TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
işin ağırlığı {i} die Arbeitsbelastung {f}
işin akım çizelgesi {i} die Arbeitsablaufdarstellung {f}
işin akım çizelgesi {i} die Arbeitsflussdarstellung {f}
işin akım çizgesi diyagramı {i} das Arbeitsablaufdiagramm {n}
işin akım çizgesi diyagramı {i} das Arbeitsflussdiagramm {n}
işin akım diyagramı {i} das Arbeitsablaufdiagramm {n}
işin akım diyagramı {i} das Arbeitsflussdiagramm {n}
işin akışı {i} der Geschäftsverkehr {m}
işin aslı {i} der Sachverhalt {m}
işin aslı {adv} wahrlich {adv}
işin başından tutmak {allg} den Anfang machen {allg}
işin bir parçası {i} das Arbeitsstück {n}
işin cinsi {i} der Geschäftsstruktur {m}
işin çözümü için gerekli aşamalar {i} die Prozedur {f}
işin devredilmesi {i} [tic]die Bestandsübertragung {f}
işin devri {i} [tic]die Bestandsübertragung {f}
işin doğrusu {adv} allerdings {adv}
işin doğrusu {allg} auf gut Deutsch {allg}
işin doğrusu {adv} parforce {adv}
işin doğrusu bu! {allg} auf gut Deutsch {allg}
işin dönmesi {i} der Arbeitszyklus {m}
işin durması {i} [tic]die Betriebspause {f}
işin durması {i} [tic]die Betriebsunterbrechung {f}
işin en güç tarafını atlatmış olmak {allg} aus dem Gröbsten heraus sein {allg}
işin en önemli noktası {allg} der Kern der Sache {allg}
işin eri {s} eingefuchst {adj}
işin garibi {i} die Komik {f}
işin garibi {adv} merkwürdigerweise {adv}
işin genişletilmesi {allg} horizontale Arbeitsfeldvergrößerung {allg}
işin gereklilikleri {i} die Dienstdirektive {f}
işin geri kalması {i} der Arbeitsrückstand {m}
işin güç yanı asıl bu {allg} da liegt der Hund begraben {allg}
işin yüzünü bilen kimse {i} der Insider {m}
işin yüzünü bilen kimse {i} die Insiderin {f}
işin içinde bir bityeniği var {allg} da ist der Wurm drin {allg}
işin içinde bit yeniği olmak {allg} einen Haken haben {allg}
işin içinden çıkılması zor {s} kompliziert {adj}
işin içinden çıkılması zor bir durum {s} kniffelig {adj}
işin içinden sıyrılmak {fi} behelfen {v}
işin içinden sıyrılmak {fi} herauswinden {v}
işin içinden sıyrılmak {allg} aus der Affäre ziehen {allg}
işin içinden sıyrılmak {allg} durchwinden {allg}
işin içine girmek {fi} einarbeiten {v}
işin içine sokmak {allg} jdn in etw verstricken {allg}
işin içyüzünü anlamak {allg} den Bogen heraushaben {allg}
işin kolayını bulmak {allg} den Bogen heraushaben {allg}
işin niteliği {i} der Geschäftsstruktur {m}
işin püf noktası budur {allg} da liegt der Hund begraben {allg}
işin seyri {i} der Arbeitsablauf {m}
işin sonucu ona bağlı {allg} es steht bei ihm {allg}
işin temeli {i} der Angelpunkt {m}
işin temeli {i} die Arbeitsgrundlage {f}
işin ters gitmesi {fi} schief gehen {v}
işin uğradığı zarar {i} [huk]die Geschäftsschädigung {f}
işin ustası {s} eingefuchst {adj}
işin üstesinden gelmek {allg} eine Sache schmeißen {allg}
işin yapılması {i} die Auftragsbearbeitung {f}
işin yapısı {i} der Geschäftsstruktur {m}
işin yürüyüşü {i} der Arbeitsprozess {m}
işin zorunu geride bırakmak {allg} aus dem Gröbsten heraus sein {allg}
işinden ayrılmak {fi} hinwerfen {v}
işinden çıkarmak {fi} abservieren {v}
işine gelmek {allg} etwas kommt jemandem gelegen {allg}
işine gelmek {fi} jemandem recht sein {v}
işine gelmek {itr} passen {itr}
işine karışmak {fi} dareinreden {v}
işine karışmak {fi} hineinreden {v}
işine karışmak {allg} ins Gehege kommen {allg}
işine karışmak {fi} jemandem ins Gehege kommen {v}
işine karışmak {fi} einmischen {v}
işine sadık {s} angespannt {adj}
işine son verme {i} der Rausschmiss {m}
işine son verme hakkı {i} das Kündigungsrecht {n}
işine son verme yazısı {i} das Kündigungsschreiben {n}
işine son vermek {fi} aufkündigen {v}
işine son vermek {fi} kündigen {v}
işine yaramak {allg} gut gebrauchen können {allg}
işine yaramak {fi} jemanden zugute kommen {v}
işini Allaha bırakan {i} der Dulder {m}
işini bilen {s} gewandt {adj}
Indirekte Treffer
bir etkinliğin veya bir işin hazırlığının yoğun düzeyde yürümesi {allg} etwas läuft auf Hochtouren {allg}
bir işin hakkından gelmek {allg} einer Sache Herr werden {allg}
bir işin herhangi bir safhasında yapılan hata {i} [tiy]der Regiefehler {m}
bir işin nedenlerini araştırmak {allg} einer Sache auf den Grund gehen {allg}
bir işin sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesi {allg} etwas läuft wie am Schnürchen {allg}
bir işin sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesi {allg} etwas klappt wie am Schnürchen {allg}
bir işin ters gitmesi {allg} schief laufen {allg}
bu işin bir pürüzü var {allg} die Sache hat einen Haken {allg}
bu işin zor bir tarafı var {allg} die Sache hat einen Haken {allg}
ele aldığı her işin üstesinden gelebilmek {allg} in allen Sätteln gerecht sein {allg}
fazla işin tadını kaçırmak {v} zerreden {v}
her işin erbabı olmak {allg} in allen Sätteln gerecht sein {allg}
işin ağırlığı {i} die Arbeitsbelastung {f}
işin akım çizelgesi {i} die Arbeitsflussdarstellung {f}
işin akım çizelgesi {i} die Arbeitsablaufdarstellung {f}
işin akım çizgesi diyagramı {i} das Arbeitsflussdiagramm {n}
işin akım çizgesi diyagramı {i} das Arbeitsablaufdiagramm {n}
işin akım diyagramı {i} das Arbeitsflussdiagramm {n}
işin akım diyagramı {i} das Arbeitsablaufdiagramm {n}
işin akışı {i} der Geschäftsverkehr {m}
işin aslı {adv} wahrlich {adv}
işin aslı {i} der Sachverhalt {m}
işin başından tutmak {allg} den Anfang machen {allg}
işin bir parçası {i} das Arbeitsstück {n}
işin cinsi {i} der Geschäftsstruktur {m}
işin çözümü için gerekli aşamalar {i} die Prozedur {f}
işin devredilmesi {i} [tic]die Bestandsübertragung {f}
işin devri {i} [tic]die Bestandsübertragung {f}
işin doğrusu {adv} allerdings {adv}
işin doğrusu {adv} parforce {adv}
işin doğrusu {allg} auf gut Deutsch {allg}
işin doğrusu bu! {allg} auf gut Deutsch {allg}
işin dönmesi {i} der Arbeitszyklus {m}
işin durması {i} [tic]die Betriebsunterbrechung {f}
işin durması {i} [tic]die Betriebspause {f}
işin en güç tarafını atlatmış olmak {allg} aus dem Gröbsten heraus sein {allg}
işin en önemli noktası {allg} der Kern der Sache {allg}
işin eri {s} eingefuchst {adj}
işin garibi {adv} merkwürdigerweise {adv}
işin garibi {i} die Komik {f}
işin genişletilmesi {allg} horizontale Arbeitsfeldvergrößerung {allg}
işin gereklilikleri {i} die Dienstdirektive {f}
işin geri kalması {i} der Arbeitsrückstand {m}
işin güç yanı asıl bu {allg} da liegt der Hund begraben {allg}
işin yüzünü bilen kimse {i} die Insiderin {f}
işin yüzünü bilen kimse {i} der Insider {m}
işin içinde bir bityeniği var {allg} da ist der Wurm drin {allg}
işin içinde bit yeniği olmak {allg} einen Haken haben {allg}
işin içinden çıkılması zor {s} kompliziert {adj}
işin içinden çıkılması zor bir durum {s} kniffelig {adj}
işin içinden sıyrılmak {fi} behelfen {v}
işin içinden sıyrılmak {allg} durchwinden {allg}
işin içinden sıyrılmak {allg} aus der Affäre ziehen {allg}
işin içinden sıyrılmak {fi} herauswinden {v}
işin içine girmek {fi} einarbeiten {v}
işin içine sokmak {allg} jdn in etw verstricken {allg}
işin içyüzünü anlamak {allg} den Bogen heraushaben {allg}
işin kolayını bulmak {allg} den Bogen heraushaben {allg}
işin niteliği {i} der Geschäftsstruktur {m}
işin püf noktası budur {allg} da liegt der Hund begraben {allg}
işin seyri {i} der Arbeitsablauf {m}
işin sonucu ona bağlı {allg} es steht bei ihm {allg}
işin temeli {i} die Arbeitsgrundlage {f}
işin temeli {i} der Angelpunkt {m}
işin ters gitmesi {fi} schief gehen {v}
işin uğradığı zarar {i} [huk]die Geschäftsschädigung {f}
işin ustası {s} eingefuchst {adj}
işin üstesinden gelmek {allg} eine Sache schmeißen {allg}
işin yapılması {i} die Auftragsbearbeitung {f}
işin yapısı {i} der Geschäftsstruktur {m}
işin yürüyüşü {i} der Arbeitsprozess {m}
işin zorunu geride bırakmak {allg} aus dem Gröbsten heraus sein {allg}
işte işin güçlüğü burada yatıyor! {allg} da liegt der Hase im Pfeffer {allg}
yapılan işin değeri {i} der Arbeitswert {m}
yapılan işin sonucunu gösteren hesap özeti {i} das Arbeitsblatt {n}