TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
zevk {i} das Behagen {n}
zevk {i} das Ergötzen {n}
zevk {i} die Freude {f}
zevk {i} das Gefallen {n}
zevk {i} die Gemeinsamkeit {f}
zevk {i} der Genuss {m}
zevk {i} der Geschmack {m}
zevk {i} die Geschmacksrichtung {f}
zevk {i} die Lust {f}
zevk {i} das Lustgefühl {n}
zevk {i} die Sinnenfreude {f}
zevk {i} das Vergnügen {n}
zevk {i} das Wohlgefallen {n}
zevk adamı {i} der Lebemann {m}
zevk alan {s} genüsslich {adj}
zevk alan {s} genussvoll {adj}
zevk aldığı biçimde yaşamak {allg} nach Behagen leben {allg}
zevk almak {fi} an etw Gefallen finden {v}
zevk almak {allg} lieben {allg}
zevk almak {fi} weiden {v}
zevk düşkünü {s} genusssüchtig {adj}
zevk düşkünü {i} der Schwelger {m}
zevk düşkünü {i} der Wüstling {m}
zevk duyarak {s} wollüstig {adj}
zevk duymak {fi} einer Sache erfreuen {v}
zevk için {allg} zur Erholung {allg}
zevk meselesi {i} die Geschmacksache {f}
zevk meselesi {i} die Geschmackssache {f}
zevk sahibi {s} geschmackvoll {adj}
zevk sahibi olmak {fi} Geschmack haben {v}
zevk ve safa içinde yaşama {i} die Schmauserei {f}
zevk ve safa içinde yaşamak {itr} prassen {itr}
zevk ve safa içinde yaşamak {itr} schlemmen {itr}
zevk ve safa içinde yaşamak {itr} schwelgen {itr}
zevk ve safa içinde yaşayan kişi {i} der Prasser {m}
zevk ve sefa içinde yaşamak {fi} schlemmen {v}
zevk ve sefa içinde yaşamak {fi} schwelgen {v}
zevk ve sefaya dalma {i} die Versumpfung {f}
zevk ve sefaya dalmak {allg} dem Vergnügen nachgehen {allg}
zevk ve sefaya dalmak {itr} versacken {itr}
zevk ve sefaya düşkün {s} anakreontisch {adj}
zevk veren {s} genussvoll {adj}
zevk verici {s} genussreich {adj}
zevke düşkün {s} lustbetont {adj}
zevke düşkünlük {i} die Ausschweifung {f}
zevke düşmek {itr} versumpfen {itr}
zevke getirme {i} der Enthusiasmus {m}
zevke getirmek {v} enthusiasmieren {v}
zevke susamışlık {i} die Genusssucht {f}
zevki safa içinde tembellik etme {allg} süßes Nichtstun {allg}
zevkime uygun {allg} es liegt mir {allg}
zevkine düşkün {i} der Anakreontiker {m}
zevkine düşkün {s} bacchantisch {adj}
zevkine düşkün kimse {i} der Sinnenmensch {m}
zevkine düşkün kişi {i} der Schwelger {m}
zevkine göre {allg} nach jds Geschmack {allg}
zevkini çıkaran {s} genussvoll {adj}
zevkini çıkararak {s} genüsslich {adj}
zevkini çıkarmak {fi} auskosten {v}
zevkini çıkarmak {fi} genießen {v}
zevkiselim dışı {adv} geschmackswidrig {adv}
zevkiselime aykırı {adv} geschmackswidrig {adv}
zevkle {s} genüsslich {adj}
zevkle {adv} geschmackvoll {adv}
zevkle {s} lustvoll {adj}
zevkle {allg} mit Kusshand {allg}
zevkle ilgili {s} geschmacklich {adj}
zevklenme {i} der Spass {m}
zevklenmek {v} bespotten {v}
zevklenmek {v} bespötteln {v}
zevkler ve renkler tartışılmaz {allg} die Geschmäcker sind verschieden {allg}
zevkli {s} gemütlich {adj}
zevkli {s} genüsslich {adj}
zevkli {s} genussreich {adj}
zevkli {s} genussvoll {adj}
zevkli {s} geschmackvoll {adj}
zevkli {s} schwelgerisch {adj}
zevkli bir şekilde {s} stilvoll {adj}
zevkperestlik {i} die Schlemmerei {f}
zevksiz {a} fad {a}
Indirekte Treffer
aşırı zevk düşkünlüğü {i} die Genusssucht {f}
başkalarına acı çektirerek zevk alan kişi {i} der Sadist {m}
benim için bir zevk {allg} gerne geschehen {allg}
bir şeyden zevk almak {allg} einer Sache froh werden {allg}
bir şeyden zevk almak {allg} an etw Freude haben {allg}
bir şeyden zevk almak {allg} gütlich tun {allg}
bir şeyden zevk almak {allg} erfreuen {allg}
bir şeyden zevk almak {allg} erbauen {allg}
büyük zevk {i} die Wonne {f}
büyük zevk {i} der Hochgenuss {m}
cinsel zevk {i} die Sinnenlust {f}
cinsel zevk {i} der Sinnengenuss {m}
cinsel zevk {i} die Sinnenfreude {f}
cinsel zevk {i} die Fleischeslust {f}
cinsel zevk için karşı cinsin kimliğine bürünme {i} der Transvestismus {m}
dünya nimetlerinden zevk alma {i} das Erdenglück {n}
hayattan zevk alan kimse {i} der Genussmensch {m}
hayattan zevk alarak yaşama {i} das Savoir-vivre {n}
hayattan zevk almama {i} die Verbitterung {f}
hayattan zevk almamak {itr} verbittern {itr}
hayattan zevk almayan {s} niedergedrückt {adj}
işkenceden zevk alan {i} der Masochismus {m}
o zevk sahibidir {allg} er hat guten Geschmack {allg}
sonsuz zevk {allg} ein wahrer Genuss {allg}
yapmaktan zevk alınan şey {i} die Spezialität {f}
yaşamaktan zevk almak {fi} ausleben {v}
zevk adamı {i} der Lebemann {m}
zevk alan {s} genussvoll {adj}
zevk alan {s} genüsslich {adj}
zevk aldığı biçimde yaşamak {allg} nach Behagen leben {allg}
zevk almak {fi} an etw Gefallen finden {v}
zevk almak {fi} weiden {v}
zevk almak {allg} lieben {allg}
zevk düşkünü {i} der Wüstling {m}
zevk düşkünü {i} der Schwelger {m}
zevk düşkünü {s} genusssüchtig {adj}
zevk duyarak {s} wollüstig {adj}
zevk duymak {fi} einer Sache erfreuen {v}
zevk için {allg} zur Erholung {allg}
zevk meselesi {i} die Geschmackssache {f}
zevk meselesi {i} die Geschmacksache {f}
zevk sahibi {s} geschmackvoll {adj}
zevk sahibi olmak {fi} Geschmack haben {v}
zevk ve safa içinde yaşama {i} die Schmauserei {f}
zevk ve safa içinde yaşamak {itr} prassen {itr}
zevk ve safa içinde yaşamak {itr} schwelgen {itr}
zevk ve safa içinde yaşamak {itr} schlemmen {itr}
zevk ve safa içinde yaşayan kişi {i} der Prasser {m}
zevk ve sefa içinde yaşamak {fi} schwelgen {v}
zevk ve sefa içinde yaşamak {fi} schlemmen {v}
zevk ve sefaya dalma {i} die Versumpfung {f}
zevk ve sefaya dalmak {allg} dem Vergnügen nachgehen {allg}
zevk ve sefaya dalmak {itr} versacken {itr}
zevk ve sefaya düşkün {s} anakreontisch {adj}
zevk veren {s} genussvoll {adj}
zevk verici {s} genussreich {adj}