TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
üstüne {öt} auf {prp}
üstüne {a} darauf {a}
üstüne {adv} darüber {adv}
üstüne {tan.} drauf {Art.}
üstüne {adv} drüber {adv}
üstüne {öt} über {prp}
üstüne alınmak {allg} getroffen fühlen {allg}
üstüne alma {i} die Deckung {f}
üstüne almak {fi} akzeptieren {v}
üstüne almak {fi} auf sich nehmen {v}
üstüne almak {fi} überziehen {v}
üstüne atılmak {fi} zuschießen auf {v}
üstüne atmak {fi} aufbürden {v}
üstüne atmak {fi} beimessen {v}
üstüne atmak {v} bewerfen {v}
üstüne atmak {fi} unterstellen {v}
üstüne atmak {i} das Zuschreiben {n}
üstüne basa basa {a} explizite {a}
üstüne bir bardak su içmek {allg} in die Röhre gucken {allg}
üstüne boya sürmek {fi} aufpinseln {v}
üstüne çıkmak {fi} ersteigen {v}
üstüne çıkmak {allg} erheben {allg}
üstüne dökmek {fi} aufschütten {v}
üstüne eklemek {fi} zulegen {v}
üstüne geçirmek {fi} überziehen {v}
üstüne geçirmek {fi} umnehmen {v}
üstüne haç koymak {v} bekreuzen {v}
üstüne kaynar su dökmek {v} brühen {v}
üstüne koymak {fi} aufdecken {v}
üstüne koymak {fi} auflegen {v}
üstüne koymak {fi} darauf legen {v}
üstüne koymak {fi} darüber legen {v}
üstüne örtmek {fi} überziehen {v}
üstüne oturmak {fi} aneignen {v}
üstüne saymak {fi} zuzählen {v}
üstüne serpmek {fi} aufstreuen {v}
üstüne sinmek {fi} anhaften {v}
üstüne tereyağı sürmek {v} buttern {v}
üstüne toplamak {fi} aufaddieren {v}
üstüne üstlük {allg} noch dazu {allg}
üstüne üstlük {a} zusätzlich {a}
üstüne üstlük {adv} vollends {adv}
üstüne üstlük {allg} zum Überfluss {allg}
üstüne üstlük! {allg} obendrein noch {allg}
üstüne varmak {fi} zusetzen {v}
üstüne vazife {i} die Schuldigkeit {f}
üstüne yapıştırmak {fi} aufkleben {v}
üstüne yapıştırmak {v} bekleben {v}
üstüne yatma {i} die Aneignung {f}
üstüne yatmak {fi} aneignen {v}
üstüne yazmak {v} beschriften {v}
üstüne yığmak {fi} aufschütten {v}
üstüne yüklemek {fi} aufpacken {v}
üstüne yürümek {fi} auf jemanden losgehen {v}
Indirekte Treffer
altını üstüne getirmek {fi} umkehren {v}
altını üstüne getirmek {fi} niederreißen {v}
altını üstüne getirmek {fi} durchstöbern {v}
ayak ayak üstüne atmak {v} überschlagen {v}
bacak bacak üstüne atmak {fi} übereinanderschlagen {v}
bacak bacak üstüne atmak {allg} die Beine übereinander schlagen {allg}
baş üstüne {allg} jawohl! {allg}
baş üstüne {allg} zu Befehl! {allg}
baş üstüne {a} jawohl {a}
baş üstüne {allg} zu Befehl {allg}
baş üstüne {allg} sehr gern! {allg}
baş üstüne {allg} sehr gern {allg}
baş üstüne! {allg} zu Befehl {allg}
baş üstüne! {allg} sehr gern {allg}
baş üstüne! {ünl} jawohl {Inter}
bir şeyi birisinin üstüne bırakmak {allg} zuschieben {allg}
bir şeyin üstüne damlaya damlaya akmak {fi} aufträufeln {v}
bir şeyin üstüne düşmek {itr} überlagern {itr}
bir şeyin üstüne düşmek {fi} entgegenstürzen {v}
bir şeyin üstüne gelmek {fi} auftauchen {v}
bir şeyin üstüne resim yapmak {fi} aufmalen {v}
birbiri üstüne {adv} aufeinander {adv}
ceket üstüne çıkarılmış gömlek yakası {i} der Schillerkragen {m}
dikiş üstüne dikiş dikmek {v} benähen {v}
dizleri üstüne çökmek {itr} kauern {itr}
dört ayak üstüne düşmek {allg} die Treppe hinauffallen {allg}
dosdoğru üstüne gitmek {fi} lossteuern {v}
evin üstüne kat çıkmak {fi} aufbauen {v}
hamle üstüne hamle {adv} satzweise {adv}
hata üstüne hata {allg} Fehler über Fehler {allg}
hata üstüne hata yapmak {allg} Fehler über Fehler begehen {allg}
hayvanın arka ayakları üstüne dikilmesi {fi} Männchen machen {v}
herşeyin altını üstüne getirmek {allg} alles auf den Kopf stellen {allg}
kapıyı üstüne kapamak {fi} ausschließen {v}
kapıyı üstüne kapamak {fi} aussperren {v}
karın üstüne {adv} bäuchlings {adv}
kedi gibi dört ayak üstüne düşmek {allg} auf die Füße fallen {allg}
kıçının üstüne oturmak {allg} auf seine vier Buchstaben setzen {allg}
kıçının üstüne oturmak {allg} auf den Hintern setzen {allg}
klavyede harflerin üstüne geçirilen kapak {i} [biliş]der Kugelkopf {m}
kol gücü ile kendini demirin üstüne çekme {i} [sp]der Klimmzug {m}
kotanın üstüne çıkmak {allg} Kontingent überziehen {allg}
kunduracının çalışırken dizinin üstüne koyduğu kayış {i} der Knieriemen {m}
şanssızlık üstüne şanssızlık {i} die Pechsträhne {f}
sorumluluğu üstüne almak {allg} für etwas grade stehen {allg}
suçunu başkasının üstüne atmak {fi} anflicken {v}
sürekli üstüne dökme {i} das Geklecker {n}
suyun üstüne çıkmak {fi} auftauchen {v}
tam üstüne basmak {allg} den Nagel auf den Kopf treffen {allg}
üstüne alınmak {allg} getroffen fühlen {allg}
üstüne alma {i} die Deckung {f}
üstüne almak {fi} überziehen {v}
üstüne almak {fi} auf sich nehmen {v}
üstüne almak {fi} akzeptieren {v}
üstüne atılmak {fi} zuschießen auf {v}
üstüne atmak {fi} aufbürden {v}
üstüne atmak {i} das Zuschreiben {n}
üstüne atmak {fi} unterstellen {v}
üstüne atmak {v} bewerfen {v}
üstüne atmak {fi} beimessen {v}
üstüne basa basa {a} explizite {a}
üstüne bir bardak su içmek {allg} in die Röhre gucken {allg}
üstüne boya sürmek {fi} aufpinseln {v}
üstüne çıkmak {allg} erheben {allg}
üstüne çıkmak {fi} ersteigen {v}
üstüne dökmek {fi} aufschütten {v}
üstüne eklemek {fi} zulegen {v}
üstüne geçirmek {fi} umnehmen {v}
üstüne geçirmek {fi} überziehen {v}
üstüne haç koymak {v} bekreuzen {v}
üstüne kaynar su dökmek {v} brühen {v}
üstüne koymak {fi} darauf legen {v}
üstüne koymak {fi} auflegen {v}
üstüne koymak {fi} aufdecken {v}