DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
klar {adj} açık {s}
klar {adj} [Naut.]alesta {s}
klar {adj} arı {s}
klar {a} aşikar {a}
klar {adj} aydınlık {s}
klar {adj} belirgin {s}
klar {adj} belli {s}
klar {adj} berrak {s}
klar {adj} besbelli {s}
klar {adj} bulutsuz {s}
klar {adj} duru {s}
klar {adj} gerçekçi {s}
klar {adj} kaçamaksız cevap {s}
klar {adj} kesin {s}
klar {adj} makul {s}
klar {a} meydanda {a}
klar {adj} net {s}
klar {adj} ölçülü {s}
klar {a} ortada {a}
klar {a} pırıl pırıl {a}
klar {adj} sakin düşünen {s}
klar {adj} sarih {s}
klar {adj} şeffaf {s}
klar {adj} temiz {s}
klar {adj} temkinli {s}
klar auf der Hand liegen {allg} apaçık {allg}
klar auf der Hand liegen {allg} besbelli olmak {allg}
klar machen {allg} açıklamak {allg}
klar machen {allg} anlatmak {allg}
klar machen {allg} izah etmek {allg}
klar machen {v} açıklamak {fi}
klar machen {v} anlatmak {fi}
klar machen {v} berraklaştırmak {fi}
klar machen {v} izah etmek {fi}
klar machen {v} [Naut.]yelken açmak {fi}
klar sehen {allg} bir şeyi açık olarak görmek {allg}
klar sehen {v} bir şeyi biraz anlamış olmak {fi}
klar und deutlich {allg} apaçık {allg}
klar und deutlich {allg} besbelli {allg}
klar und deutlich {allg} ortada {allg}
klar und kalt werden {allg} havanın ayaza kaçması {allg}
klar werden {v} aydınlanmak {fi}
klar werden {v} bir şey hakkında bilgilenmek {fi}
klar werden {allg} bir şeyi anlamak {allg}
klar wie Kloßbrühe {allg} gün gibi ortada {allg}
die Kläranlage {f} arıtma tesisi {i}
der Klärapparat {m} arıtma aygıtı {i}
das Klärbassin {n} su dinlendirme havuzu {i}
das Klärbecken {n} dinlendirme havuzu {i}
das Klärbecken {n} durultma havuzu {i}
klarblickend {adj} anlayışlı {s}
klarblickend {adj} basiretli {s}
klarblickend {adj} zeki {s}
der Klärbrunnen {m} durultma kuyusu {i}
der Klare {m} renksiz sert içki {i}
der Klare {m} şnaps {i}
der Klärekühler {m} klere soğutucu {i}
klären {v} açmak {v}
klären {v} arıtmak {v}
klären {v} aydınlatmak {v}
klären {v} berraklaştırmak {v}
klären {v} çözmek {fi}
klären {v} şüpheli {v}
klären {v} tasfiye etmek {fi}
klären {v} temizlemek {fi}
klären {v} yanlış anlamaları ortadan kaldırmak {v}
klären {v} aydınlanmak {fi}
klären {v} berraklaşmak {fi}
klären {v} durulmak {fi}
klaren Kopf behalten {allg} ayık olmak {allg}
klaren Kopf behalten {allg} soğukkanlı düşünmek {allg}
klaren Wein einschenken {allg} gerçek fikrini olduğu gibi söylemek {allg}
klarer Blick {allg} isabetli davranış {allg}
klares Wetter {allg} açık hava {allg}
das Klärgefäß {n} durultma kabı {i}
klargehen {v} işlerin yolunda olması {fi}
die Klarheit {f} açıklık {i}
die Klarheit {f} berraklık {i}
die Klarheit {f} duruluk {i}
die Klarheit {f} [Foto]netlik {i}
Indirekte Treffer
die aber klar {allg} tabii! {allg}
das ist klar wie Kloßbrühe {allg} tamamen anlaşıldı {allg}
das ist klipp und klar {allg} bu besbelli bir şey {allg}
es ist klar, dass es so ist {allg} böyle olduğu besbelli {allg}
etwas klar sehen {allg} yüzünü öğrenmek {allg}
jetzt wird mir manches klar {allg} şimdi bazı şeyleri anlıyorum! {allg}
klar auf der Hand liegen {allg} besbelli olmak {allg}
klar auf der Hand liegen {allg} apaçık {allg}
klar machen {v} berraklaştırmak {fi}
klar machen {allg} izah etmek {allg}
klar machen {v} anlatmak {fi}
klar machen {v} açıklamak {fi}
klar machen {allg} anlatmak {allg}
klar machen {v} [Naut.]yelken açmak {fi}
klar machen {allg} açıklamak {allg}
klar machen {v} izah etmek {fi}
klar sehen {allg} bir şeyi açık olarak görmek {allg}
klar sehen {v} bir şeyi biraz anlamış olmak {fi}
klar und deutlich {allg} apaçık {allg}
klar und deutlich {allg} ortada {allg}
klar und deutlich {allg} besbelli {allg}
klar und kalt werden {allg} havanın ayaza kaçması {allg}
klar werden {v} bir şey hakkında bilgilenmek {fi}
klar werden {v} aydınlanmak {fi}
klar werden {allg} bir şeyi anlamak {allg}
klar wie Kloßbrühe {allg} gün gibi ortada {allg}
klipp und klar {allg} çok belirgin {allg}
klipp und klar {allg} besbelli {allg}
klipp und klar {allg} apaçık {allg}
na klar {allg} elbette! {allg}
na klar {allg} tabii! {allg}
nicht recht klar {allg} belli belirsiz {allg}