TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
yüzü ak olmak {allg} eine reine Weste haben {allg}
yüzü ak olmak {allg} eine weiße Weste haben {allg}
yüzü kireç gibi olmak {itr} erbleichen {itr}
yüzü kıpkırmızı kesildi {allg} er wurde feuerrot {allg}
yüzü kızara kızara {allg} sehr beschämt {allg}
yüzü kızarmak {itr} erröten {itr}
yüzü koyun yatırma {i} die Bauchlage {f}
yüzü tutmak {fi} fertig bringen {v}
yüzü tutmamak {allg} nicht aushalten können {allg}
yüzü yuvarlak biçimde olan kimse {i} das Mondgesicht {n}
yüzü {i} der Schwimmer {m}
yüzü {i} die Schwimmerin {f}
yüzü gözlüğü {i} die Schwimmbrille {f}
yüzük {i} der Fingerring {m}
yüzük {i} [metr]der Reif {m}
yüzük {i} der Es ist Reif gefallen {m}
yüzük {i} der Ring {m}
yüzük geçirmek {v} beringen {v}
yüzük parmağı {i} [anat]der Ringfinger {m}
yüzük takmak {v} beringen {v}
yüzün aldığı tavır {i} der Gesichtsausdruck {m}
yüzüncü {s} hundertst {adj}
yüzüncü {adv} hundertste {adv}
yüzüncü {a} hundertster {a}
yüzüncü {a} hundertstes {a}
yüzüncü yaşgünü kutlaması {i} die Zentenarfeier {f}
yüzüncü yaşgünü kutlaması {i} das Zentenarium {n}
yüzüncü yıldönümü {i} die Hundertjahrfeier {f}
yüzüncü yıldönümü {i} die Jahrhundertfeier {f}
yüzüncü yıldönümü kutlaması {i} die Jahrhundertfeier {f}
yüzüncü yıldönümü töreni {i} die Säkularfeier {f}
yüzüncü yıldönümü töreni {i} die Zentenarfeier {f}
yüzüncü yıldönümü töreni {i} das Zentenarium {n}
yüzünden {öt} aufgrund {prp}
yüzünden {öt} da {prp}
yüzünden {öt} durch {prp}
yüzünden {fi} herauslesen {v}
yüzünden {allg} in oder im Hinblick auf {allg}
yüzünden {a} infolge {a}
yüzünden {öt} um {prp}
yüzünden {öt} wegen {prp}
yüzünden {bağ} weil {konj}
yüzünden akmak {fi} ablesen {v}
yüzünden anlamak {fi} ansehen {v}
yüzünden düşen bin parça olmak {allg} sauer sein {allg}
yüzünden okumak {fi} ablesen {v}
yüzünden okumak {fi} ansehen {v}
yüzünden okumak {allg} vom Blatt singen {allg}
yüzünden okumak {allg} vom Gesicht ablesen {allg}
yüzüne bakılmayacak {s} scheußlich {adj}
yüzüne bakılmaz {s} grundhässlich {adj}
yüzüne gözüne bulaştırma {i} die Verballhornung {f}
yüzüne gözüne bulaştırmak {itr} stümpern {itr}
yüzüne gözüne bulaştırmak {v} verballhornen {v}
yüzüne gözüne bulaştırmak {fi} vermasseln {v}
yüzüne gülerek başka bir şey elde etmek {v} bezirzen {v}
yüzüne gülme {i} die Schmeichelei {f}
yüzüne gülmek {fi} anlachen {v}
yüzüne gülmek {allg} ins Gesicht lachen {allg}
yüzüne karşı bağırmak {fi} andonnern {v}
yüzüne karşı bağırmak {fi} anschreien {v}
yüzüne karşı hapşırmak {fi} anniesen {v}
yüzüne tükürmek {fi} anspeien {v}
yüzüne tükürmek {fi} anspucken {v}
yüzüne tükürsen yağmur yağıyor der {allg} ein dickes Fell haben {allg}
yüzüne vurmak {v} vorhalten {v}
yüzü asmak {allg} ein langes Gesicht machen {allg}
yüzü asmak {allg} langes Gesicht machen {allg}
yüzü boyamak {allg} anmalen {allg}
yüzü buruşturmak {fi} durchfurchen {v}
yüzü çevirmek {fi} wegwenden {v}
yüzü değiştirmek {allg} das Gesicht entstellen {allg}
yüzü ekşitmek {allg} ein saures Gesicht zeigen {allg}
yüzü ekşitmek {allg} eine Fratze ziehen {allg}
yüzü ekşitmek {v} ziehen {v}
yüzü güldürmek {fi} beglücken {v}
yüzü güldürmek {v} erfreuen {v}
yüzü kara çıkarmak {allg} Schande machen {allg}
yüzü kara çıkarmak {allg} jemandem Schande machen {allg}
yüzü kızartmak {v} beschämen {v}
Indirekte Treffer
alnı açık ve yüzü ak olmak {allg} unbescholten und ohne Schande sein {allg}
devir yüzü {i} die Rotationsfläche {f}
dönme yüzü {i} die Rotationsfläche {f}
dönme yüzü {i} die Drehungsebene {f}
dönüş yüzü {i} die Drehflache {f}
duvarın dış yüzü {i} [mim]der Mantel {m}
eli yüzü düzgün {s} dezent {adj}
helezon yüzü {i} die Schraubenfläche {f}
her iki yüzü de ışığa duyarlı film {i} [fot]der Zweipack {m}
ikizkenar dörtgen yüzü {i} die Rechteckfläche {f}
kılıç veya bıçağın keskin yüzü {i} die Klinge {f}
kumaşın ters yüzü {i} die Geweberückseite {f}
kumaşın ters yüzü {i} die Abseite {f}
kumaşın ters yüzü {i} die Abrechte {f}
madalyanın arka yüzü {allg} die Kehrseite der Medaille {allg}
madalyanın ters yüzü {allg} die Kehrseite der Medaille {allg}
madalyonun öbür yüzü {i} die Schattenseite {f}
maymun yüzü {i} das Affengesicht {n}
mıknatıs yüzü {i} der Magnetspiegel {m}
on iki yüzü olan cisim {i} das Zwölfflach {n}
on iki yüzü olan cisim {i} der Zwölfflächner {m}
oturma yüzü {i} die Sitzfläche {f}
parabol yüzü {i} die Parabolfläche {f}
sürgü yüzü {i} die Schieberfläche {f}
talaş yüzü {i} die Spanfläche {f}
tek yüzü basılı baskı {i} [bas]der Einblattdruck {m}
tersi yüzü bir {i} der Reversible {m}
yanlışlıkla bir yüzü basılmış forma {i} [bas]der Schimmelbogen {m}
yatak yüzü {i} die Sitzfläche {f}
yüzü ak olmak {allg} eine reine Weste haben {allg}
yüzü ak olmak {allg} eine weiße Weste haben {allg}
yüzü kireç gibi olmak {itr} erbleichen {itr}
yüzü kıpkırmızı kesildi {allg} er wurde feuerrot {allg}
yüzü kızara kızara {allg} sehr beschämt {allg}
yüzü kızarmak {itr} erröten {itr}
yüzü koyun yatırma {i} die Bauchlage {f}
yüzü tutmak {fi} fertig bringen {v}
yüzü tutmamak {allg} nicht aushalten können {allg}
yüzü yuvarlak biçimde olan kimse {i} das Mondgesicht {n}