TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
yapma {i} die Ableistung {f}
yapma {i} die Anfertigung {f}
yapma {s} artifiziell {adj}
yapma {i} der Aufbau {m}
yapma {i} die Ausführung {f}
yapma {i} die Auslassung {f}
yapma {i} die Ausübung {f}
yapma {i} die Bebauung {f}
yapma {i} die Begehung {f}
yapma {i} die Behandlung {f}
yapma {i} die Bewerkstelligung {f}
yapma {i} die Durchführung {f}
yapma {i} die Entledigung {f}
yapma {i} die Erbauung {f}
yapma {i} die Erregung {f}
yapma {i} die Errichtung {f}
yapma {i} die Erzeugung {f}
yapma {i} die Fertigung {f}
yapma {i} der Flicken {m}
yapma {i} die Führung {f}
yapma {s} gefälscht {adj}
yapma {a} geschraubt {a}
yapma {i} die Herstellung {f}
yapma {i} die Konstruktion {f}
yapma {önk} Kunst- {prä}
yapma {s} künstlich {adj}
yapma {i} die Leistung {f}
yapma {i} das Machen {n}
yapma {i} [huk]die Naturalleistung {f}
yapma {s} unecht {adj}
yapma {i} die Verrichtung {f}
yapma {i} die Vornahme {f}
yapma be! {allg} nicht doch {allg}
yapma çiçek {i} [bitk]die Papierblume {f}
yapma davası {i} die Vornahmeklage {f}
yapma lütfunda bulunmak {v} belieben {v}
yapma niyetinde olmak {itr} Gedenken {itr}
yapma pencere {i} das Blendfenster {n}
yapma sanat {i} die Drechselei {f}
yapma sınırı {i} die Erwerbsbeschränkung {f}
yapma! {allg} lass das {allg}
yapma! {allg} nicht doch {allg}
yapmacık {s} affektiert {adj}
yapmacık {s} affig {adj}
yapmacık {s} artifiziell {adj}
yapmacık {s} erheuchelt {adj}
yapmacık {s} fingiert {adj}
yapmacık {s} gekünstelt {adj}
yapmacık {s} gemacht {adj}
yapmacık {s} geschraubt {adj}
yapmacık {adv} gesucht {adv}
yapmacık {i} das Getue {n}
yapmacık {s} geziert {adj}
yapmacık {i} die Geziertheit {f}
yapmacık {s} hochgestochen {adj}
yapmacık {i} die Künstelei {f}
yapmacık {s} künstlich {adj}
yapmacık {i} die Künstlichkeit {f}
yapmacık {i} die Mache {f}
yapmacık {s} manieriert {adj}
yapmacık {a} scheinbar {a}
yapmacık {a} süßlich {a}
yapmacık {i} die Theatralik {f}
yapmacık {a} theatralisch {a}
yapmacık {s} unnatürlich {adj}
yapmacık bir kişi {allg} ein glatter Typ {allg}
yapmacık davranış {allg} gezwungenes Benehmen {allg}
yapmacık davranışlı {s} preziös {adj}
yapmacık davranmak {fi} zieren {v}
yapmacık hareketlerde bulunmak {v} künsteln {v}
yapmacık kibarlık {allg} bloßes Getue {allg}
yapmacık sanat {i} die Drechselei {f}
yapmacık tavır {i} das Getue {n}
yapmacık tavır {i} das Geziere {n}
yapmacık tavır {i} die Geziertheit {f}
yapmacık tavır {i} die Heuchelei {f}
yapmacık tavır {i} [tiy]das Theater {n}
yapmacık tavır takınmak {fi} posieren {v}
yapmacık tavırlı {s} geziert {adj}
yapmacık tavırlı {s} [tiy]theatralisch {adj}
Indirekte Treffer
acemice resim yapma {i} die Pinselei {f}
ağzı laf yapma yeteneği {i} das Mundwerk {n}
ajanlık yapma {i} die Auskundschaftung {f}
aktarma yapma {i} die Umladung {f}
alıntı yapma {i} die Anleihe {f}
alıntı yapma {i} die Anführung {f}
altın yapma işi {i} die Goldmacherei {f}
altın yapma işi {i} die Alchemie {f}
arada bir müşterilik yapma {i} die Laufkundschaft {f}
askerlik yapma zorunluluğu {i} [ask]die Militärpflicht {f}
at ile gezinti yapma {i} der Durchritt {m}
atış yapma {i} [sp]die Platzierung {f}
ayak yapma {i} die Verstellung {f}
bakım yapma {i} die Instandhaltung {f}
bas melodi üzerinde varyasyon yapma {i} [müz]die Passacaglia {f}
belirli bir zaman dilimi içinde adına rezervasyon yapma {i} die Option {f}
biletsiz yolculuk yapma {i} [yol]die Schwarzfahrt {f}
bilinen gerçeklerden genelleme yapma {i} die Induktion {f}
bir şey yapma cüretinde bulunmak {allg} vermessen etw zu tun {allg}
bir şey yapma isteği {i} der Impuls {m}
bir şeyi bilip de gizliyormuş gibi yapma {i} die Geheimniskrämerei {f}
bir şeyi peşin olarak yapma {i} die Antizipation {f}
bir şeyi yapma cesaretini göstermek {allg} vermessen etw zu tun {allg}
bir şeyi yapma ihtiyacı duymak {allg} bemüßigen {allg}
bir şeyi yapma küstahlığında bulunmak {fi} erfrechen {v}
bira yapma {i} die Brauerei {f}
borsada geri satın alma koşulu ile satış yapma {i} [tic]das Kostgeschäft {n}
briket kömürü yapma {i} die Brikettierung {f}
bunu sakın yapma! {allg} lass das bloß {allg}
bütçe yapma {i} die Haushaltsaufstellung {f}
büyük aptesini yapma {i} die Stuhlentleerung {f}
çalışanlara mal karşılığı ödeme yapma {i} das Truck-System {n}
çiş yapma {i} das Pipi {n}
çocukça hareketler yapma {i} die Kinderei {f}
dağıtımını yapma {i} die Zuteilung {f}
danışıklı teklif yapma {i} die Ausschreibungsabsprache {f}
dedikodusunu yapma {allg} üble Nachrede {allg}
değişiklik yapma {i} die Umbildung {f}
değişiklik yapma {i} die Novellierung {f}
değişiklik yapma {i} die Differenzierung {f}
değişiklik yapma {i} die Abänderung {f}
delice şeyler yapma {i} die Narretei {f}
demet yapma {i} die Bündelei {f}
deneme uçuşu yapma {i} der Einflug {m}
deney yapma {i} die Experimentierung {f}
deri altına iğne yapma {allg} subkutane Injektion {allg}
devrim yapma {i} der Durchbruch {m}
dini inançlara karşı baskı yapma {i} [din]das Glaubenszwang {n}
diyaliz yapma {i} [hek]der Dialysator {m}
dışarıda ses veya film kaydı yapma {i} die Außenaufnahme {f}
dolgu yapma {i} der Aufwurf {m}
dönüş yapma {i} die Wendung {f}
dövme yapma {i} die Tätowierung {f}
duş yapma {i} das Duschbad {n}
düşük yapma {i} die Fehlgeburt {f}
el yazısından karakter analizi yapma {i} die Grafologie {f}
envanter sayımı yapma {i} die Inventarisierung {f}
envanter yapma {allg} Aufnahme der Bestände {allg}
ev hırsızlığı yapma {i} der Einbruch {m}
ev hırsızlığı yapma {i} der Einbruchsdiebstahl {m}
fren yapma {i} das Bremsen {n}
gemi ile kaza yapma {i} der Schiffbruch {m}
görev yapma {i} die Amtsausübung {f}
gösteriş yapma {i} die Protzerei {f}
gravür yapma {i} die Gravierung {f}
grev yapma {i} das Bestreiken {n}
guaş boya ile resim yapma {i} die Deckmalerei {f}
hafriyat yapma {i} die Ausschachtung {f}
hamle yapma zorunluluğu {i} der Zugzwang {m}
harçlara zam yapma {i} die Gebührenerhöhung {f}
harçlara zam yapma {i} die Gebührenanhebung {f}
hayır yapma {i} die Donation {f}
hesabını yapma {i} die Berechnung {f}
hesap yapma {i} die Rechnung {f}
hile yapma {i} die Mystifikation {f}
hisse senetleri alımı için ödeme yapma {allg} Einzahlung auf Aktien leisten {allg}
hortumculuk yapma {i} die Veruntreuung {f}
icap yapma {allg} Abgabe eines Angebots {allg}
icap yapma {i} die Angebotsabgabe {f}
iğne yapma {i} [hek]die Injektion {f}