TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
sözü bir yere getirmek {fi} anknüpfen {v}
sözü edilen {allg} das Vorstehende {allg}
sözü edilen {tan.} ebender {Art.}
sözü edilen {tan.} ebenderselbe {Art.}
sözü edilen {s} vorerwähnt {adj}
sözü geçen {a} einflussreich {a}
sözü geçen {a} erwähnt {a}
sözü geçen {adv} oben genannt {adv}
sözü geçen {s} besagt {adj}
sözü geçen kişi {mf} Besagte {mf}
sözü geçen şahıs {adv} die erwähnte Person {adv}
sözü geçer olmak {allg} die erste Geige spielen {allg}
sözü geçerli olmak {allg} das Sagen haben {allg}
sözü geçmek {itr} gelten {itr}
sözü geçmek {fi} durchsetzen {v}
sözü kısmen değiştirme {i} der Rückzieher {m}
sözü olmak {fi} mitreden {v}
sözü ters çevirmek {v} Drehen {v}
sözü yerine getirmeme {i} das Degagament {n}
sözüm ona {s} so genannt {adj}
sözüm ona {adv} vorgeblich {adv}
sözüm söz! {allg} auf mein Wort {allg}
sözüm söz! {allg} Es bleibt dabei {allg}
sözümona {allg} angeblich {allg}
sözümona {a} sogenannt {a}
sözümona {a} vermeintlich {a}
sözün kısası {s} kurz {adj}
sözün kısası {a} kurz gesagt {a}
sözün kısası {allg} kurz und gut {allg}
sözün kısası {adv} kurzum {adv}
sözün kısası {a} mit einem Wort {a}
sözünde durmak {fi} einhalten {v}
sözünde durmayan {s} wortbrüchig {adj}
sözünden caymak {v} [huk]revozieren {v}
sözünden dönme {i} die Revokation {f}
sözünden dönmek {v} [huk]revozieren {v}
sözünden dönmek {allg} sein Wort zurücknehmen {allg}
sözünden dönmek {v} widerrufen {v}
sözüne bağlı olmama {i} die Unzuverlässigkeit {f}
sözüne bağlı olmayan {s} unzuverlässig {adj}
sözüne güvenilmez kişi {allg} ein falscher Fuffziger {allg}
sözü bitirmek {fi} ausreden {v}
sözü bitirmek {fi} aussprechen {v}
sözü dinlemek {fi} auf jemanden hören {v}
sözü dinleten {s} tonangebend {adj}
sözü dinletme {i} die Durchsetzung {f}
sözü dinletmek {fi} durchsetzen {v}
sözü dinletmek {fi} durchsetzen {v}
sözü esirgemeden {adv} rundweg {adv}
sözü esirgemeden konuşmak {fi} offenes Wort reden {v}
sözü esirgememek {allg} gerade heraussagen {allg}
sözü esirgememek {allg} kein Blatt vor den Mund nehmen {allg}
sözü esirgememek {allg} kein Blatt vor Mund nehmen {allg}
sözü etmemek {itr} schweigen {itr}
sözü geçirme kabiliyeti {i} die Durchsetzungsfähigkeit {f}
sözü geçirmek {allg} seinen Kopf durchsetzen {allg}
sözü geri almak {allg} Behauptung zurücknehmen {allg}
sözü tutmak {fi} einhalten {v}
sözü tutmak {fi} sein Wort halten {v}
sözü tutmama {i} der Wortbruch {m}
sözü tutmamak {allg} dem Versprechen zuwiderhandeln {allg}
sözü tutmamak {fi} sein Versprechen brechen {v}
sözü tutmayan {s} wortbrüchig {adj}
sözü yerine getirmek {fi} sein Versprechen einlösen {v}
sözünün eri {s} wacker {adj}
sözünün eri adam {allg} ein Mann von Wort {allg}
sözünün eri olmayan {s} wortbrüchig {adj}
sözünüze inanarak {allg} auf Ihr Wort hin {allg}
Indirekte Treffer
aşağıda sözü geçen {allg} unten erwähnt {allg}
ata sözü olarak kullanılan {s} sprichwörtlich {adj}
başka yere verilmiş sözü olmak {allg} versagt sein {allg}
bir sözü kötü olarak almak {fi} schwer nehmen {v}
birine söyleyecek sözü olmamak {allg} jemandem nichts zu sagen haben {allg}
bitiriş sözü {i} die Nachrede {f}
büyü sözü {i} das Zauberwort {n}
erkek sözü {i} das Manneswort {n}
evde sözü geçer olmak {allg} die Hosen an haben {allg}
evde sözü geçmek {allg} die Hose anhaben {allg}
evet sözü {i} das Jawort {n}
evlenme sözü {i} das Eheversprechen {n}
evlenme sözü {i} das Ehegelöbnis {n}
evlenme sözü vererek kandıran {i} der Heiratsschwindler {m}
evlilik sözü {i} das Heiratsversprechen {n}
haysiyet sözü {i} das Ehrenwort {n}
ilk sözü edilen kişi {mf} Erstgenannte {mf}
mutluluk sözü veren {s} Glück versprechend {adj}
namus sözü {i} das Ehrenwort {n}
namus sözü vermek {fi} hoch und heilig versprechen {v}
özü sözü bir {s} redlich {adj}
özü sözü bir {a} lauter {a}
özü sözü bir {allg} ein Mann ein Wort {allg}
şarkı sözü {i} der Songtext {m}
şarkı sözü yazarı {i} [müz]der Texter {m}
sayılan ve sözü geçen kimse {i} die Respektsperson {f}
şeref sözü {i} das Ehrenwort {n}
şeref sözü vermek {allg} Ehrenwort geben {allg}
sihir sözü {i} das Abrakadabra {n}
son sözü söylemek {fi} ein Machtwort sprechen {v}
sözü bir yere getirmek {fi} anknüpfen {v}
sözü edilen {allg} das Vorstehende {allg}
sözü edilen {s} vorerwähnt {adj}
sözü edilen {tan.} ebenderselbe {Art.}
sözü edilen {tan.} ebender {Art.}
sözü geçen {a} einflussreich {a}
sözü geçen {s} besagt {adj}
sözü geçen {adv} oben genannt {adv}
sözü geçen {a} erwähnt {a}
sözü geçen kişi {mf} Besagte {mf}
sözü geçen şahıs {adv} die erwähnte Person {adv}
sözü geçer olmak {allg} die erste Geige spielen {allg}
sözü geçerli olmak {allg} das Sagen haben {allg}
sözü geçmek {fi} durchsetzen {v}
sözü geçmek {itr} gelten {itr}
sözü kısmen değiştirme {i} der Rückzieher {m}
sözü olmak {fi} mitreden {v}
sözü ters çevirmek {v} Drehen {v}
sözü yerine getirmeme {i} das Degagament {n}
taht sözü {i} die Thronrede {f}
vedalaşma sözü {i} das Lebewohl {n}
verdiği sözü {allg} jemandem etwas in die Hand versprechen {allg}
verdiği sözü {allg} jemandem die Hand darauf geben {allg}
verilen sözü uygulamama {i} das Degagament {n}
yukarda sözü geçen {allg} oben erwähnt {allg}
yukarıda sözü geçen {allg} oben erwähnt {allg}