TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
altında {adv} darunter {adv}
altında {adv} drunter {adv}
altında {adv} unten {adv}
altında {öt} unter {prp}
altında {öt} unterhalb {prp}
altında kalmak {fi} darunter bleiben {v}
altında kalmak {fi} unterschreiten {v}
altında olmak {itr} unterstehen {itr}
altında saflık {i} der Feingehalt {m}
altında toplamak {v} subsumieren {v}
altında yatan {adv} zugrunde liegend {adv}
altındaki {allg} untere {allg}
altından {allg} darunter hervor {allg}
altından {a} golden {a}
altından {allg} von Gold {allg}
altından yapılma ince yaprak {i} das Rauschgold {n}
altından yapılmış {s} golden {adj}
altından yapılmış ziynet eşyası {i} die Goldwaren {f}
Indirekte Treffer
ağaçlarda gövde altında çürüme {i} [bitk]die Stockfäule {f}
alaylı bakışlar altında yürüme {i} die Spießruten laufen {f}
alkol etkisi altında işlenen suç {i} das Alkoholdelikt {n}
altında kalmak {fi} unterschreiten {v}
altında kalmak {fi} darunter bleiben {v}
altında olmak {itr} unterstehen {itr}
altında saflık {i} der Feingehalt {m}
altında toplamak {v} subsumieren {v}
altında yatan {adv} zugrunde liegend {adv}
anayasal güvence altında {i} [huk]der Verfassungsrang {m}
ateş altında tutmak {v} behammern {v}
ayak altında bulunmak {fi} herumstehen {v}
ayak altında çiğnemek {fi} zusammentreten {v}
ayak altında dolaşmak {allg} jemandem dauernd im Wege stehen {allg}
başka kimlik altında {adv} inkognito {adv}
başka kimlik altında yaşamak {allg} inkognito leben {allg}
baskı altında kalmadan {s} zwanglos {adj}
baskı altında kalmadan {s} vorurteilslos {adj}
baskı altında kalmadan {s} vorurteilsfrei {adj}
baskı altında kalmadan {s} unbeeinflusst {adj}
baskı altında tutma {i} die Repression {f}
baskı altında tutmak {v} unterdrücken {v}
baskı altında tutmak {v} tyrannisieren {v}
baskı altında tutmak {v} erpressen {v}
baskı altında tutulan {mf} Verfolgte {mf}
belli koşullar altında {allg} unter bestimmten Bedingungen {allg}
bir çatı altında toplamak {allg} unter einen Hut bringen {allg}
bir şeyi kilit altında saklamak {fi} wegschließen {v}
bir şeyi kilit altında tutmak {allg} unter Verschluss halten {allg}
birisini etki altında bırakmak {v} überwältigen {v}
birisini sıkı kontrol altında bulundurmak {allg} auf die Finger sehen {allg}
birisinin emri altında {öt} unter {prp}
birisinin emri altında bulunmak {allg} zu Gebote stehen {allg}
birkaç sanayi kurumunun tek idare altında birleşmesi {i} das Kombinat {n}
boyunduruk altında tutma {i} die Knechtung {f}
bu koşullar altında {allg} unter diesen Umständen {allg}
bu şartlar altında {adv} da {adv}
bu şartlar altında {allg} unter diesen Umständen {allg}
bütçenin altında kalma {i} die Etatunterschreitung {f}
buyruğu altında bulundurmak {v} beherrschen {v}
buz altında bulunan {s} [yerb]subglazial {adj}
çok uzun süreli silah altında bulunan asker {i} [ask]der Troupier {m}
değer olarak altında kalmak {fi} zurückstehen {v}
değerinin altında satmak {v} verhökern {v}
değerinin altında sigorta ettirme {i} die Unterversicherung {f}
denetim altında olma {i} die Untersuchungshaft {f}
deniz seviyesinin altında {allg} unter dem Meeresspiegel {allg}
deri altında {s} [biy]subkutan {adj}
dilinin altında bir şey saklamak {allg} etwas hinter dem Berg halten {allg}
el altında {a} verfügbar {a}
el altında {adv} bereitstehend {adv}
emri altında {allg} unter dem Befehl {allg}
emri altında bulunmak {a} untergeben {a}
emri altında olmak {allg} untergeben sein {allg}
en iyi şartlar altında {adv} bestens {adv}
esaret altında tutulma {allg} kaudinisches Joch {allg}
etki altında bırakma {i} die Berieselung {f}
etki altında bırakmak {v} berieseln {v}
etki altında bulundurmak {v} berieseln {v}
etki altında kalmadan {s} vorurteilsfrei {adj}
etki altında kalmadan {s} unbefangen {adj}
etki altında kalmadan {s} unbeeinflusst {adj}
etki altında kalmadan {s} zwanglos {adj}
etki altında kalmadan {s} vorurteilslos {adj}
etki altında kalmama {i} die Unbefangenheit {f}
etki altında kalmış {s} besessen {adj}
etki altında olmayan {s} natürlich {adj}
etki altında oy kullanan seçmen sürüsü {i} das Stimmvieh {n}
gelgit döneminde suyun altında kalan bölge {i} [coğ]das Watt {n}
göçük altında {allg} unter der Erde {allg}
göz altında tutmak {allg} ein Auge auf jemanden haben {allg}
gözetim altında {s} gelenkt {adj}
gözetim altında tutmak {fi} überwachen {v}
gözlem altında tutmak {v} überwachen {v}
gözlem altında tutmak {v} beobachten {v}