TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
kalma durumu {i} [dilb]der Lokativ {m}
kalma hakkı {i} das Bleiberecht {n}
kalma {allg} es ist aus {allg}
kalmak {itr} bestehen {itr}
kalmak {itr} bleiben {itr}
kalmak {v} dableiben {v}
kalmak {fi} durchfallen {v}
kalmak {fi} logieren {v}
kalmak {itr} sausen {itr}
kalmak {fi} aufhalten {v}
kalmak {allg} erhalten {allg}
kalmak {allg} festsetzen {allg}
kalmak {fi} übrigbleiben {v}
kalmak {itr} verbleiben {itr}
kalmak {itr} verharren {itr}
kalmak {fi} verweilen {v}
kalmak {itr} wohnen {itr}
kalmamış {allg} nicht mehr vorrätig {allg}
Indirekte Treffer
açıkta kalma {i} die Enttarnung {f}
akşamdan kalma {s} verkatert {adj}
asilzadenin oturduğu babadan kalma evi {i} der Adelsitz {m}
asilzadenin oturduğu babadan kalma evi {i} der Edelsitz {m}
atalardan kalma olmak {allg} überkommen sein {allg}
azınlıkta kalma {i} die Minderheit {f}
azınlıkta kalma {i} die Minderzahl {f}
babadan kalma {a} väterlich {a}
babadan kalma {adv} ererbt {adv}
baki kalma {i} der Fortbestand {m}
bronz çağından kalma mezarlık {i} das Urnenfeld {n}
bütçenin altında kalma {i} die Etatunterschreitung {f}
buzul devrinden kalma kum kaplı alanlar {i} [coğ]der Sander {m}
çağdışı kalma {i} der Verfall {m}
çalışmadan memnun kalma {i} die Arbeitszufriedenheit {f}
darda kalma {i} die Nötigung {f}
dededen kalma {s} altväterisch {adj}
donup kalma {i} die Starrheit {f}
donup kalma {i} die Starre {f}
eski çağlardan kalma sanat eseri {i} das Kunstdenkmal {n}
eski dönemden kalma gibi {allg} aus der Mottenkiste {allg}
eski zamandan kalma değerli otomobil {i} der Oldtimer {m}
eskiden kalma {adv} altüberliefert {adv}
eskiden kalma sanat eseri {i} das Denkmal {n}
etkisiz kalma {i} die Verpuffung {f}
evde kalma korkusu {i} die Torschlusspanik {f}
gebe kalma {i} die Konzeption {f}
gebe kalma {i} die Empfängnis {f}
gebe kalma müddeti {i} die Empfängniszeit {f}
geç kalma {i} der Verzug {m}
geç kalma {i} die Verspätung {f}
geç kalma {i} das Zuspätkommen {n}
geç kalma {i} das Versäumnis {n}
geç kalma korkusu {i} die Torschlusspanik {f}
hamile kalma {i} [hek]die Konzeption {f}
hamile kalma {i} die Empfängnis {f}
hastanede kalma süresi {i} der Krankenhausaufenthalt {m}
iki arada bir derede kalma {i} die Zwangslage {f}
ikilemde kalma {i} der Zweifelsfall {m}
ilkçağdan kalma mezarlık {i} die Nekropolis {f}
ilkçağdan kalma mezarlık {i} die Nekropole {f}
kalma durumu {i} [dilb]der Lokativ {m}
kalma hakkı {i} das Bleiberecht {n}
kapalı yerlerde kalma korkusu {i} [ruhb]die Klaustrophobie {f}
konusuz kalma {i} die Gegenstandslosigkeit {f}
korkudan donup kalma {i} die Salzsäule {f}
markaya bağlı kalma {i} die Markentreue {f}
sağ kalma {i} das überleben {n}
sağ kalma ihtimali {i} die Überlebenschance {f}
savunmayı gerektirici zorda kalma {i} der Defensiver Notstand {m}
sel altında kalma {i} die Überflutung {f}
sürüncemede kalma {i} die Säumnis {f}
susuz kalma {i} die Dehydration {f}
tamamen devre dışı kalma {i} [tek]der Totalausfall {m}
uzak kalma {i} die Distanzierung {f}
yoksun kalma {i} die Verwirkung {f}
zorda kalma {i} der Notstand {m}