TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
evde {adv} daheim {adv}
evde {allg} zu Hause {allg}
evde bakım {allg} häusliche Pflege {allg}
evde bakım yapan kuruluş {i} die Sozialstation {f}
evde bölme {i} der Nebenraum {m}
evde bulunan {s} häuslich {adj}
evde çalışan {i} der Heimarbeiter {m}
evde çalışan erkek hizmetli {i} der Hausdiener {m}
evde çalışma {i} die Heimarbeit {f}
evde çalışma yeri {i} der Heimarbeitsplatz {m}
evde ders {i} der Hausunterricht {m}
evde durmayı sevme {i} die Häuslichkeit {f}
evde film gösterisi {i} das Heimkino {n}
evde göz hapsi {i} der Hausarrest {m}
evde hazırlanan seminer çalışması {i} die Hausarbeit {f}
evde her işe koşan {allg} ein Mädchen für alles {allg}
evde kalma korkusu {i} die Torschlusspanik {f}
evde kalmak {allg} das Haus hüten {allg}
evde kalmak {fi} nicht heiraten {v}
evde kalmak {fi} sitzen bleiben {v}
evde kalmayı seven {s} einhäusig {adj}
evde kalmış {allg} Daheim Gebliebene {allg}
evde kalmış kız {i} die Jungfer {f}
evde kalmış kız gibi {s} altjüngferlich {adj}
evde kendi kendini eğiterek yetişmiş kişi {i} der Stubengelehrte {m}
evde kendi kendini eğiterek yetişmiş kişi {i} der Autodidakt {m}
evde kendi onarım işini kendi yapan kişi {i} der Heimwerker {m}
evde kullanılmak üzere {i} der Hausgebrauch {m}
evde kullanma {i} der Hausgebrauch {m}
evde olan {s} häuslich {adj}
evde oturan {s} einhäusig {adj}
evde oturan {i} der Hausbewohner {m}
evde pineklemek {allg} hinter dem Ofen hocken {allg}
evde pişirilmiş {adv} hausgemacht {adv}
evde polisçe yapılan arama {i} die Hausdurchsuchung {f}
evde sözü geçer olmak {allg} die Hosen an haben {allg}
evde sözü geçmek {allg} die Hose anhaben {allg}
evde yapılan {s} häuslich {adj}
evde yapılan {i} die Heimarbeit {f}
evde yapılan sanat işi {i} das Hausgewerbe {n}
evde yapılmış {adv} hausgemacht {adv}
evde yapılmış {s} selbst gemacht {adj}
evde yapılmış reçel {allg} hausgemachte Marmelade {allg}
evde yardımcı {i} der Dienstbote {m}
evde yaşayan kişiler {i} der Haushalt {m}
evdeki düzen {i} die Hausgemeinschaft {f}
evdeki hesap çarşıya uymaz {allg} die Rechnung geht nicht auf {allg}
evden atmak {allg} aus dem Haus werfen {allg}
evden bir yere gitmemek {allg} das Haus hüten {allg}
evden çıkarmak {fi} auslogieren {v}
evden çıkarmak {fi} aussperren {v}
evden çıkma {i} der Umzug {m}
evden çıkmak {fi} ausfliegen {v}
evden çıkmak {fi} ausziehen {v}
evden çıkmak {fi} verlassen {v}
evden çıkmayan {i} der Stubenhocker {m}
evden dısarı çıkmak {fi} ausgehen {v}
evden dışarı çıkmayan kişi {i} der Hocker {m}
evden eve {allg} von Haus zu Haus {allg}
evden eve dolaşarak satış {i} die Haustürverkauf {f}
evden eve taşıma {allg} Beförderung von Haus zu Haus {allg}
evden eve teslim {allg} Lieferung von Haus zu Haus {allg}
evden eve ulaştırma {allg} Beförderung von Haus zu Haus {allg}
evden kaçmak {allg} von zu Hause entlaufen {allg}
evden kaçmış kedi {allg} entlaufene Katze {allg}
evden taşınma {i} der Umzug {m}
evden) çıkarmak {fi} hinaussetzen {v}
Indirekte Treffer
aynı evde oturan {i} der Hausgenosse {m}
benim evde {allg} bei uns daheim {allg}
bir evde oturan herkes {i} die Hausgemeinschaft {f}
çalışan annenin evde bıraktığı çocuk {i} das Schlüsselkind {n}
evde bakım {allg} häusliche Pflege {allg}
evde bakım yapan kuruluş {i} die Sozialstation {f}
evde bölme {i} der Nebenraum {m}
evde bulunan {s} häuslich {adj}
evde çalışan {i} der Heimarbeiter {m}
evde çalışan erkek hizmetli {i} der Hausdiener {m}
evde çalışma {i} die Heimarbeit {f}
evde çalışma yeri {i} der Heimarbeitsplatz {m}
evde ders {i} der Hausunterricht {m}
evde durmayı sevme {i} die Häuslichkeit {f}
evde film gösterisi {i} das Heimkino {n}
evde göz hapsi {i} der Hausarrest {m}
evde hazırlanan seminer çalışması {i} die Hausarbeit {f}
evde her işe koşan {allg} ein Mädchen für alles {allg}
evde kalma korkusu {i} die Torschlusspanik {f}
evde kalmak {fi} sitzen bleiben {v}
evde kalmak {fi} nicht heiraten {v}
evde kalmak {allg} das Haus hüten {allg}
evde kalmayı seven {s} einhäusig {adj}
evde kalmış {allg} Daheim Gebliebene {allg}
evde kalmış kız {i} die Jungfer {f}
evde kalmış kız gibi {s} altjüngferlich {adj}
evde kendi kendini eğiterek yetişmiş kişi {i} der Stubengelehrte {m}
evde kendi kendini eğiterek yetişmiş kişi {i} der Autodidakt {m}
evde kendi onarım işini kendi yapan kişi {i} der Heimwerker {m}
evde kullanılmak üzere {i} der Hausgebrauch {m}
evde kullanma {i} der Hausgebrauch {m}
evde olan {s} häuslich {adj}
evde oturan {i} der Hausbewohner {m}
evde oturan {s} einhäusig {adj}
evde pineklemek {allg} hinter dem Ofen hocken {allg}
evde pişirilmiş {adv} hausgemacht {adv}
evde polisçe yapılan arama {i} die Hausdurchsuchung {f}
evde sözü geçer olmak {allg} die Hosen an haben {allg}
evde sözü geçmek {allg} die Hose anhaben {allg}
evde yapılan {s} häuslich {adj}
evde yapılan {i} die Heimarbeit {f}
evde yapılan sanat işi {i} das Hausgewerbe {n}
evde yapılmış {adv} hausgemacht {adv}
evde yapılmış {s} selbst gemacht {adj}
evde yapılmış reçel {allg} hausgemachte Marmelade {allg}
evde yardımcı {i} der Dienstbote {m}
evde yaşayan kişiler {i} der Haushalt {m}
malı evde teslim etmek {allg} [tic]frei Haus liefern {allg}
mobilyalı evde oturmak {allg} möbliert wohnen {allg}
para kazanmak amacıyla evde yapan kişi {i} der Heimarbeiter {m}
para kazanmak amacıyla evde yapılan {i} die Heimarbeit {f}