DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
der Boden {m} [Naut.]ambar {i}
der Boden {m} arazi {i}
der Boden {m} arsa {i}
der Boden {m} asıl {i}
der Boden {m} dip {i}
der Boden {m} sap {i}
der Boden {m} esas {i}
der Boden {m} önemli {i}
der Boden {m} parke {i}
der Boden {m} taban {i}
der Boden {m} tarla {i}
der Boden {m} tavan arası {i}
der Boden {m} temel {i}
der Boden {m} toprak {i}
der Boden {m} yer {i}
der Boden {m} yüzey {i}
der Boden {m} zemin {i}
Boden gewinnen {allg} ilerlemek {allg}
Boden gewinnen {allg} yerleşmek {allg}
die Boden-Boden-Rakete {f} dar enli bir raket cinsi {i}
die Bodenabwehr {f} [mil.]kara savunması {i}
die Bodenabwehr {f} [mil.]uçak saldırısına karşı yerden savunma {i}
die Bodenakrobatik {f} [Sp]aletsiz yer jimnastiği {i}
die Bodenanalyse {f} toprak analizi {i}
die Bodenart {f} toprak cinsi {i}
die Bodenbank {f} ipotek bankası {i}
die Bodenbearbeitung {f} toprağı sulayıp çapalama {i}
die Bodenbearbeitung {f} toprağı verimli hale getirme {i}
die Bodenbearbeitung {f} toprak işleme {i}
der Bodenbelag {m} ince uzun halı {i}
der Bodenbelag {m} yaygı {i}
der Bodenbelag {m} yer döşemesi {i}
der Bodenbelag {m} yolluk {i}
die Bodenbeschaffenheit {f} toprağın doğal özelliği {i}
die Bodenbeschaffenheit {f} toprağın niteliği {i}
die Bodenbewirtschaftung {f} toprak işleme {i}
das Bodenbretter {n} döşeme tahtası {i}
das Bodenbretter {n} döşemelik tahta {i}
der Bodendienst {m} yer servisi {i}
der Bodendruck {m} sıvının kaba yaptığı taban basıncı {i}
die Bodendurchlässigkeit {f} toprağın su sızdırma yeteneği {i}
das Bodeneis {n} dağların tepelerinde ve tepelerde biriken kar buzu {i}
die Bodenerhebung {f} küçük yükselti {i}
die Bodenerhebung {f} tepecik {i}
die Bodenerosion {f} yüzey erozyonu {i}
die Bodenerschöpfung {f} toprağ boşaltılması {i}
die Bodenerschöpfung {f} toprak boşaltımı {i}
der Bodenertrag {m} toprağın verimlilik durumu {i}
der Bodenertrag {m} toprak verimi {i}
das Bodenerzeugnis {n} toprak mahsulü {i}
das Bodenfenster {n} apartman boşluğundaki aydınlatma camı {i}
das Bodenfenster {n} tepe penceresi {i}
die Bodenfeuchtigkeit {f} toprak nemi {i}
das Bodenfeuer {n} için için yanma {i}
das Bodenfeuer {n} içten yanma {i}
die Bodenfiltration {f} toprak süzmesi {i}
die Bodenfläche {f} dip {i}
die Bodenfläche {f} taban {i}
die Bodenfläche {f} yüzölçümü {i}
die Bodenflora {f} toprak florası {i}
die Bodenfräse {f} toprak işleme makinesi {i}
die Bodenfreiheit {f} bir taşıma aracının tabanıyla yer arasında kalan boşluk {i}
die Bodenfrost {f} don {i}
die Bodenfrost {f} toprağın donması {i}
die Bodenfrost {f} yerin donması {i}
der Bodenfunker {m} [mil.]kara telsizi {i}
die Bodenfunkstation {f} [mil.]kara telsizi merkezi {i}
die Bodengymnastik {f} [Sp]yer jimnastiği {i}
die Bodenhaftung {f} [Auto]araç lastiklerin yeri kavraması {i}
die Bodenhaltung {f} [Auto]yeri kavrama {i}
die Bodenheizung {f} tabandan ısıtma {i}
die Bodenheizung {f} yerden ısıtma {i}
die Bodenkammer {f} çatı katı odası {i}
die Bodenkammer {f} tavan arası {i}
der Bodenkampf {m} [mil.]kara savaşı {i}
der Bodenkredit {m} gayrimenkul karşılığı kredi {i}
der Bodenkredit {m} kredi fonsiye {i}
der Bodenkredit {m} tarım kredisi {i}
die Bodenkreditbank {f} [Handel]Tarım Bankası {i}
die Bodenkrume {f} toprak yüzeyi {i}
Indirekte Treffer
die auf Boden kommen {allg} [Naut.]dibini bulmak {allg}
auf Boden kommen {allg} şişeyi devirmek {allg}
auf dem Boden sitzen {allg} zemin katta oturmak {allg}
auf den Boden schauen {allg} yere bakmak {allg}
Blätter vom Boden klauben {allg} yaprakları yerden toplamak {allg}
Boden gewinnen {allg} yerleşmek {allg}
Boden gewinnen {allg} ilerlemek {allg}
Boden-Boden-Rakete {f} dar enli bir raket cinsi {i}
die das schlägt dem Fass den Boden aus {allg} yüzsüzlüğün daniskası {allg}
das schlägt dem Fass den Boden aus {allg} bu kadarı da fazla {allg}
den Boden bearbeiten {allg} inşa etmek {allg}
den Boden nutzbar machen {v} toprağı sürmek {fi}
den Boden umgraben {v} toprağı bellemek {fi}
den Boden unter den Füßen verlieren {allg} hayatı kaymak {allg}
den Boden unter den Füßen verlieren {allg} ipin ucunu kaçırmak {allg}
den Boden wischen {allg} yerleri silmek {allg}
ein Fass ohne Boden {allg} dipsiz kuyu {allg}
festen Boden unter den Füßen haben {allg} garantili yaşamak {allg}
festen Boden unter den Füßen haben {allg} yaşamını sağlam temellere kurmuş olmak {allg}
Fruchtbarer Boden {allg} verimli toprak {allg}
Fruchtbarer Boden {allg} verimli arazi {allg}
Grund und Boden {allg} mal mülk {allg}
Grund und Boden {allg} gayrimenkul mallar {allg}
ich habe mich in Grund und Boden geschämt {allg} utancımdan yerin dibine giriyordum {allg}
jdn zu Boden strecken {allg} birisini yere sermek {allg}
jemandem brennt der Boden unter den Füßen {allg} sabırsızlanmak {allg}
jemandem brennt der Boden unter den Füßen {allg} paçaları tutuşmak {allg}
jemandem den Boden seiner Füße küssen {allg} ayaklarının altını öpmek {allg}
leichter Boden {allg} hafif toprak {allg}
mit der Stirn den Boden berührend {allg} yüzüstü {allg}
nackter Boden {allg} çorak arazi {allg}
nackter Boden {allg} ağaçsız arazi {allg}
schwerer Boden {allg} killi toprak {allg}
schwerer Boden {allg} ağır toprak {allg}
vom Boden aufheben {allg} yerden kaldırmak {allg}
vom Boden auflesen {allg} yerden toplamak {allg}
wie Pilze aus dem Boden schießen {allg} yerden mantar gibi bitmek {allg}
zu Boden fallen {allg} yere düşmek {allg}
zu Boden gehen {allg} [Sp]yere düşmek {allg}
zu Boden gehen {allg} [Sp]kroke olmak {allg}
zu Boden schmettern {v} alaşağı etmek {fi}
zu Boden werfen {v} [Sp]uçmak {fi}
zu Boden werfen {v} secde etmek {fi}
zu Boden werfen {allg} yere sermek {allg}
zu Boden werfen {v} [Sp]plonjon yapmak {fi}
zu Boden werfen {allg} yere fırlatmak {allg}
zu Boden werfen {v} yere kapanmak {fi}