TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
başa baş {allg} Kopf an Kopf {allg}
başa baş gelmek {fi} gleichkommen {v}
başa baş olma noktası {i} die Gewinnschwelle {f}
başa baş yarış {i} das Kopf-an-Kopf-Rennen {n}
başa çıkmak {v} bewältigen {v}
başa çıkmak {fi} durchdringen {v}
başa çıkmak {fi} gegen jemanden oder etw ankommen {v}
başa çıkmak {fi} mit etw fertig werden {v}
başa çıkmak {fi} zurechtkommen {v}
başa çıkmak {v} zwingen {v}
başa gelebilecek en büyük kaza {i} [fiz]der Gau {m}
başa gelmek {fi} heimsuchen {v}
başa gelmek {itr} passieren {itr}
başa kakmak {allg} jemandem etwas unter die Nase reiben {allg}
başa takılan çiçekten taç {i} [bitk]die Blumenkrone {f}
başa takılan lamba {i} die Kopfleuchte {f}
başabaş analizi {i} die Break-Even-Analyse {f}
başabaş analizi {i} die Deckungspunktanalyse {f}
başabaş analizi {i} die Deckungsrechnung {f}
başabaş analizi {i} die Gewinnschwellen-Analyse {f}
başabaş grafiği {i} das Gewinnschwellen-Diagramm {n}
başabaş kapamak {allg} ohne Gewinn oder Verlust abschließen {allg}
başabaş mücadele {allg} Kopf an Kopf rennen {allg}
başabaş noktası {i} die Ertragsschwelle {f}
başabaş noktası {i} die Gewinnschwelle {f}
başabaş noktası {i} die Gewinnzone {f}
başabaş noktası {allg} Grenze der Rentabilität {allg}
başabaş noktası {i} die Kostendeckungsgrenze {f}
başabaş noktası {i} der Kostendeckungspunkt {m}
basadora {i} [den]das Fußpferd {n}
başağrısı {i} der Kopfschmerz {m}
başağrısı {i} das Kopfweh {n}
başağrısı ilacı {i} das Kopfschmerzmittel {n}
başak {i} [bitk]die Ähre {f}
başak {i} [bitk]der Kolben {m}
başak {i} [bitk]die Kornähre {f}
başak burcu {i} [gökb]die Jungfrau {f}
başak toplamak {allg} Ähren lesen {allg}
başaklı {s} ährig {adj}
basal vücut ısısı {i} die Basaltemperatur {f}
başaltı {ç} [den]die Mannschaftskajüten {pl}
basamak {i} der Krach {m}
basamak {i} [fiz]der Grad {m}
basamak {i} der Rang {m}
basamak {i} die Skala {f}
basamak {i} die Staffel {f}
basamak {i} die Stelle {f}
basamak {i} die Stufe {f}
basamak {i} die Stufenleiter {f}
basamak {i} der Tritt {m}
basamak {i} die Ziffernstelle {f}
basamak basamak {adv} stufenweise {adv}
basamak basamak gelişim gösterme {i} die Stufenfolge {f}
basamak dizisi {i} die Stufenfolge {f}
basamak! {allg} Vorsicht Stufe {allg}
basamaklandırmak {v} stufen {v}
basamaklara ayırmak {v} stufen {v}
basamaklı {allg} mit Stufen {allg}
basamaklı {a} progressiv {a}
basamaklı {s} stufig {adj}
basamaklı ızgara {i} der Etagenrost {m}
basamaklı ızgara {i} der Stufenrost {m}
basamaklı piramit {i} die Stufenpyramide {f}
basamaklı tiyatro {i} das Amphitheater {n}
basamaklı transformatör {i} der Stufentransformator {m}
basamaksız {s} stufenlos {adj}
başanlar! {allg} Hals- und Beinbruch {allg}
başansızlığa uğramak {allg} Schiffbruch erleiden {allg}
başarabilmek {itr} Gelingen {itr}
basarak açmak {fi} auftreten {v}
basarak çoğaltma {v} reproduzieren {v}
basarak çökme yaptırmak {fi} eindrücken {v}
basarak eskitmek {fi} abtreten {v}
basarak ezmek {v} walken {v}
basarak içine sokmak {fi} eindrücken {v}
basarak kırmak {fi} eindrücken {v}
başaramamak {fi} abblitzen {v}
başaramamak {itr} misslingen {itr}
başaramamak {itr} missraten {itr}
başaramamak {allg} nichts erreichen {allg}
Indirekte Treffer
baş başa {allg} unter vier Augen {allg}
baş başa {adv} privatim {adv}
baş başa görüşme {i} das Tete-a-tete {n}
baş başa kalmak {allg} allein sein {allg}
baş başa konuşmak {allg} unter vier Augen sprechen {allg}
baş başa olma {i} das Tete-a-tete {n}
baş başa vermek {fi} zusammensetzen {v}
başa baş {allg} Kopf an Kopf {allg}
başa baş gelmek {fi} gleichkommen {v}
başa baş olma noktası {i} die Gewinnschwelle {f}
başa baş yarış {i} das Kopf-an-Kopf-Rennen {n}
başa çıkmak {v} bewältigen {v}
başa çıkmak {fi} zurechtkommen {v}
başa çıkmak {fi} mit etw fertig werden {v}
başa çıkmak {fi} gegen jemanden oder etw ankommen {v}
başa çıkmak {fi} durchdringen {v}
başa çıkmak {v} zwingen {v}
başa gelebilecek en büyük kaza {i} [fiz]der Gau {m}
başa gelmek {itr} passieren {itr}
başa gelmek {fi} heimsuchen {v}
başa kakmak {allg} jemandem etwas unter die Nase reiben {allg}
başa takılan çiçekten taç {i} [bitk]die Blumenkrone {f}
başa takılan lamba {i} die Kopfleuchte {f}
başına geleceği hesaplamadan başa geçmek {allg} ohne Rücksicht auf Verluste ans Ruder kommen {allg}
baştan başa {allg} durch und durch {allg}
baştan başa {allg} von Anfang bis Ende {allg}
bir baştan diğer başa {öt} durch {prp}
bir şeyle başa çıkmak {allg} gegen etw ankommen {allg}
bir yeri baştan başa dolaşmak {v} durchreisen {v}
bir yeri baştan başa gezmek {v} durchziehen {v}
birini başa getirmek {allg} jemanden in den Sattel heben {allg}
en başa koymak {fi} voranstellen {v}
kel başa şimşir tarak {allg} es ist Luxus am unrechten Platz {allg}
kel başa şimşir tarak {allg} es ist ein Kamm aus Buchsbaumholz für einen Glatzkopf {allg}
kel başa şimşir tarak {allg} wie die Faust aufs Auge passen {allg}
makineyi başa almak {fi} ausrücken {v}
midesini tıka basa doldurmak {fi} den Magen überladen {v}
Papa'nın bir kimseyi baş başa görüşme için kabul etmesi {i} die Privataudienz {f}
saç saça baş başa gelmek {allg} in den Haaren liegen {allg}
saç saça baş başa kavga etmek {fi} katzbalgen {v}
tarlayı baştan başa sürmek {fi} durchackern {v}
tıka basa {a} vollgestopft {a}
tıka basa {a} gepfropft voll {a}
tıka basa doldurmak {v} überladen {v}
tıka basa doldurmak {fi} stopfen {v}
tıka basa doldurmak {fi} Pfropfen {v}
tıka basa dolu {s} randvoll {adj}
tıka basa dolu {s} voll gestopft {adj}
tıka basa dolu {s} proppenvoll {adj}
tıka basa dolu {s} voll gepackt {adj}
tıka basa dolu {s} übervoll {adj}
tıka basa dolu {s} überfüllt {adj}
tıka basa dolu olma {i} die Völle {f}
tıka basa yedirmek {itr} Nudeln {itr}
tıka basa yemek {fi} voll schlagen {v}
uçakla baştan başa geçmek {fi} durchfliegen {v}
üstüne basa basa {a} explizite {a}
zafer sonrası başa takılan defne yapraklarından yapılma taç {i} der Siegerkranz {m}