DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
schief {adj} çarpık {s}
schief {a} eğimli {a}
schief {adj} eğri {s}
schief {a} hatalı {a}
schief {a} inişli {a}
schief {adj} meyilli {s}
schief {adj} şüpheli {s}
schief {adj} yamuk {s}
schief {adj} yanlış {s}
schief ansehen {v} yan bakmak {fi}
schief gehen {v} işin ters gitmesi {fi}
schief gehen {v} ters gitmek {fi}
schief gehen {v} yolunda gitmemesi {fi}
schief gewickelt sein {v} yanılmak {fi}
schief laufen {allg} bir işin ters gitmesi {allg}
schief laufen {allg} bir işte aksilik çıkması {allg}
schief liegen {v} yanlış bir görüşü savunmak {fi}
schief liegen {v} yanlış fikirler ileri sürmek {fi}
schief treten {v} yan basmak {fi}
schief Urteilen {allg} [Jur.]yanlış yargılamak {allg}
die Schiefe {f} çarpıklık {i}
die Schiefe {f} eğim {i}
die Schiefe {f} eğrilik {i}
die Schiefe {f} meyil {i}
schiefe Urteile {allg} [Jur.]yanlış yargılar {allg}
die Schiefeebene {f} eğik düzlem {i}
der Schiefer {m} arduvaz {i}
der Schiefer {m} kara taş {i}
der Schiefer {m} kayağantaş {i}
der Schiefer {m} kayrak {i}
der Schiefer {m} şaşgöz {i}
der Schiefer {m} şaşı bakan {i}
der Schiefer {m} şaşı gözlü {i}
der Schiefer {m} şist {i}
das Schieferdach {n} damtaşı ile örtülü çatı {i}
das Schieferdach {n} kayağan taşı ile örtülü çatı {i}
das Schiefergas {n} [Stahl]kaya gazı {i}
schiefergrau {adj} koyu gri {s}
schiefergrau {adj} kurşuni {s}
schieferig {adj} arduaz gibi {s}
schieferig {adj} arduazdan {s}
schieferig {adj} kayağan gibi {s}
schieferig {adj} kayağan taşından {s}
die Schieferplatte {f} arduvaz levha {i}
die Schieferplatte {f} yazı tahtası {i}
die Schiefertafel {f} okula yeni başlayanlara verilen taş yazı tahtası {i}
die Schiefertafel {f} taş tahta {i}
die Schiefertafel {f} yaz boz tahtası {i}
schiefgewickelt sein {allg} yanılmak {allg}
der Schiefhals {m} eğri boyun {i}
die Schiefheit {f} eğimlilik {i}
die Schiefheit {f} eğrilik {i}
die Schiefheit {f} meyillilik {i}
die Schiefheit {f} yamukluk {i}
schieflachen {v} gülmekten katılmak {fi}
schieflachen {v} kahkahayla gülmek {fi}
schieflachen {v} katıla katıla gülmek {fi}
schiefmäulig {adj} ardniyetli {s}
schiefmäulig {adj} kötü niyetli {s}
schiefwinklig {adj} [mat]eğik {s}
schiefwinklig {adj} [mat]yatık {s}
Indirekte Treffer
den Kopf schief halten {allg} boynu bükük tutmak {allg}
jdn schief ansehen {allg} birisine kuşkuyla bakmak {allg}
jdn schief ansehen {allg} şüpheyle yaklaşmak {allg}
krumm und schief {allg} kargacık burgacık {allg}
krumm und schief {allg} eğri büğrü {allg}
krumm und schief {allg} eciş bücüş {allg}
krumm und schief {allg} çarpık çurpuk {allg}
schief ansehen {v} yan bakmak {fi}
schief gehen {v} yolunda gitmemesi {fi}
schief gehen {v} ters gitmek {fi}
schief gehen {v} işin ters gitmesi {fi}
schief gewickelt sein {v} yanılmak {fi}
schief laufen {allg} bir işte aksilik çıkması {allg}
schief laufen {allg} bir işin ters gitmesi {allg}
schief liegen {v} yanlış fikirler ileri sürmek {fi}
schief liegen {v} yanlış bir görüşü savunmak {fi}
schief treten {v} yan basmak {fi}
schief Urteilen {allg} [Jur.]yanlış yargılamak {allg}