TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
koyma {i} der Abklatsch {m}
koyma {i} die Ablegung {f}
koyma {i} die Anlage {f}
koyma {i} die Ansetzung {f}
koyma {i} die Aufsetzung {f}
koyma {i} die Erstellung {f}
koyma {i} die Unterbringung {f}
koymak {fi} ansetzen {v}
koymak {fi} aufsetzen {v}
koymak {fi} aufstellen {v}
koymak {v} [tek]blättern {v}
koymak {fi} darauf setzen {v}
koymak {v} dauern {v}
koymak {fi} [tic]herstellen {v}
koymak {fi} hinlegen {v}
koymak {fi} hinsetzen {v}
koymak {fi} hinstellen {v}
koymak {fi} hintun {v}
koymak {v} legen {v}
koymak {fi} nachgießen {v}
koymak {v} setzen {v}
koymak {v} treffen {v}
koymak {v} Tun {v}
Indirekte Treffer
adaylığını koyma {i} die Kandidatur {f}
adaylığını koyma {i} die Aufstellung {f}
ambara koyma {i} die Speicherung {f}
başka yere koyma {i} die Versetzung {f}
başlık koyma {i} die Überschreibung {f}
bir araya koyma {i} die Zusammenlegung {f}
bir yere koyma {i} [tic]die Platzierung {f}
çelenk koyma {i} die Bekränzung {f}
çok katlı ve üzerinde saksı koyma yeri bulunan çiçek koyma sehpası {i} die Blumenkrippe {f}
daha düşük fiyat koyma {allg} niedrigere Auszeichnung {allg}
damarda karşı koyma basıncı {i} der Gefäßwiderstand {m}
depoya koyma {i} [yerb]die Lagerung {f}
devlet kuralları koyma makamı {i} [anat]das Organ {n}
dirsek koyma yeri {i} die Armauflage {f}
düzene koyma {i} die Eingliederung {f}
düzene koyma {i} die Bereinigung {f}
düzene koyma {i} die Beiordnung {f}
düzene koyma {i} die Zusammenstellung {f}
düzene koyma {i} die Regelung {f}
ek olarak sermaye koyma {i} der Nachschuss {m}
el koyma {i} die Ergreifung {f}
el koyma {i} [ask]die Beitreibung {f}
el koyma {i} die Konfiszierung {f}
el koyma {i} [tic]die Besitzübergabe {f}
el koyma {i} die Konfiskation {f}
el koyma {i} der Zugriff {m}
el koyma {i} [huk]die Beschlagnahmung {f}
el koyma {i} die Kaperei {f}
el koyma {i} die Wegnahme {f}
el koyma {i} [huk]die Beschlagnahme {f}
el koyma {i} die Eviktion {f}
el koyma {i} [ask]die Requisition {f}
el koyma {i} der Beschlag {m}
eser meydana koyma dürtüsü {i} der Schaffensdrang {m}
eser ortaya koyma {i} die Schaffung {f}
fiyat koyma {i} die Auszeichnung {f}
her şeye karşı koyma merakı {i} der Widerspruchsgeist {m}
işleme koyma {i} die Indienststellung {f}
işletmeye koyma {i} die Ingangsetzung {f}
kağıt koyma yeri {i} das Ablegekasten {n}
kanun koyma {i} die Gesetzgebung {f}
kanun koyma yetkisi {i} [huk]die Gesetzgebung {f}
kapsül içine koyma {i} die Abkapselung {f}
karşı koyma {i} die Abwehr {f}
karşı koyma {i} der Widerspruch {m}
karşı koyma {i} [pol]die Opposition {f}
karşı koyma {i} [huk]die Widerrede {f}
karşı koyma {i} die Entgegensetzung {f}
karşı koyma {i} die Widrigkeit {f}
karşı koyma {i} [ask]die Wehr {f}
karşı koyma {i} die Auflehnung {f}
karşı koyma {i} das Widerstreben {n}
karşı koyma {allg} Sperenzien {allg}
karşı koyma {i} die Anstände {f}
karşı koyma {i} der Widerstand {m}
karşı koyma {i} das Sperenzchen {n}
karşı koyma gücü {i} [kim]die Valenz {f}
kasalara koyma {allg} in Kiste verpacken {allg}
kendini başkasının yerine koyma {i} die Einfühlung {f}
kılıf içine koyma {i} die Abkapselung {f}
kutulara koyma {allg} in Kiste verpacken {allg}
marka koyma {i} die Markierung {f}
marka koyma {i} die Kennzeichnung {f}
müddet koyma {i} die Fristsetzung {f}
rafadan yumurta koyma kabı {i} der Eierbecher {m}
rehin koyma {i} die Verpfändung {f}
rehine koyma {i} die Versetzung {f}
röntgen filmi ile tanı koyma {i} [hek]die Röntgendiagnose {f}
sahneye koyma {i} [tiy]die Inszenierung {f}
sınır koyma {i} die Begrenzung {f}
sıraya koyma {i} der Turnus {m}
sıraya koyma {i} die Anreihung {f}
süre koyma {i} die Befristung {f}