TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
seyir {i} der Ablauf {m}
seyir {i} die Bahn {f}
seyir {i} der Betriebsablauf {m}
seyir {i} der Hergang {m}
seyir {i} die Inaugenscheinnahme {f}
seyir {i} der Lauf {m}
seyir {i} der Tenor {m}
seyir {i} der Verlauf {m}
seyir {i} der Vorgang {m}
seyir amacıyla bakmak {fi} zusehen {v}
seyir diyagramı {i} das Ablaufschema {n}
seyir halinde {s} fahrend {adj}
seyir halinde olan {allg} in Fahrt befindlich {allg}
seyir halindeki gemi {allg} fahrendes Schiff {allg}
seyir kayıt kutusu {i} der Flugschreiber {m}
seyir kulesi {i} der Aussichtsturm {m}
seyir merakı {i} die Schaulust {f}
seyir meraklısı {s} schaulustig {adj}
seyir meraklısı {fm} Schaulustiger {fm}
seyir planı {i} die Ablauforganisation {f}
seyir subayı {i} [ask]der Navigationsoffizier {m}
seyir subayı {i} [ask]der Navigator {m}
seyir yeri {i} der Ausflugsort {m}
seyir yeri {i} die Tribüne {f}
seyirci {i} der Beobachter {m}
seyirci {i} der Besucher {m}
seyirci {i} der Betrachter {m}
seyirci {i} die Betrachterin {f}
seyirci {i} [hayb]der Kiebitz {m}
seyirci {i} die Versammlung {f}
seyirci {i} der Zuschauer {m}
seyirci {i} die Zuschauerin {f}
seyirci {i} Zuschauer/in {nom}
seyirci kalmak {allg} untätig zusehen {allg}
seyirci salonu {i} der Zuschauerraum {m}
seyirciler {i} das Publikum {n}
seyircilere gösterilen renkli ve ışıklı levha {i} das Diorama {n}
seyircilerin önünde oynamak {fi} vorspielen {v}
seyircilerin zevki {i} der Publikumsgeschmack {m}
seyircinin tepkisi {i} die Zuschauerreaktion {f}
seyircisiz maç {i} [sp]das Geisterspiel {n}
seyis {i} der Groom {m}
seyis {i} [trm]der Pferdepfleger {m}
seyis {i} das Pferdeführer {n}
seyis {i} der Stallknecht {m}
Indirekte Treffer
ağır bir şeyi havaya kaldırmak {v} stemmen {v}
ağır bir şeyi taşımak {itr} asten {itr}
ağır bir şeyi yukarı çekmek {v} hieven {v}
alınan bir şeyi kendine mal etmek {v} entlehnen {v}
amacına ulaşabilmek için her şeyi yapabilme {i} der Bombenterror {m}
asılı şeyi indirmek {fi} abhaken {v}
aynı şeyi duymak {fi} mithören {v}
bağlı bir şeyi açmak {fi} auswickeln {v}
bağlı bir seyi açmak {fi} aufschnüren {v}
bağlı olan bir şeyi ayırmak {fi} durchschneiden {v}
başka şeyi düşünecek durumda olmamak {allg} den Kopf voll haben {allg}
bir konuda söyleyecek şeyi olmak {fi} mitmischen {v}
bir şeye karşı bir şeyi yapabilmek {fi} ankönnen gegen {v}
bir şeyi açık bırakmak {fi} auslassen {v}
bir şeyi açık olarak görmek {allg} klar sehen {allg}
bir şeyi açıkça söylemek {allg} glatt heraussagen {allg}
bir şeyi açmaya veya kapatmaya çalışmak {allg} an etw nesteln {allg}
bir şeyi adet haline getirmek {allg} zur Gewohnheit machen {allg}
bir şeyi ağızla kapmaya çalışmak {v} schnappen {v}
bir şeyi aklında tutmak {fi} merken {v}
bir şeyi alışkanlık haline getirmek {fi} einführen {v}
bir şeyi almak {allg} in Empfang nehmen {allg}
bir şeyi almak {fi} angreifen {v}
bir şeyi almak {fi} abnehmen {v}
bir şeyi amaçlamak {allg} beabsichtigen {allg}
bir şeyi amaçlamak {allg} auf etw hinzielen {allg}
bir şeyi amaçlamak {allg} auf etw hinauswollen {allg}
bir şeyi anlamak {allg} zur Erkenntnis einer Sache gelangen {allg}
bir şeyi anlamak {fi} draufkommen {v}
bir şeyi anlamak {allg} klar werden {allg}
bir şeyi anlamak {fi} klarkommen {v}
bir şeyi anlayamamak {itr} an etw Irre werden {itr}
bir şeyi aramak {fi} nachsuchen {v}
bir şeyi aramak {allg} nach etw jagen {allg}
bir şeyi aramak {allg} nach etw angeln {allg}
bir şeyi aramak {allg} umtun {allg}
bir şeyi aramak için kitaba başvurmak {fi} Nachschlagen {v}
bir şeyi araştırmak {allg} nachforschen {allg}
bir şeyi aşmak {allg} erheben {allg}
bir şeyi aşması konusunda yardım etmek {fi} hinüberhelfen {v}
bir şeyi atlamak {fi} auslassen {v}
bir şeyi atlatmak {fi} über etw hinwegkommen {v}
bir şeyi aydınlatmak {allg} in eine Angelegenheit Klarheit bringen {allg}
bir şeyi azaltmak {v} drosseln {v}
bir şeyi azıcık kaldırmak {v} lüpfen {v}
bir şeyi bahane etmek {allg} zum Vorwand nehmen {allg}
bir şeyi bakarak incelemek {allg} betrachten {allg}
bir şeyi başarabilmek için çırpınmak {fi} abmühen {v}
bir şeyi başarmak {allg} packen {allg}
bir şeyi başka yöne çevirmek {allg} zu etw übergehen {allg}
bir şeyi başkasına vermek {fi} zuleiten {v}
bir şeyi baştan sona tetkik etmek {fi} durcharbeiten {v}
bir şeyi becerebilmek {allg} einer Sache gewachsen sein {allg}
bir şeyi beğenmek {allg} willkommen heißen {allg}
bir şeyi beklemek {itr} harren {itr}
bir şeyi beklemek {allg} entgegensehen {allg}
bir şeyi beklemek {allg} auf etw warten {allg}
bir şeyi beklemek {allg} auf etw hoffen {allg}
bir şeyi beklemek {allg} warten auf etwas {allg}
bir şeyi belli bir kategoriye koymak {allg} in eine bestimmte Kategorie einordnen {allg}
bir şeyi belli etmek {allg} von etw zeugen {allg}
bir şeyi beraberinde getirmek {allg} im Gefolge haben {allg}
bir şeyi bildirmek {allg} ankündigen {allg}
bir şeyi bilerek atlamak {fi} schenken {v}
bir şeyi bilip de gizliyormuş gibi yapan kimse {i} der Geheimniskrämer {m}
bir şeyi bilip de gizliyormuş gibi yapma {i} die Geheimniskrämerei {f}
bir şeyi bilip de gizliyormuş gibi yapmak {i} die Geheimtuerei {f}
bir şeyi bilmeden yapmamak {fi} auslassen {v}
bir şeyi bir biçime sokmak {allg} zu formen {allg}
bir şeyi bir espriyle anlatmak {allg} mit einem Witz erzählen {allg}
bir şeyi bir şeye asmak {allg} aufhängen {allg}
bir şeyi bir şeye asmak {allg} anhängen {allg}
bir şeyi bir şeye bağlamak {allg} knüpfen {allg}
bir şeyi bir şeye bağlamak {allg} befestigen {allg}
bir şeyi bir şeye doldurmak {allg} in füllen {allg}
bir şeyi bir şeye eklemek {v} kuppeln {v}
bir şeyi bir şeye eklemek {allg} zu rechnen {allg}
bir şeyi bir şeye istinat ettirmek {allg} auf gründen {allg}
bir şeyi bir şeye sivri bir alet yardımıyla tutturmak {v} Krampen {v}
bir şeyi bir şeye tercih etmek {fi} bevorzugen {v}