TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
parası {i} [yol]das Fahrgeld {n}
parası bitmek {allg} knapp sein {allg}
parası kalmamak {fi} verausgaben {v}
parası kısıtlı olmak {allg} knapp bei Kasse sein {allg}
parası kıt {allg} knapp an Geld {allg}
parası ödenmemiş {s} unbezahlt {adj}
parası olma {fi} gut bei Kasse sein {v}
parası olmak {allg} bei Geld sein {allg}
parası olmak {allg} Geld haben {allg}
parası olmak {fi} gut bei Kasse sein {v}
parası olmamak {allg} in Geldverlegenheit {allg}
parası olmamak {fi} in Geldverlegenheit sein {v}
parası olmamak {allg} nicht flüssig sein {allg}
parası tükenmek {fi} in Geldverlegenheit kommen {v}
parasına dikkat etmek {allg} mit Geld sparsam umgehen {allg}
parasına oynamak {allg} um Geld spielen {allg}
parası almak {fi} ausnehmen {v}
parası esirgemeyen {s} spendabel {adj}
parası geri vermek {allg} den Preis erstatten {allg}
parası içkiye vermek {allg} sein Geld vertrinken {allg}
parası ödeme {i} die Bestreitung {f}
parası ödemek {v} besolden {v}
parası ödemek {v} entlohnen {v}
parası sokağa atmak {allg} sein Geld auf die Straße werfen {allg}
parası sokağa atmak {allg} sein Geld zum Fenster hinaus werfen {allg}
parası sonra vermek üzere {allg} auf Borg {allg}
parası vererek tazmin etmeye hazır {s} bußfertig {adj}
parası vermek {fi} auszahlen {v}
parası vermek {v} bestreiten {v}
parası vermek {v} zahlen {v}
parasız {a} bargeldlos {a}
parasız {s} franko {adj}
parasız {a} frei {a}
parasız {s} geldlos {adj}
parasız {s} gratis {adj}
parasız {s} kostenfrei {adj}
parasız {s} kostenlos {adj}
parasız {s} mittellos {adj}
parasız {adv} Pleite {adv}
parasız {a} so {a}
parasız {adv} umsonst {adv}
parasız {s} unentgeltlich {adj}
parasız alış-veriş {allg} bargeldloser Einkauf {allg}
parasız bilet {i} die Freikarte {f}
parasız kalmak {allg} auf dem letzten Loch pfeifen {allg}
parasız numune {allg} kostenloses Muster {allg}
parasız olma {i} die Unentgeltlichkeit {f}
parasız olmak {allg} ohne Geld sein {allg}
parasız örnek {i} das Gratismuster {n}
parasız örnek {i} die Gratisprobe {f}
parasız pulsuz {s} blank {adj}
parasız pulsuz {a} mittellos {a}
parasız pulsuz {s} unvermögend {adj}
parasız pulsuz oturmak {allg} ohne einen Pfennig dasitzen {allg}
parasız satın alma {allg} bargeldloser Einkauf {allg}
parasız seyirci {i} der Zaungast {m}
parasız yatılı okul {i} das Alumnat {n}
parasız yatılı okul öğrencisi {i} der Alumne {m}
parasız yemek {i} der Freitisch {m}
parasız yolculuk {i} der Nulltarif {m}
parasızlık {i} die Armut {f}
parasızlık {i} die Ebbe {f}
parasızlık {i} die Geldlosigkeit {f}
parasızlık {allg} Mangel an Geld {allg}
parasızlık {i} die Mittellosigkeit {f}
parasızlıktan avucunu yalamak {allg} in die Röhre gucken {allg}
Indirekte Treffer
akort parası {i} das Gedinge {n}
alan parası {i} die Landungsgebühr {f}
ambar parası {i} das Lagergeld {n}
analık parası {allg} Mutterschaftsgeld {allg}
ardiye parası {i} das Lagergeld {n}
Avusturya parası {i} der Schilling {m}
ayak bastı parası {i} die Landungsgebühr {f}
ayak bastı parası {ç} die Landungskosten {pl}
ayak parası {i} der Bringerlohn {m}
ayakbastı parası {i} [tic]die Einfuhrgebühr {f}
ayakbastı parası {i} das Anzugsgeld {n}
ayakbastı parası {i} das Entree {n}
bakım parası {i} das Pflegegeld {n}
banka parası {i} die Bankwährung {f}
banka parası {ç} die Bankvaluta {pl}
banka parası {i} das Bankgeld {n}
banka parası {i} das Giralgeld {n}
başlık parası {i} die Mitgift {f}
başlık parası {i} die Aussteuer {f}
başlık parası {i} die Ausstattung {f}
başlık parası vermek {fi} ausstatten {v}
beklenen emeklilik parası {i} die Anwartschaftsrente {f}
bereket parası {i} der Heckpfennig {m}
bereket parası {i} der Glückspfennig {m}
beş parası olmamak {allg} keinen Heller haben {allg}
beş parası yok {allg} er hat keinen Groschen {allg}
bilet parası {i} der Fahrpreis {m}
bilet parası {i} [yol]das Fahrgeld {n}
Bulgar parası {i} die Lewa {f}
cayma parası {i} das Reugeld {n}
çelenk parası {i} das Kranzgeld {n}
çocuk bakım parası {i} das Kindererziehungsgeld {n}
çocuk bakım parası {i} das Erziehungsgeld {n}
çocuk parası {i} das Kindergeld {n}
demirleme parası {i} [den]das Ankergeld {n}
demirleme parası {i} [den]die Ankergebühr {f}
depozito parası {i} das Hinterlegungsgeld {n}
destek parası {i} die Prämie {f}
devletin parası {ç} die Staatsgelder {pl}
eğitim parası {i} das Erziehungsgeld {n}
ekmek parası {i} die Unterhaltung {f}
ekmek parası {i} der Unterhalt {m}
ekmek parası kazanmak {v} unterhalten {v}
emanete bırakma parası {i} das Hinterlegungsgeld {n}
eski Alman madeni parası {i} der Batzen {m}
ev idaresi parası {i} das Wirtschaftsgeld {n}
ev parası {i} das Haushaltsgeld {n}
evi geçindirme parası {i} das Wirtschaftsgeld {n}
giriş parası {i} der Eintrittspreis {m}
giriş parası {i} das Eintrittsgeld {n}
giysi parası {i} das Kleidergeld {n}
günlük hastalık parası haddi {i} der Krankengeldtagessatz {m}
hastalık parası {i} das Krankengeld {n}
hastalık parası sigortası {i} die Krankengeldversicherung {f}
hava parası {i} das Abstandsgeld {n}
hava parası {i} die Ablöse {f}
hava parası {i} der Goodwill {m}
hava parası {i} die Abstandszahlung {f}
ihtar parası {i} das Verwarnungsgeld {n}
inşaat parası {i} das Baugeld {n}
işletme emekli parası {allg} betriebliches Altersruhegeld {allg}
işsizlik parası {i} das Stempelgeld {n}
işsizlik parası {i} das Arbeitslosengeld {n}
işsizlik parası 2 {i} das Arbeitslosengeld II {n}
işsizlik parası 2 {allg} ALG II {allg}
işsizlik parası almak {fi} Arbeitslosengeld beziehen {v}
işsizlik parası almak {fi} stempeln gehen {v}
izin parası {i} das Urlaubsgeld {n}
kafa parası {i} das Kopfgeld {n}
kan parası {i} das Blutgeld {n}
kan parası {i} [huk]das Wergeld {n}
kan parası {i} das Sühnegeld {n}
kart parası {allg} Kartengeld {allg}
kaya parası {i} die Anmeldegebühr {f}
kefaret parası {i} das Bußgeld {n}
kefen parası {i} [tic]die Rücklage {f}
kilometre başına firmadan alınan benzin parası {i} das Kilometergeld {n}
kilometre parası {i} das Kilometergeld {n}
kilometre üzerinden hesaplanan yol parası {i} das Kilometergeld {n}
kira parası {i} das Mietgeld {n}