DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
stellen {v} bir araya gelmek {fi}
stellen {v} dikilmek {fi}
stellen {v} numara yapmak {fi}
stellen {v} teslim olmak {fi}
stellen {v} toplanmak {fi}
stellen {v} yalandan yapmak {fi}
stellen {allg} bir soruna karşı tavır almak {allg}
stellen {v} ayakta durmak {fi}
stellen {v} bir noktaya getirmek {v}
stellen {v} dik olarak koymak {v}
stellen {v} dik olarak yerleştirmek {v}
stellen {v} düzenlemek {v}
stellen {v} getirmek {fi}
stellen {v} göstermek {fi}
stellen {v} kopmak {fi}
stellen {v} sağlamak {fi}
stellen {v} sormak {fi}
stellen {v} yerleştirmek {fi}
das Stellenangebot {n} ilanı {i}
das Stellenangebot {n} teklifi {i}
die Stellenangebote {pl} eleman arama bildirimi {ç}
die Stellenanzeige {f} [ökon.] ilanı {i}
das Stellengesuch {n} başvuru dilekçesi {i}
stellenlos {adj} boşta gezer {s}
stellenlos {adj} işsiz {s}
der Stellenmarkt {m} amele pazarı {i}
der Stellenmarkt {m} işçi pazarı {i}
der Stellennachweis {m} bulma {i}
die Stellenschreibweise {f} konumsal gösterim {i}
der Stellentausch {m} becayiş {i}
die Stellenvermittlung {f} bulma {i}
die Stellenvermittlung {f} bulma aracılığı {i}
die Stellenvermittlung {f} bulma servisi {i}
das Stellenvermittlungsbüro {n} bulma bürosu {i}
die Stellenverschiebung {f} aritmetik kaydırma {i}
der Stellenwechsel {m} değiştirme {i}
der Stellenwechsel {m} işyeri değiştirme {i}
stellenweise {adv} bölge bölge {adv}
stellenweise {allg} kısmen {allg}
stellenweise {adv} orada burada {adv}
stellenweise {adv} yer yer {adv}
stellenweise {adv} zaman zaman {adv}
der Stellenwert {m} değer {i}
der Stellenwert {m} kıymet {i}
der Stellenwert {m} önem {i}
der Stellenwert {m} önem sıralaması {i}
die Stellenwertschreibung {f} kök gösterimi {i}
Indirekte Treffer
die alles andere in den Schatten stellen {allg} ötekilerin hepsini geçmek {allg}
alles andere in den Schatten stellen {allg} ötekilerin hepsini bastırmak {allg}
alles andere in den Schatten stellen {allg} ötekilerin hepsini gölgede bırakmak {allg}
alles auf den Kopf stellen {allg} ortalığı alt üst etmek değiştirmek {allg}
alles auf den Kopf stellen {allg} herşeyin altını üstüne getirmek {allg}
alles auf den Kopf stellen {allg} bozmak {allg}
alles auf den Kopf stellen {allg} aramak {allg}
Alternative stellen {allg} seçenek sunmak {allg}
Alternative stellen {allg} alternatif sunmak {allg}
an die Wand stellen {allg} kurşuna dizilmek {allg}
anheim stellen {v} kararına bırakmak {fi}
anheim stellen {v} bir şeyi birisinin takdirine bırakmak {fi}
anheim stellen {allg} takdirine bırakmak {allg}
anheim stellen {allg} bir şeyi birisinin kararına bırakmak {allg}
Antrag stellen {v} talepte bulunmak {fi}
Antrag stellen {v} müracaat etmek {fi}
Antrag stellen {v} dilekçe vermek {fi}
Antrag stellen {v} başvuruda bulunmak {fi}
Anzahl aller offenen Stellen {allg} açık yerlerinin toplam sayısı {allg}
auf die Beine stellen {allg} ayağa kaldırmak {allg}
auf die Hinterbeine stellen {allg} kafa tutmak {allg}
auf die Hinterbeine stellen {allg} mukavemet göstermek {allg}
auf die Hinterbeine stellen {allg} kendini savunmak {allg}
auf die Hinterbeine stellen {allg} karşı koymak {allg}
auf die Zehenspitzen stellen {allg} ayak parmaklarının ucunda yükselmek {allg}
auf Null stellen {v} sıfırlamak {v}
auseinander stellen {v} ayrı ayrı yerlere koymak {fi}
auseinander stellen {v} aralamak {fi}
außer Dienst stellen {allg} görevden çıkarmak {allg}
Bedingung stellen {v} şart ileri sürmek {fi}
Bedingung stellen {v} şart koşmak {fi}
Bedingungen stellen {allg} şartlar koşmak {allg}
darauf stellen {v} üstüste koymak {fi}
den Wecker stellen {allg} çalar saati ayarlamak {allg}
Diagnose stellen {allg} [Med.]hastalığa teşhis koymak {allg}
die amtlichen Stellen {allg} resmi makamlar {allg}
die Uhr stellen {allg} saati kurmak {allg}
die Uhr stellen {allg} saati ayarlamak {allg}
dumm stellen {allg} salak numarası yapmak {allg}
dumm stellen {allg} aptal numarası yapmak {allg}
ein Bein stellen {allg} engel olmak {allg}
eine Aufgabe stellen {allg} ödev vermek {allg}
eine Aufgabe stellen {allg} birisine bir görev vermek {allg}
eine Aufgabe stellen {allg} yapması için vermek {allg}
eine Frage stellen {allg} bir soru sormak {allg}
eine Frage stellen {allg} birisine bir soru yöneltmek {allg}
eine Frage stellen {allg} soru yöneltmek {allg}
eine Zahl mit fünf Stellen {allg} beş haneli bir sayı {allg}
einen Antrag stellen {allg} bir teklifte bulunmak {allg}
einen Antrag stellen {allg} bir öneride bulunmak {allg}
einen Zeugen stellen {allg} [Jur.]bir tanık göstermek {allg}
etwas unter Beweis stellen {allg} denemek {allg}
etwas unter Beweis stellen {allg} doğruluğunu sınamak {allg}
Falle stellen {allg} tuzak kurmak {allg}
fertig stellen {v} hazırlamak {fi}
fertig stellen {v} bitirmek {fi}
fertig stellen {v} tamamlamak {fi}
fertig stellen {v} ikmal etmek {fi}
Forderung stellen {allg} talep etmek {allg}
Forderung stellen {allg} istemek {allg}
Forderung stellen {allg} istemde bulunmak {allg}
Forderung stellen {allg} talepte bulunmak {allg}
Fragen stellen {allg} soru yöneltmek {allg}
Fragen stellen {allg} soru sormak {allg}
Frist stellen {allg} süre belirlemek {allg}
gegeneinander stellen {v} mukayese etmek {fi}
gegeneinander stellen {v} karşılaştırmak {fi}
gegeneinander stellen {v} birbirleriyle ölçüştürmek {fi}
gerade stellen {v} doğrultmak {fi}
Gesuch stellen {allg} dilekçe sunmak {allg}
glatt stellen {v} sorunu çözümlemek {fi}
glatt stellen {v} çözmek {fi}
hierher stellen {v} bu tarafa koymak {fi}
hohe Ansprüche stellen {allg} aşrı titiz olmak {allg}
hohe Ansprüche stellen {allg} çok titiz olmak {allg}
in Abrede stellen {v} itiraz etmek {fi}
in Abrede stellen {v} inkar etmek {fi}
in Abrede stellen {v} tartışma konusu yapmak {fi}
in Abrede stellen {v} itiraz etmek {fi}
in Abseits stellen {v} gölgede bırakmak {fi}