TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
saati ayarlamak {allg} die Uhr stellen {allg}
saati ayarlamak {allg} Uhr einstellen {allg}
saati doğru çalışmamak {allg} Deine Uhr geht wohl nach dem Mond {allg}
saati geriye almak {fi} zurückstellen {v}
saati ileri almak {fi} Vorstellen {v}
saati kurmak {allg} die Uhr stellen {allg}
saatim ileri gidiyor {allg} meine Uhr geht vor {allg}
saatin çalışması kontrol cihazı {i} die Zeitwaage {f}
saatin çalma düzeni {i} das Schlagwerk {n}
saatin mekanizması {i} das Uhrwerk {n}
saatin saatbaşı çalması {i} der Glockenschlag {m}
Indirekte Treffer
altın kol saati {allg} goldene Armbanduhr {allg}
besleme suyu saati {i} der Speisewassermesser {m}
bir buluşma saati söylemek {allg} einen Termin nennen {allg}
bir saati aşkın {allg} über eine Stunde {allg}
borsada resmi açılış saati öncesi alışverişler {i} [tic]die Vorbörse {f}
çalar saati ayarlamak {allg} den Wecker stellen {allg}
çalışma saati {i} die Arbeitsstunde {f}
çay saati {i} die Teestunde {f}
cep saati {i} die Taschenuhr {f}
ders saati {i} der Unterricht {m}
ders saati {i} die Stunde {f}
ders saati {i} die Schulstunde {f}
ders saati {i} die Kursstunde {f}
ders saati {i} die Unterrichtsstunde {f}
diferansiyel elektrik saati {i} [elek]der Differenzialelektrometer {m}
dinlenme saati {i} die Erholungstunde {f}
doktor muayene saati {i} die Sprechstunde {f}
duvar saati {i} die Wanduhr {f}
eğlence yeri kapanma saati {i} die Sperrstunde {f}
fazla çalışma saati {i} die Überstunde {f}
fazla çalışma saati {i} die Mehrarbeitsstunde {f}
gaz saati {i} die Gasuhr {f}
gaz saati {i} der Gasmesser {m}
gerçek zaman saati {i} der Uhrzeitgeber {m}
gerçek zaman saati {i} die Echtzeituhr {f}
giriş çıkış kontrol saati {i} die Kontrolluhr {f}
gişe kapanış saati {i} der Schalterschluss {m}
görüşme saati {i} [hek]die Ordination {f}
görüşme saati {i} die Sprechstunde {f}
güneş saati {i} die Sonnenuhr {f}
günün saati {i} die Tageszeit {f}
haftalık ders saati {i} die Wochenstunde {f}
hareket saati {i} die Abfahrtszeit {f}
hasta ziyaret saati {i} die Krankenbesuchszeit {f}
hiç rahatsız edilmeden yaşanan aşk-meşk saati {i} das Schäferstündchen {n}
saati {i} die Arbeitsstunde {f}
saati başına randıman {i} die Leistung pro Arbeitsstunde {f}
işçilik saati {i} die Mannstunde {f}
işe başlama saati {i} das Arbeitsbeginn {n}
işletme mesai saati {i} [tic]die Betriebszeit {f}
kalkış saati {i} die Abfahrtszeit {f}
kalkış saati {i} die Abflugzeit {f}
kalkış saati {i} die Abfahrtszeit {f}
kapama saati {i} die Sperrstunde {f}
Kapanis saati {allg} Schließzeit {allg}
kapanış saati {i} die Sperrzeit {f}
kapanma saati {i} die Sperrstunde {f}
kapanma saati {i} die Polizeistunde {f}
karar saati {i} die Entscheidungsstunde {f}
kilometre saati {i} der Geschwindigkeitsmesser {m}
kilometre saati {i} der Kilometerzähler {m}
kol saati {i} die Armbanduhr {f}
kontrol saati {i} die Stempeluhr {f}
kule saati {i} die Turmuhr {f}
kum saati {i} die Sanduhr {f}
kum saati {i} die Sanduhr {f}
kum saati {i} das Stundenglas {n}
mağaza kapanma saati {i} der Ladenschluss {m}
mesai bitiş saati {i} der Büroschluss {m}
meyhane ve lokanta gibi yerlerin kapanma saati {i} die Polizeistunde {f}
muayene saati {i} [hek]die Sprechzeit {f}
mutfak alarm saati {i} [mutf]die Eieruhr {f}
öğle saati {i} die Mittagsstunde {f}
ölçme saati {i} die Messuhr {f}
ölüm saati {i} die Todesstunde {f}
Orta Avrupa saati {allg} mitteleuropäische Zeit {allg}
otopark saati {i} die Parkzeituhr {f}
otopark saati {i} die Parkuhr {f}
otopark saati {i} das Parkometer {n}
park saati {i} die Parkuhr {f}
saati ayarlamak {allg} Uhr einstellen {allg}
saati ayarlamak {allg} die Uhr stellen {allg}
saati doğru çalışmamak {allg} Deine Uhr geht wohl nach dem Mond {allg}
saati geriye almak {fi} zurückstellen {v}
saati ileri almak {fi} Vorstellen {v}
saati kurmak {allg} die Uhr stellen {allg}
sarkaçlı duvar saati {i} die Pendüle {f}
soru saati {i} die Fragestunde {f}
su saati {i} die Wasseruhr {f}
uçuş saati {i} die Flugstunde {f}