TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
eline ağır {s} schwerfällig {adj}
eline ağırlık {i} die Schwerfälligkeit {f}
eline almak {fi} in die Hand nehmen {v}
eline düşmek {fi} anheim fallen {v}
eline erkek eli değmeme {i} die Tugend {f}
eline eteğine doğru {a} keusch {a}
eline geçirme {i} die Einverleibung {f}
eline geçirmek {fi} einverleiben {v}
eline geçirmek {v} erlangen {v}
eline geçme {i} der Erhalt {m}
eline teslim etmek {fi} einhändigen {v}
eline verme {i} die Aushändigung {f}
eline verme {i} die Einhändigung {f}
eline vermek {fi} aushändigen {v}
eline vermek {v} [tic]behändigen {v}
eline vermek {fi} einhändigen {v}
eline vermek {fi} hergeben {v}
eline vermek {v} in Betrieb nehmen {v}
eline vermek {v} überreichen {v}
eline yüzüne bulaştırma {i} die Stümperei {f}
eline yüzüne bulaştırma {i} die Verballhornung {f}
eline yüzüne bulaştırmak {fi} durcheinander bringen {v}
eline yüzüne bulaştırmak {v} verballhornen {v}
eline yüzüne bulaştırmak {v} Verhauen {v}
eline yüzüne bulaştırmak {v} verkorksen {v}
eline yüzüne bulaştırmak {v} vermasseln {v}
Indirekte Treffer
bir şeyi eline almak {allg} in die Hand nehmen {allg}
bir yerden eline geçmek {fi} herbekommen {v}
birini eline geçirmek {allg} jemanden am Wickel fassen {allg}
birinin eline bakmak {allg} jemandem auf der Tasche liegen {allg}
birinin eline su dökememek {allg} jemandem nicht das Wasser reichen können {allg}
birisinin eline bir şey sıkıştırmak {allg} in die Hand drücken {allg}
birisinin eline düşmek {allg} in die Hände geraten {allg}
birisinin eline düşmek {allg} ausgeliefert sein {allg}
birisinin eline geçmek {allg} in jds Hände gelangen {allg}
birisinin eline geçmek {fi} anheim fallen {v}
eline ağır {s} schwerfällig {adj}
eline ağırlık {i} die Schwerfälligkeit {f}
eline almak {fi} in die Hand nehmen {v}
eline düşmek {fi} anheim fallen {v}
eline erkek eli değmeme {i} die Tugend {f}
eline eteğine doğru {a} keusch {a}
eline geçirme {i} die Einverleibung {f}
eline geçirmek {v} erlangen {v}
eline geçirmek {fi} einverleiben {v}
eline geçme {i} der Erhalt {m}
eline teslim etmek {fi} einhändigen {v}
eline verme {i} die Einhändigung {f}
eline verme {i} die Aushändigung {f}
eline vermek {v} [tic]behändigen {v}
eline vermek {v} überreichen {v}
eline vermek {fi} aushändigen {v}
eline vermek {v} in Betrieb nehmen {v}
eline vermek {fi} hergeben {v}
eline vermek {fi} einhändigen {v}
eline yüzüne bulaştırma {i} die Verballhornung {f}
eline yüzüne bulaştırma {i} die Stümperei {f}
eline yüzüne bulaştırmak {v} verballhornen {v}
eline yüzüne bulaştırmak {fi} durcheinander bringen {v}
eline yüzüne bulaştırmak {v} vermasseln {v}
eline yüzüne bulaştırmak {v} verkorksen {v}
eline yüzüne bulaştırmak {v} Verhauen {v}
pabuçlarını eline vermek {allg} jemanden fortjagen {allg}
pabuçlarını eline vermek {allg} den Laufpass geben {allg}
pasaportunu eline vermek {allg} [den]jdm {allg}
tasdiknamesini eline vermek {v} dimittieren {v}
tasdiknameyi eline verme {i} die Dimission {f}
tekrar başkasının eline geçmek {fi} zurückfallen {v}