TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
bulundurmak {v} behalten {v}
bulundurmak {fi} enthalten {v}
bulundurmak {fi} halten {v}
Indirekte Treffer
bir şeyi göz önünde bulundurmak {allg} im Auge behalten {allg}
bir şeyi göz önünde bulundurmak {allg} auf etw Bedacht nehmen {allg}
birisini sıkı kontrol altında bulundurmak {allg} auf die Finger sehen {allg}
buyruğu altında bulundurmak {v} beherrschen {v}
depoda bulundurmak {allg} auf Lager halten {allg}
depoda bulundurmak {allg} auf Lager haben {allg}
elde bulundurmak {fi} innehaben {v}
elinde bulundurmak {fi} verfügen über {v}
elinde bulundurmak {itr} verfügen {itr}
elinde bulundurmak {fi} besitzen {v}
emre hazır bulundurmak {fi} bereitstellen {v}
etki altında bulundurmak {v} berieseln {v}
göz önünde bulundurmak {v} ermessen {v}
göz önünde bulundurmak {fi} einkalkulieren {v}
göz önünde bulundurmak {fi} berücksichtigen {v}
göz önünde bulundurmak {v} beachten {v}
göz önünde bulundurmak {allg} vor Augen halten {allg}
gözaltında bulundurmak {fi} jemandem auf die Finger sehen {v}
gözaltında bulundurmak {v} bewachen {v}
gözönünde bulundurmak {allg} ausrechnen {allg}
hazır bulundurmak {fi} zurechtlegen {v}
hazır bulundurmak {allg} Bereitschaft halten {allg}
hazır bulundurmak {fi} bereithalten {v}
içinde bulundurmak {v} implizieren {v}
içinde bulundurmak {v} enthalten {v}
işgal altında bulundurmak {v} besitzen {v}
iyi durumda bulundurmak {fi} instandhalten {v}
kilit altında bulundurmak {fi} unter Verschluss halten {v}
maddeyi kullanmak için hazır bulundurmak {i} die Materialbereitstellung {f}
malı bulundurmak {allg} Artikel führen {allg}
malzemeyi kullanmak için hazır bulundurmak {i} die Materialbereitstellung {f}
polis gözetimi altında bulundurmak {allg} unter Polizeiaufsicht stellen {allg}
stokta bulundurmak {allg} auf Lager haben {allg}
stokta bulundurmak {allg} auf Lager halten {allg}
tahakküm altında bulundurmak {v} beherrschen {v}
üzerinde bulundurmak {fi} umbehalten {v}
yanında bulundurmak {allg} mit bei sich führen {allg}
yanında bulundurmak {fi} dabeihaben {v}
yanında bulundurmak {fi} mithaben {v}
yanında bulundurmak {fi} mitführen {v}