TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
diye {s} angeblich {adj}
diye {allg} auf dass {allg}
diye {a} damit {a}
diye {bağ} dass {konj}
diye {a} namens {a}
diye {a} sagend {a}
diyelim ki {allg} gesetzt den Fall {allg}
diyelim ki! {allg} gesetzt den Fall {allg}
diyelim! {allg} sagen wir {allg}
diyet {i} die Abmagerungskur {f}
diyet {i} das Blutgeld {n}
diyet {i} die Diät {f}
diyet {i} die Diätkost {f}
diyet {i} die Diätkur {f}
diyet {i} das Regime {n}
diyet {i} die Schonkost {f}
diyet çikolatası {i} die Diätschokolade {f}
diyet danışmanı {i} der Diätberater {m}
diyet margarini {i} die Diätmargarine {f}
diyet ürünleri {ç} die Diätprodukte {pl}
diyet yapmak {allg} Abmagerungskur machen {allg}
diyet yapmak {fi} Diät machen {v}
diyet yapmak {fi} eine Abmagerungskur machen {v}
diyet yemeği {i} die Diätkost {f}
diyetetik {i} die Diätetik {f}
diyetetik {s} diätetisch {adj}
diyetisyen {i} der Diätetiker {m}
diyetisyen {i} [hek]der Ernährungsberater {m}
diyetisyen {i} [hek]Diätassistent {nom}
diyez {i} [müz]das Erhöhungszeichen {n}
diyez {i} [müz]das Kreuz {n}
diyezli {adv} [müz]erhöht {adv}
Indirekte Treffer
-sın diye {adv} damit {adv}
-sın diye {allg} auf dass {allg}
"sen" diye hitap etmek {allg} mit "du" anreden {allg}
"sen" diye seslenmek {v} duzen {v}
"siz" diye hitap etmek {allg} mit "Sie" anreden {allg}
"Yaşasın!" "Çok yaşa!" diye bağırma {i} das Lebehoch {n}
"yaşasın" diye bağırmak {allg} ein Hoch ausbringen {allg}
bir işi başardım diye yan gelip yatmak {allg} auf seinen Lorbeeren ausruhen {allg}
birbirine "sen" diye hitap etmek {allg} Brüderschaft trinken {allg}
birisine "sen" diye hitap etmek {v} duzen {v}
birisine sen diye hitap edecek kadar yakın arkadaş olma {i} die Duzbrüderschaft {f}
cuk diye oturmuş {allg} wie angegossen {allg}
değişiklik olsun diye {allg} zur Abwechslung {allg}
dilenciye hıyar vermişler yamuk diye beğenmemiş {allg} einem geschenkten Gaul sieht man nicht ins Maul {allg}
eğlence olsun diye {allg} zum Zeitvertreib {allg}
güm diye kapamak {fi} zuschmeißen {v}
hep "ben" diye anlatma {i} der Egotismus {m}
kargayı bülbül diye satmak {fi} aufschwatzen {v}
kendine gelmesin diye söylemekten vazgeçmek {allg} auf die Zunge beißen {allg}
kurdu kuzu diye yutturmak {v} bemänteln {v}
küt diye {adv} rundweg {adv}
küt diye {s} derb {adj}
küt diye {adv} unversehens {adv}
küt diye düşmek {itr} plumpsen {itr}
küt diye söylemek {allg} jemandem geht der Hut hoch {allg}
küt diye söylemek {allg} mit der Tür ins Haus fallen {allg}
küt diye söylemek {fi} losplatzen {v}
laf olsun diye {a} spasseshalber {a}
laf olsun torba dolsun diye {adv} spasseshalber {adv}
ne diye {a} wozu {a}
ne diye? {adv} wozu {adv}
ne olur ne olmaz diye {adv} vorsorglich {adv}
para para diye deli olmak {allg} um das goldene Kalb tanzen {allg}
pat diye düşmek {itr} plumpsen {itr}
pat diye söylemek {fi} losplatzen {v}
sadece hasta istedi diye verilen ama aslında fiziksel etkisi olmayan sadece psikolojik olarak hastaya iyi gelen ilaç {i} [hek]das Placebo {n}
şak diye {adv} sogleich {adv}
şak diye {allg} ruck-zuck {allg}
şaka olsun diye {allg} aus Jux und Dollerei {allg}
şap diye! {ünl} platsch {Inter}
sen diye hitap etmek {fi} mit du anreden {v}
sen diye hitap etmek {fi} duzen {v}
siz diye hitap etmek {v} siezen {v}
siz diye hitap etmek {fi} mit Sie anreden {v}
şıp diye {s} unverweilt {adj}
şıp diye deva olan ilaç {i} das Wundermittel {n}
şırrak diye vurmak {itr} klapsen {itr}
vakit geçsin diye {allg} zum Zeitvertreib {allg}