TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
satış {i} die Abgabe {f}
satış {i} der Abgang {m}
satış {i} die Abnahme {f}
satış {i} der Absatz {m}
satış {i} der Abschluss {m}
satış {i} der Debit {m}
satış {i} [tic]das Detailgeschäft {n}
satış {i} [tic]das Marketing {n}
satış {i} das Programm {n}
satış {i} der Umsatz {m}
satış {i} der Verkauf {m}
satış {i} [tic]der Vertrieb {m}
satış {i} der Weiterverkauf {m}
satış acentası {allg} Verkaufsagent {allg}
satış akdi {allg} Abschluss eines Kaufvertrages {allg}
satış akdi {i} der Kaufvertrag {m}
satış alanı {i} der Absatzbereich {m}
satış alanı {i} die Verkaufsfläche {f}
satış araştırması {i} [tic]die Absatzforschung {f}
satış artırıcı yöntem {i} die Promotion {f}
satış bayii {i} der Debitant {m}
satış belgesi {i} [tic]der Abgabedruck {m}
satış bölgesi {i} [tic]das Absatzgebiet {n}
satış bölümü {i} der Verkauf {m}
satış bölümü {i} [tic]die Verkaufsabteilung {f}
satış bölümü {i} [tic]der Vertrieb {m}
satış bölümü müdürü {allg} Leiter der Verkaufsabteilung {allg}
satış danışmanı {i} [tic]Verkaufsberater/in {nom}
satış değeri {i} der Ausgabewert {m}
satış değeri {i} der Verkaufswert {m}
satış elemanı {i} [tic]Verkäufer/in {nom}
satış faturası {i} die Ausgangsrechnung {f}
satış finansmanı {i} die Absatzfinanzierung {f}
satış fiyatı {i} der Abgabepreis {m}
satış fiyatı {i} der Abrechuungspreis {m}
satış fiyatı {i} der Absatzpreis {m}
satış fiyatı {i} der Ladenpreis {m}
satış fiyatı {i} der Nettoverkaufspreis {m}
satış fiyatında yapılan indirim {i} die Erlösschmälerung {f}
satış görevlisi {fm} Ladenangestellte {fm}
satış görevlisi {i} der Ladenverkäufer {m}
satış hacmi {i} die Absatzhöhe {f}
satış hacmi {i} der Absatzumfang {m}
satış hakkı {i} das Vertriebsrecht {n}
satış hedefi {i} das Absatzziel {n}
satış için talep edilen fiyat {i} [tic]der Angebotspreis {m}
satış için yönetici eleman {allg} [tic]Führungskraft für den Verkauf {allg}
satış kapasitesi {i} die Absatzkapazität {f}
satış karı {i} die Betriebshandelsspanne {f}
satış karı {i} der Bruttoaufschlag {m}
satış karı {i} die Bruttospanne {f}
satış karteli {i} das Absatzkartell {n}
satış karteli {i} das Syndikat {n}
satış komisyonu {i} die Absatzprovision {f}
satış komisyonu {i} die Verkaufskommission {f}
satış kontrolu {i} die Absatzkontrolle {f}
satış kooperatifi {i} [tic]die Absatzgenossenschaft {f}
satış koşulları {ç} die Absatzbedingungen {pl}
satış kotası {i} das Absatzkontingent {n}
satış kredisi {i} [tic]der Absatzkredit {m}
satış kültürü {i} die Verkaufskultur {f}
satış kulübesi {i} der Kiosk {m}
satış mağazası {i} der Basar {m}
satış maliyeti {allg} Kosten der verkauften Waren {allg}
satış memuru {fm} Ladenangestellte {fm}
satış memuru {i} der Ladenangestellter {m}
satış memuru {i} der Ladenverkäufer {m}
satış miktarı {i} [tic]die Absatzmenge {f}
satış miktarı {i} der Mengenabsatz {m}
satış miktarı {i} die Verkaufszahl {f}
satış müdürü {allg} Leiter des Verkaufs {allg}
satış müdürü {i} der Verkaufsleiter {m}
satış müdürü {i} der Vertriebsleiter {m}
satış mukavelesi {i} der Kaufvertrag {m}
satış opsiyo alıcısı {allg} Käufer einer Verkaufsoption {allg}
satış opsiyo müşterisi {allg} Käufer einer Verkaufsoption {allg}
satış organizasyonu {i} die Vertriebsorganisation {f}
satış parası {i} der Kaufpreis {m}
satış planı {i} [tic]der Absatzplan {m}
satış promosyonu {i} [tic]die Absatzförderung {f}
Indirekte Treffer
açığa satış {i} die Leerabgabe {f}
açığa satış {i} der Leerverkauf {m}
açık artırmayla satış {i} die Auktion {f}
açıktan satış {i} [tic]der Blankoverkauf {m}
açıktan satış {i} [tic]der Leerverkauf {m}
açıktan satış {i} [tic]das Fixen {n}
açıktan satış yapmak {v} [tic]blankieren {v}
alivre satış {i} [tic]der Lieferungskauf {m}
alivre satış {i} der Terminverkauf {m}
aracısız satış {i} der Direktverkauf {m}
aracısız satış {i} der Direktabsatz {m}
ardiyede satış {allg} Verkauf ab Lager {allg}
az miktarda yapılan satış {i} der Kleinverkauf {m}
azami satış fiyatı {i} der Höchstverkaufpreis {m}
bayan satış elemanı {i} die Verkäuferin {f}
bilet ön satış gişesi {i} der Kartenvorverkauf {m}
bilet satış gişesi {i} der Kartenverkaufsschalter {m}
bilet satış gişesi {i} die Fahrkartenausgabe {f}
bir satış sözleşmesinin yerine getirilmesi {allg} Erfüllung eines Kaufvertrages {allg}
bira satış çadırı {i} das Bierzelt {n}
birlikte satış {i} der Gemeinschaftsverkauf {m}
boğa eğiliminde satış {i} der Hausseverkauf {m}
borsada geri satın alma koşulu ile satış yapma {i} [tic]das Kostgeschäft {n}
brüt satış {i} der Bruttoabsatz {m}
brüt satış fiyatı {i} der Bruttoverkaufspreis {m}
buçuklu satış {i} der Kleinverkauf {m}
büyük satış başarısı {i} das Bombengeschäft {n}
cam eşya satış mağazası {i} das Kristallwarengeschäft {n}
canlı satış {allg} lebhafter Absatz {allg}
denizaşırı emanet yoluyla satış {i} [tic]die Konsignation {f}
denizaşırı emanet yoluyla satış yapan kişi {i} [tic]der Konsignant {m}
direkt satış {i} der Freihändiger Verkauf {m}
direkt satış {i} der Direktverkauf {m}
dış piyasalardaki satış {i} [tic]der Auslandsabsatz {m}
doğrudan satış {i} der Direktabsatz {m}
durgun satış {allg} schleppender Absatz {allg}
düşük satış {i} der Minderabsatz {m}
elden satış {i} der Handverkauf {m}
elden satış {i} der Handkauf {m}
emanet satış {i} [tic]das Konsignationsgeschäft {n}
en üst satış fiyatı {i} der Höchstverkaufpreis {m}
endüstriyel satış fiyatı {i} der Industrieabgabepreis {m}
et satış yeri {i} die Metzgerei {f}
evden eve dolaşarak satış {i} die Haustürverkauf {f}
gazete satış noktası {i} der Zeitungsstand {m}
gazete satış noktası {i} der Zeitungskiosk {m}
genel satış temsilcisi {i} der Generalvertrieb {m}
gerçek satış {i} der Handkauf {m}
gezici satış elemanlığı yapmak {itr} reisen {itr}
gıda satış mağazalarındaki üstü açık soğutucu dolap {i} die Kühlung {f}
götürü usulde satış {i} der Bauschkauf {m}
gümrüksüz satış mağazası {i} der Duty-Free-Shop {m}
ifa edilmiş satış akdi {allg} erfüllter Kaufvertrag {allg}
ifa edilmiş satış mukavelesi {allg} erfüllter Kaufvertrag {allg}
ilk satış {i} der Erstabsatz {m}
indirimli satış {i} das Sonderangebot {n}
indirimli satış mağazası {i} [tic]der Discontladen {m}
indirimli satış mağazası {i} [tic]das Discontgeschäft {n}
indirimli satış yapan mağaza sahibi {i} [tic]der Disconter {m}
karşı satış {i} der Gegenverkauf {m}
katalog üzerinden satış {i} der Versandhandel {m}
katalog üzerinden satış mağazası {i} das Versandhaus {n}
katalogla satış mağazası {i} das Katalogwarenhaus {n}
konsinye satış {i} der Konsignationsverkauf {m}
konsolide satış {i} der Gemeinschaftsverkauf {m}
kredili satış {i} der Kreditverkauf {m}
kredili satış {allg} Kauf auf Kredit {allg}
kredili satış {allg} auf Kredit {allg}
mağaza satış fiyatı {i} der Ladenpreis {m}
mağazanın satış alanı {i} die Ladenfläche {f}
maliyetinin altında satış {i} [tic]das Dumping {n}
malı henüz almadan satış {i} [tic]der Blankoverkauf {m}
mevsim sonu indirimli satış {i} der Schlussverkauf {m}
mezat ile satış yapan görevli {i} der Auktionator {m}
mukabil satış {i} der Gegenverkauf {m}
mükerrer satış {i} der Gegenverkauf {m}
müzayedeyle satış {i} die Auktion {f}
nakdi satış {i} der Barverkauf {m}
nakit satış {i} das Kassageschäft {n}
ne alırsan al aynı fiyat prensibiyle satış yapan mağaza {i} [tic]das Einheitspreisgeschäft {n}