TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
üzere {allg} um ... zu {allg}
üzere {a} wie {a}
üzere {a} wovon {a}
üzere olmak {fi} im Begriff sein zu {v}
üzerek yıpratmak {allg} an jemandem nagen {allg}
Indirekte Treffer
-mek üzere olmak {fi} im Begriff sein zu {v}
... hariç olmak üzere {adv} ausgenommen ... {adv}
... hariç olmak üzere {allg} unter Ausschluss von ... {allg}
... hariç olmak üzere {allg} mit Ausnahme von ... {allg}
adet üzere {adv} gewöhnlich {adv}
adet üzere {adv} gewohnheitsgemäß {adv}
adet üzere {adv} üblicherweise {adv}
adına ödenmek üzere {allg} lautend auf {allg}
alıcı tarafından ödenmek üzere {allg} zu Last des Käufers {allg}
alışıldığı üzere {allg} üblicherweise {allg}
arz ve talebin dengesini sağlamak üzere kurulan depo {i} das Ausgleichslager {n}
batmak üzere olan bir işletme {allg} wackeliges Unternehmen {allg}
bilindiği üzere {adv} bekanntermaßen {adv}
bilindiği üzere {adv} bekanntlich {adv}
bir şeyi saklamak üzere almak {allg} an sich nehmen {allg}
biraz sonra görüşmek üzere {allg} bis gleich {allg}
birisine bir şeyi saklamak üzere vermek {allg} in Verwahrung geben {allg}
birisini denemek üzere işe almak {allg} jdn auf Probe einstellen {allg}
birlikte götürmek üzere yanına almak {fi} mitkriegen {v}
birlikte götürmek üzere yanına almak {fi} mitbekommen {v}
çıkarılmak üzere {s} abzüglich {adj}
çökmek üzere {s} morsch {adj}
daha sonra görüşmek üzere! {allg} bis später {allg}
dahil olmak üzere {adv} inklusive {adv}
dahil olmak üzere {adv} inbegriffen {adv}
dahil olmak üzere {a} einschließlich {a}
dahil olmak üzere {s} eingerechnet {adj}
denemek üzere işe alma {allg} Einstellung auf Probe {allg}
denemek üzere satın alma {i} [tic]der Kauf auf Probe {m}
evde kullanılmak üzere {i} der Hausgebrauch {m}
gardan alınmak üzere {a} bahnlagernd {a}
geri almak üzere vermek {fi} ausleihen {v}
geri vermek üzere almak {fi} abborgen {v}
görüşmek üzere {allg} auf Wiedersehen {allg}
görüşmek üzere {allg} bis bald {allg}
görüşmek üzere! {allg} bis nachher {allg}
güvenlik vermek üzere mukavele {i} die Sicherungsabrede {f}
güvenlik vermek üzere temlik {i} die Sicherungsabtretung {f}
hariç olmak üzere {allg} mit Ausnahme von {allg}
hariç olmak üzere {adv} exklusive {adv}
hariç olmak üzere {s} ausschließlich {adj}
hariç tutulmak üzere {s} ausschließlich {adj}
hata ve eksikle birlikte kabul edilmek üzere {allg} Irrtümer und Auslassungen vorbehalten {allg}
hemen teslim edilmek üzere {allg} zur sofortigen Lieferung {allg}
hemen teslim edilmek üzere satın almak {allg} gegen sofortige Lieferung kaufen {allg}
hesaba geçirilmek üzere yazılmış çek {i} [tic]der Verrechnungsscheck {m}
hesaba katılmak üzere {s} eingerechnet {adj}
içinde olmak üzere {a} einschließlich {a}
ikamet etmek üzere kullanılan gayrimenkul {allg} zu Wohnzwecken genutzter Grundbesitz {allg}
istasyondan alınmak üzere {s} bahnlagernd {adj}
kan naklinde kullanılmak üzere saklanan kan {i} die Blutkonserve {f}
keşideciye verilme üzere {allg} an den Aussteller zurück {allg}
kullanmak üzere bir şeyi borç verme {i} die Gebrauchsleihe {f}
mal geldiğinde ödenmek üzere {allg} Fracht bei Ankunft der Ware zu bezahlen {allg}
maliyet içinde olmak üzere {allg} einschließlich der Kosten {allg}
malum olduğu üzere {a} bekanntlich {a}
masraflar alıcıya ait olmak üzere {allg} [tic]Unkosten trägt der Käufer {allg}
masraflar devlet tarafından karşılanmak üzere {allg} auf Staatskosten {allg}
ödeme yerine geçmek üzere {allg} an Zahlung statt {allg}
ölmek üzere {allg} am Sterben {allg}
ölmek üzere olan {s} [hek]moribund {adj}
ölmek üzere olan bir hayvanı mecburen kesmek {allg} ein Tier notschlachten {allg}
ölmek üzere olan hayvan {i} das Schindaas {n}
ölmek üzere olan hayvan {i} das Schindluder {n}
ömür boyu çalışmak üzere atanma {allg} Ernennung auf Lebenszeit {allg}
parasını sonra vermek üzere {allg} auf Borg {allg}
poliçeyi muhatabın oturduğu yerden başka bir yerde ödenmek üzere keşide etmek {fi} domizilieren {v}
riski gönderilene ait olmak üzere {allg} auf Gefahr des Empfängers {allg}
riski sahibine ait olmak üzere {allg} auf Gefahr des Eigentümers {allg}
riski taşıyana ait olmak üzere {allg} auf Gefahr des Spediteurs {allg}
saklamak üzere vermek {v} deponieren {v}
satılmak üzere teslim {allg} Lieferung nur an Wiederverkäufer {allg}
senedi muhatabın oturduğu yerden başka bir yerde ödenmek üzere keşide etmek {fi} domizilieren {v}
sonsuza kadar görüşmemek üzere kaybolmak {allg} auf Nimmerwiedersehen verschwinden {allg}
sorumluluk bana ait olmak üzere {allg} auf meine Gefahr {allg}
tam bir işi yapmak üzere olmak {allg} auf dem Sprunge sein {allg}
tekrar görüşmek üzere {allg} auf Wiederschauen {allg}
tekrar sunmak üzere {allg} zur Wiedervorlage {allg}
teslim etmek üzere servis {i} die Belieferung {f}
teslim etmek üzere servis yapmak {fi} beliefern {v}