TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
gelip almak {v} holen {v}
gelip çatmak {fi} bevorstehen {v}
gelip çatmak {fi} hereinbrechen {v}
gelip çatmak {fi} schlagen {v}
gelip geçici {s} vorübergehend {adj}
gelip geçici {s} [tek]transient {adj}
gelip geçici istek {i} die Anwandlung {f}
gelip geçicilik {i} die Zeitlichkeit {f}
gelip geçmek {v} verleben {v}
Indirekte Treffer
belli bir düzeye gelip kalmak {fi} einpendeln {v}
bir işi başardım diye yan gelip yatmak {allg} auf seinen Lorbeeren ausruhen {allg}
dışardan gelip yerleşen kişi {i} der Zuzügler {m}
dışardan gelip yerleşme {i} der Zuzug {m}
gelip almak {v} holen {v}
gelip çatmak {fi} hereinbrechen {v}
gelip çatmak {fi} bevorstehen {v}
gelip çatmak {fi} schlagen {v}
gelip geçici {s} [tek]transient {adj}
gelip geçici {s} vorübergehend {adj}
gelip geçici istek {i} die Anwandlung {f}
gelip geçicilik {i} die Zeitlichkeit {f}
gelip geçmek {v} verleben {v}
haber vermeden gelip sürpriz yapmak {allg} hereingeschneit kommen {allg}
rastgele gelip giden müşteri {i} die Laufkundschaft {f}
rastgele gelip giden müşteri {i} der Laufkunde {m}
sırası gelip oynamak {fi} [isk]ausspielen {v}
tesadüfen gelip giden müşteri {i} der Laufkunde {m}
tesadüfen gelip giden müşteriler {i} die Laufkundschaft {f}
yan gelip kurulmak {fi} räkeln {v}
yan gelip yatmak {fi} herumhängen {v}
yan gelip yatmak {fi} faulenzen {v}
yan gelip yatmak {allg} die Hände in den Schoß legen {allg}
yan gelip yatmak {fi} rekeln {v}
yan gelip yatmak {allg} auf der faulen Haut liegen {allg}
yan gelip yatmak {fi} breit machen {v}
yan gelip yatmak {fi} aalen {v}
yıllar gelip geçiyor {allg} die Jahre kommen und gehen {allg}