TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
bulunan {s} befindlich {adj}
bulunan {s} gelegen {adj}
bulunan eşya {i} der Fundgegenstand {m}
bulunan yer {i} die Fundstelle {f}
bulunanların olanların listesi {i} das Anwesenheitsverzeichnis {n}
Indirekte Treffer
alt kademede bulunan {s} subaltern {adj}
anayolun iki yanında evleri dizili bulunan köy {i} das Straßendorf {n}
Anlaşılması güç bir metni açıklayan, anlam ve amacı üstünde yorumda bulunan kimse {i} der Ausleger {m}
aralarında kan bağı bulunan akraba {i} der Kognat {m}
arka tarafta bulunan {s} rückseitig {adj}
arkada bulunan {s} rückseitig {adj}
aşağı derecede bulunan {allg} subaltern {allg}
atış alanında bulunan hedef tahtasının arkasındaki topraktan siper {i} der Kugelfang {m}
aynı görevde daha önce bulunan kimse {i} der Vorgänger {m}
aynı hece sayısı bulunan {s} [dilb]parisyllabisch {adj}
az bulunan {s} knapp {adj}
az bulunan mal {i} die Mangelware {f}
az bulunan şey {i} die Seltenheit {f}
az bulunan şey {i} die Rarität {f}
bağışta bulunan kimse {i} der Spender {m}
balonla incelemede bulunan {i} der Ballonbeobachter {m}
banka adı bulunan çek {allg} beglaubigter Scheck {allg}
başında bulunan {i} der Leiter {m}
başka yerde bulunan {adv} anderwärtig {adv}
başta bulunan kişi {i} der Vordermann {m}
beyinde bulunan solunum merkezi {i} das Atemzentrum {n}
bir taşıtta bulunan yolcu {i} der Fahrgast {m}
bir ülkede bulunan kişinin o ülkede geçerli yasalara tabi olması {i} [huk]das Territorialitätsprinzip {n}
bir yerleşim biriminin giriş ve çıkışında bulunan yer bildirme tabelası {i} die Ortstafel {f}
bitişikte bulunan {i} der Anwohner {m}
bitkisel maddede bulunan buruk tatta bir madde {i} das Tannin {n}
bölünmüş otoyolllarda ortada bulunan yeşillendirilmiş boşluk {i} der Mittelstreifen {m}
bulunan eşya {i} der Fundgegenstand {m}
bulunan yer {i} die Fundstelle {f}
buz altında bulunan {s} [yerb]subglazial {adj}
çayda bulunan etkili madde {i} das Tein {n}
cemaatini başkalarına karşı kışkırtıcı içerikli vaazde bulunan imam {i} der Hassprediger {m}
cilt içerisinde bulunan kabarık lezyonlar {i} die Pustel {f}
civarda bulunan {s} umliegend {adj}
çok katlı ve üzerinde saksı koyma yeri bulunan çiçek koyma sehpası {i} die Blumenkrippe {f}
çok uzun süreli silah altında bulunan asker {i} [ask]der Troupier {m}
dağ zirvesinde bulunan kar {i} der Firn {m}
dağlık bölgede bulunan vadi {i} das Hochtal {n}
denizde bulunan {s} [den]submarin {adj}
devamlı çalma dürtüsü içinde bulunan kimse {i} der Kleptomane {m}
dibinde bulunan bir şeye erişememe acısı {ç} die Tantalusqualen erdulden {pl}
dışta bulunan {s} außen stehend {adj}
dur işareti bulunan yol {i} die Stoppstraße {f}
elde bulunan {allg} zur Hand {allg}
elde bulunan {s} disponibel {adj}
elde bulunan {s} bestehend {adj}
elinde orak bulunan ölüm meleği {i} der Sensenmann {m}
en yakında bulunan {s} nächstliegend {adj}
erkek ve dişi çiçekleri ayrı ayrı bitkilerde bulunan {s} [bitk]eingeschlechtig {adj}
eski bir apartmanda bulunan daire {i} die Altbauwohnung {f}
etrafta bulunan {s} umliegend {adj}
evde bulunan {s} häuslich {adj}
fena harekette bulunan kişi {i} der Übeltäter {m}
girişimde bulunan {s} tätig {adj}
girişte bulunan genişçe yer {i} die Eingangshalle {f}
göller arasında bulunan düzlük arazi {i} die Seenplatte {f}
güneyde bulunan {s} südlich {adj}
harekette bulunan {s} tätig {adj}
hariçte bulunan {s} außen stehend {adj}
hatırda bulunan {s} erinnerlich {adj}
hayvanlarla cinsel ilişkide bulunan kişi {i} der Sodomit {m}
hazır bulunan {s} vorhanden {adj}
hazır bulunan {s} verfügbar {adj}
hazır bulunan {allg} gegenwärtig {allg}
her iki yanında büyük binalar bulunan geniş cadde {i} die Prachtstraße {f}
her yerde bulunan {s} [bitk]ubiquitär {adj}
ibadette bulunan {i} [din]der Beter {m}
ibadette bulunan {fm} [din]Betende {fm}
içinde bulunan {i} die Insassin {f}
içinde bulunan {i} der Insasse {m}
içinde bulunan {adv} inwohnend {adv}
içinde cin bulunan içki çeşitleri {i} der Genever {m}
içinde tat verici katkı malzemesi bulunan çikolata {i} die Praline {f}
iki kişilik oturacak yeri bulunan araba {i} der Zweisitzer {m}
ilgisi bulunan {s} zuständig {adj}
ince bağırsağında solucan bulunan kişi {i} [hek]die Trichinose {f}
gezisinde bulunan kişi {i} der Geschäftsreisende {m}
iyi şarabı bulunan meyhane {i} das Weinlokal {n}