TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
yaşamak {fi} durchleben {v}
yaşamak {fi} erfahren {v}
yaşamak {v} erleben {v}
yaşamak {itr} existieren {itr}
yaşamak {v} führen zu {v}
yaşamak {itr} Leben {itr}
yaşamak {fi} mitmachen {v}
yaşamak {itr} sitzen {itr}
yaşamak {v} verbringen {v}
yaşamak {itr} weben {itr}
yaşamaktan bıkmış {s} lebensmüde {adj}
yaşamaktan mutlu {s} lebensfroh {adj}
yaşamaktan mutluluk duyan {s} lebensbejahend {adj}
yaşamaktan zevk almak {fi} ausleben {v}
Indirekte Treffer
açlık içinde yaşamak {fi} durchhungern {v}
amaçsız yaşamak {itr} vegetieren {itr}
amaçsızca yaşamak {fi} hineinleben {v}
asalak olarak yaşamak {itr} parasitieren {itr}
asalak yaşamak {fi} schmarotzen {v}
asalak yaşamak {v} schnorren {v}
avantadan yaşamak {v} schnorren {v}
ayrı yaşamak {allg} in Scheidung leben {allg}
ayrı yaşamak {allg} getrennt leben {allg}
başka kimlik altında yaşamak {allg} inkognito leben {allg}
başka kimlikle yaşamak {allg} Unter falscher Flagge fahren {allg}
beleşten yaşamak {fi} durchschmarotzen {v}
beraberce yaşamak {fi} zusammenleben {v}
bin bir güçlükle yaşamak {fi} dahinvegetieren {v}
bir arada yaşamak {fi} zusammensitzen {v}
bir arada yaşamak {fi} zusammenleben {v}
bir duyguyu yoğun bir şekilde yaşamak {itr} glühen {itr}
bir macera yaşamak {allg} ein Abenteuer bestehen {allg}
bir olayı başkasıyla birlikte yaşamak {fi} miterleben {v}
birisi için yaşamak {itr} Leben {itr}
birlikte yaşamak {fi} zusammenleben {v}
birlikte yaşamak {fi} miterleben {v}
bol keseden yaşamak {fi} auf großem Fuß leben {v}
bolluk içinde yaşamak {allg} im Schmalz sitzen {allg}
bonkör yaşamak {fi} auf großem Fuß leben {v}
daha fazla yaşamak {itr} überleben {itr}
dikkat çekmeden yaşamak {allg} im Schatten leben {allg}
dostça yaşamak {allg} freundschaftlich zusammenleben {allg}
düşüncesizce yaşamak {fi} hinleben {v}
ekmek elden su gölden yaşamak {allg} ohne den kleinen Finger krumm zu machen gut leben {allg}
eserleriyle yaşamak {allg} durch seine Werke fortleben {allg}
evlenmeden birlikte yaşamak {allg} in wilder Ehe leben {allg}
faizle yaşamak {allg} von den Zinsen leben {allg}
garantili yaşamak {allg} festen Boden unter den Füßen haben {allg}
geçici bir aşk macerası yaşamak {allg} eine Frau vernaschen {allg}
göçebe gibi yaşamak {fi} herumziehen {v}
göçebe hayatı yaşamak {itr} nomadisieren {itr}
göçebe olarak yaşamak {itr} nomadisieren {itr}
göçebe yaşamak {itr} fluktuieren {itr}
günü yaşamak {allg} in den Tag hineinleben {allg}
hayatı dolu dolu yaşamak {allg} mit beiden Beinen im Leben stehen {allg}
hep borçla yaşamak {allg} auf Borg leben {allg}
hızlı yaşamak {fi} prassen {v}
işsiz güçsüz amaçsız yaşamak {itr} gammeln {itr}
istediği gibi yaşamak {allg} Eigenleben führen {allg}
kendi dünyasında yaşamak {v} schauen {v}
kimseye muhtaç olmadan yaşamak {allg} auf eigenen Füßen stehen {allg}
kimseyi takmadan kendi için yaşamak {allg} mit Scheuklappen durchs Leben gehen {allg}
kıt kanaat yaşamak {itr} darben {itr}
kötü bir olay yaşamak {allg} ein Unglück passieren {allg}
kötü şeyler yaşamak {allg} Schlimmes erleben {allg}
köyde yaşamak {allg} auf dem Lande wohnen {allg}
kral gibi mutlu yaşamak {allg} den Himmel auf Erden haben {allg}
krallar gibi yaşamak {allg} in Saus und Braus leben {allg}
krallar gibi yaşamak {allg} wie Gott in Frankreich leben {allg}
münzevi hayat yaşamak {allg} zurückgezogen leben {allg}
mutluluk içinde yaşamak {allg} glücklich und zufrieden leben {allg}
nikahsız yaşamak {allg} [Redw.]in wilder Ehe leben {allg}
parazit olarak yaşamak {itr} parasitieren {itr}
piyasada ani bir canlanma yaşamak {itr} [tic]boomen {itr}
refah içinde yaşamak {allg} im Wohlstand leben {allg}
refah içinde yaşamak {allg} wie die Made im Speck leben {allg}
ruhen yaşamak {v} schauen {v}
sefahat içinde yaşamak {itr} prassen {itr}
sefalet içinde yaşamak {itr} Lumpen {itr}
sefalet içinde yaşamak {itr} vegetieren {itr}
sefillik içinde yaşamak {itr} ludern {itr}
serseri gibi yaşamak {fi} umherziehen {v}
servetini yiyerek yaşamak {itr} privatisieren {itr}
sıkıntı ve darlık içinde yaşamak {fi} behelfen {v}
sürgünde yaşamak {allg} im Exil leben {allg}
toplumdan ayrı yaşamak {allg} isolieren {allg}
uzun süre dert ile yaşamak zorunda kalmak {fi} herumschleppen {v}
varlık içinde yaşamak {allg} im Schmalz sitzen {allg}