TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
başına {i} [tek]der Alleingang {m}
başına {a} [tek]im Alleingang {a}
başına {allg} [tek]ohne fremde Hilfe {allg}
başına {allg} [tek]ohne Hilfe {allg}
başına {öt} pro {prp}
başına bela olmak {fi} ausschlagen {v}
başına bir olay gelmek {itr} widerfahren {itr}
başına buyruk {s} cäsarisch {adj}
başına buyruk {i} der Eigenbrötler {m}
başına buyruk {s} eigenbrötlerisch {adj}
başına buyruk {s} eigenmächtig {adj}
başına buyruk {s} eigenwillig {adj}
başına buyruk {s} selbstherrlich {adj}
başına buyruk {s} willkürlich {adj}
başına buyrukluk {i} die Eigenbrötelei {f}
başına buyrukluk {i} die Willkür {f}
başına buyrukluk {i} die Eigenwilligkeit {f}
başına çelenk koymak {v} bekränzen {v}
başına çıkmak {allg} jemandem auf der Nase herumtanzen {allg}
başına çocuk büyüten {s} [tek]Allein erziehend {adj}
başına devlet kuşu konmak {fi} ein großes Glück besehen {v}
başına dikilmek {fi} aufpflanzen {v}
başına geleceği bilmek {allg} wissen was die Uhr geschlagen hat {allg}
başına geleceği hesaplamadan başa geçmek {allg} ohne Rücksicht auf Verluste ans Ruder kommen {allg}
başına geleceği hesaplamadan idareyi ele almak {allg} ohne Rücksicht auf Verluste ans Ruder kommen {allg}
başına gelir getiren {i} [tek]der Alleinverdiener {m}
başına gelmek {v} befallen {v}
başına gelmek {itr} begegnen {itr}
başına gelmek {v} betreffen {v}
başına gelmek {v} erleiden {v}
başına gelmek {fi} hereinbrechen {v}
başına gelmek {v} treffen {v}
başına gelmek {fi} widerfahren {v}
başına gelmek {fi} zustoßen {v}
başına açmak {allg} einhandeln {allg}
başına sarmak {fi} aufhalsen {v}
başına sahip olma {i} [tek]der Eigenbesitz {m}
başına yulan dolamak {allg} jemanden um den Finger wickeln {allg}
Indirekte Treffer
birinin başına kahya kesilmek {allg} bevormunden {allg}
adam başına {allg} pro Kopf {allg}
adam başına bedel {i} der Kopfbetrag {m}
adam başına düşmek {allg} auf jeden Einzelnen kommen {allg}
adam başına gelir {i} das Pro-Kopf-Einkommen {n}
adet başına fiyat {i} der Stückpreis {m}
aklı başına gelmek {allg} die Hörner abstoßen {allg}
aklı başına gelmek {fi} gewitzigt sein {v}
aklı başına gelmek {itr} erwachen {itr}
aklı başına gelmek {fi} zur Besinnung kommen {v}
aklı başına gelmek {fi} wie zu sich kommen {v}
aklına başına devşir! {allg} Sei doch gescheit {allg}
aklını başına almak {allg} in sich gehen {allg}
aklını başına getirmek {fi} jemanden eines Besseren belehren {v}
aklını başına getirmek {fi} ernüchtern {v}
aklını başına topla {allg} Sei vernünftig {allg}
aklını başına topla! {allg} nimm doch Vernunft an {allg}
aklını başına toplamak {allg} in sich gehen {allg}
araç ile bir başından öbür başına gitmek {v} durchfahren {v}
aranan biri için başına konan mükafat {i} das Kopfgeld {n}
bahar başına vurmak {allg} Frühlingsgefühle bekommen {allg}
başına bela olmak {fi} ausschlagen {v}
başına bir olay gelmek {itr} widerfahren {itr}
başına buyruk {s} eigenbrötlerisch {adj}
başına buyruk {s} willkürlich {adj}
başına buyruk {i} der Eigenbrötler {m}
başına buyruk {s} selbstherrlich {adj}
başına buyruk {s} cäsarisch {adj}
başına buyruk {s} eigenwillig {adj}
başına buyruk {s} eigenmächtig {adj}
başına buyrukluk {i} die Eigenbrötelei {f}
başına buyrukluk {i} die Eigenwilligkeit {f}
başına buyrukluk {i} die Willkür {f}
başına çelenk koymak {v} bekränzen {v}
başına çıkmak {allg} jemandem auf der Nase herumtanzen {allg}
başına çocuk büyüten {s} [tek]Allein erziehend {adj}
başına devlet kuşu konmak {fi} ein großes Glück besehen {v}
başına dikilmek {fi} aufpflanzen {v}
başına geleceği bilmek {allg} wissen was die Uhr geschlagen hat {allg}
başına geleceği hesaplamadan başa geçmek {allg} ohne Rücksicht auf Verluste ans Ruder kommen {allg}
başına geleceği hesaplamadan idareyi ele almak {allg} ohne Rücksicht auf Verluste ans Ruder kommen {allg}
başına gelir getiren {i} [tek]der Alleinverdiener {m}
başına gelmek {fi} widerfahren {v}
başına gelmek {itr} begegnen {itr}
başına gelmek {v} treffen {v}
başına gelmek {v} befallen {v}
başına gelmek {fi} hereinbrechen {v}
başına gelmek {v} erleiden {v}
başına gelmek {fi} zustoßen {v}
başına gelmek {v} betreffen {v}
başına açmak {allg} einhandeln {allg}
başına sarmak {fi} aufhalsen {v}
başına sahip olma {i} [tek]der Eigenbesitz {m}
başına yulan dolamak {allg} jemanden um den Finger wickeln {allg}
başkalarının başına bela olan kişi {i} der Plagegeist {m}
bir bakterinin tek başına çoğaltılması {i} [biy]die Reinkultur {f}
bir topluluğu tek başına eğlendiren {i} der Alleinunterhalter {m}
birim başına işçilik {allg} Arbeitsaufwand pro Einheit {allg}
birim başına işletme maliyeti {allg} Betriebskosten pro Einheit {allg}
birisinin aklını başına getirmek {allg} jdn zur Räson bringen {allg}
birisinin başına taç takmak {v} kränzen {v}
çocuk başına vergi muafiyeti {i} der Kinderfreibetrag {m}
dili yüzenden başına hal gelmek {allg} die Zunge verbrennen {allg}
her işi tek başına yapmak zorunda kalmak {allg} alles allein machen müssen {allg}
hisse başına düşen kar {allg} [tic]Gewinn pro Aktie {allg}
saati başına randıman {i} die Leistung pro Arbeitsstunde {f}
kendi başına {allg} auf eigene Faust {allg}
kendi başına {önk} selbst- {prä}
kendi başına {adv} amtshalber {adv}
kendi başına {a} eigenständig {a}
kendi başına {s} eigenmächtig {adj}
kendi başına {a} autark {a}
kendi başına {adv} selbstständig {adv}
kendi başına bırakmak {v} überlassen {v}
kendi başına açmak {allg} einbrocken {allg}