hasar {i} das Bagatellschaden {n}
kendini küçük düşürmek {allg} bloßstellen {allg}
kendini küçük düşürmek {allg} erniedrigen {allg}
kök ve dallarının kesilmesi suretiyle küçük bırakılan süs ağacı {i} der Bonsai {m}