TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
veren {i} der Einreicher {m}
veren {i} der Geber {m}
veren {i} der Zusteller {m}
veren atom {i} [fiz]der Donator {m}
Indirekte Treffer
5. ve 9. sınıflar arası eğitim veren orta derece okul {i} die Hauptschule {f}
acı veren {s} qualvoll {adj}
acı veren {s} quälerisch {adj}
acı veren {s} peinsam {adj}
acı veren {s} Weh {adj}
acı veren {s} peinlich {adj}
acı veren {s} schmerzhaft {adj}
açık artırmada en yüksek fiyatı veren kişi {fm} Meistbietender {fm}
açık veren {a} defizitär {a}
ad veren {mn} Eponym {mn}
ağrı veren {s} Weh {adj}
akıl veren {i} der Anreger {m}
akreditif mektubu veren banka {i} die Akkreditivbank {f}
akreditif mektubu veren banka {allg} akkreditivstellende Bank {allg}
aval veren {i} der Avalbürge {m}
avans veren {i} der Darlehensgeber {m}
başkasına yol veren siyasetçi {i} [pol]der Schrittmacher {m}
bekarete aşırı önem veren kişi {i} der Tugenheld {m}
bekarete aşırı önem veren kişi {i} der Tugenbold {m}
bilgi veren {i} der Gewährsmann {m}
bilgi veren {i} der Informant {m}
bilgi veren mektup {i} der Informationsbrief {m}
bir konu üzerine genel bilgiler veren kitap {i} das Sachbuch {n}
borç para veren {i} der Geldverleiher {m}
borç para veren {i} der Geldgeber {m}
borç veren {i} der Geldgeber {m}
borç veren {i} [tic]der Ausleiher {m}
borç veren {i} [tic]der Anleihezeichner {m}
borç veren {i} der Anleihegeber {m}
borç veren {i} der Kreditgeber {m}
büyük zarar veren yangın {i} das Schadenfeuer {n}
çok ses veren {s} volltönend {adj}
çok ümit veren {s} vielversprechend {adj}
çok yönlü bir eğitim veren {s} allgemein bildend {adj}
davet veren kişi {i} der Hausherr {m}
destek veren {i} [mim]die Säule {f}
dilekçe veren {i} der Bittsteller {m}
direktif veren {i} [yol]der Instrukteur {m}
duman veren işaret bombası {i} [ask]die Rauchbombe {f}
düz veya ters okunduğunda aynı anlamı veren ses dizisi {i} das Palindrom {n}
düzenli aralıklarla kiranın artmasına izin veren kira sözleşmesi {i} die Staffelmiete {f}
emir veren {i} der Auftraggeber {m}
emir veren {i} der Anweisender {m}
emir veren {i} die Anweisende {f}
en yüksek teklif veren {i} der Höchstbietender {m}
en yüksek teklif veren {a} meistbietend {a}
en yüksek teklifi veren {i} der Bestbietender {m}
en yüksek teklifi veren kimse {i} der Meistbietender {m}
erken meyve veren bir erik cinsi {i} [bitk]die Krieche {f}
eşyayı alıkoyma yetkisini veren müzekkere {i} die Arrestanordnung {f}
evini kiraya veren ev sahibesi {i} die Hauswirtin {f}
evini kiraya veren ev sahibi {i} der Hauswirt {m}
eziyet veren {i} der Schinder {m}
faiz veren hesap {allg} verzinsliches Konto {allg}
fikir veren {i} der Anreger {m}
franchise veren {i} die Franchisegeberin {f}
franchise veren {i} der Franchisegeber {m}
garanti veren {i} der Garantiegeber {m}
geçit veren {s} gangbar {adj}
geçit veren {s} permissiv {adj}
gelecekten haber veren kişi {i} der Prophet {m}
geri veren {i} der Herausgeber {m}
geri veren {i} die Herausgeberin {f}
göze renk veren tabaka {i} [anat]die Iris {f}
güven veren {s} Vertrauen erweckend {adj}
güvence veren {i} der Garant {m}
güzel koku veren sprey {i} das Desodorant {n}
güzel koku veren sprey {i} das Desodorans {n}
haber veren {i} der Mahner {m}
haber veren {i} der Informant {m}
heyecan veren {s} erhebend {adj}
hizmet veren {i} der Leistungserbringer {m}
hizmet veren {a} dienstleistend {a}
hizmet veren sektör {i} der Dienstleistungsbereich {m}
hizmet veren şirket {i} die Dienstleistungsgesellschaft {f}
iane veren {i} die Spenderin {f}
iane veren {i} der Spender {m}
icara veren {i} der Verpächter {m}
ilan veren {i} der Inserent {m}
ilan veren gazete {i} der Anzeiger {m}