TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
insan {adv} ein {adv}
insan {i} der Erdenbürger {m}
insan {i} die Existenz {f}
insan {a} man {a}
insan {i} der Mensch {m}
insan {i} die Jemand {f}
insan {i} die Seele {f}
insan {i} der Zweibeiner {m}
insan {i} der Mitmensch {m}
insan akını {i} [elek]der Zustrom {m}
insan aklı {i} der Menschenverstand {m}
insan alemi {i} die Menschenwelt {f}
insan avcısı {i} der Rattenfänger {m}
insan bedeni {allg} der menschliche Körper {allg}
insan bedeni ve fizimsel özellikleri bilgisi {i} die Somatologie {f}
insan biçimi {s} anthropomorph {adj}
insan bilgisini temel alan felsefe {i} die Anthroposophie {f}
insan dizisi {i} [demy]der Zug {m}
insan doldurmak {v} bevölkern {v}
insan düşmanı kişi {i} der Menschenfeind {m}
insan eli {i} die Menschenhand {f}
insan eliyle yaratılmış {allg} von Menschenhand geschaffen {allg}
insan eti yiyen kimse {i} der Menschenfresser {m}
insan gibi insan {s} aufgeknöpft {adj}
insan girmemiş bölge {i} die Wildnis {f}
insan gövdesi {i} [anat]der Rumpf {m}
insan grubu {i} der Zirkel {m}
insan gücü {allg} menschliche Arbeitskraft {allg}
insan hakkı {i} das Menschenrecht {n}
insan hakları {ç} die Menschenrechte {pl}
İnsan Hakları Beyannamesi {allg} Erklärung der Menschenrechte {allg}
insan hakları savunucusu {i} der Menschenrechtler {m}
insan haklarını çiğneme {i} die Menschenrechtsverletzung {f}
insan haklarını korumaya dair sözleşme {i} die Konvention zum Schutz der Menschenrechte {f}
insan hayatı {allg} das menschliche Leben {allg}
insan hayatı {i} das Menschenleben {n}
insan haysiyeti {i} die Menschenwürde {f}
insan içine çıkmayan {s} Ungesellig {adj}
insan işgücü {allg} menschliche Arbeitskräfte {allg}
insan kaçırma suçu {i} der Menschenraub {m}
insan kasabı {i} der Menschenschinder {m}
insan kasabı {i} der Schlichter {m}
insan kaybı {i} das Menschenopfer {n}
insan kaybı {i} der Menschenverlust {m}
insan kaynakları yönetimi {i} die Personalwirtschaftsführung {f}
insan kılığında bir şeytan {allg} ein Teufel in Menschengestalt {allg}
insan kıyımı {i} die Schlächterei {f}
insan kümesi {i} das Völkchen {n}
insan kurban etme {i} das Menschenopfer {n}
insan ömrü {i} das Menschenalter {n}
insan ömrü {i} das Menschenleben {n}
insan onuru {i} die Menschenwürde {f}
insan onuru dokunulmazdır {allg} die Würde des Menschen ist unantastbar {allg}
İnsan onuruna dokunulamaz {allg} die Würde des Menschen ist unantastbar {allg}
insan onuruna uygun {s} menschenwürdig {adj}
insan onuruna yakışan {s} menschenwürdig {adj}
insan onuruna yakışmayan {s} menschenunwürdig {adj}
insan onurunu hiçe sayan {s} menschenverachtend {adj}
insan ruhu {i} die Menschenseele {f}
insan sarrafı {i} der Menschenkenner {m}
insan sarrafı {i} die Menschenkennerin {f}
insan sarraflığı {i} die Menschenkenntnis {f}
insan şekli {i} die Menschengestalt {f}
insan şekline sokmak {v} [ed]vermenschlichen {v}
insan seli {i} die Menschenmenge {f}
insan sesi {allg} [müz]voce {allg}
insan sesi müziği {i} [müz]die Vokalmusik {f}
insan sesleri için yazılmış oda müziği {i} [müz]das Madrigal {n}
insan sevgisi {i} die Menschenliebe {f}
insan sevgisi {i} die Nächstenliebe {f}
insan sevgisi {i} [fel]die Philanthropie {f}
insan sevmeyen kişi {i} der Misanthrop {m}
insan soyu {i} das Menschengeschlecht {n}
insan taciri {i} der Menschenhändler {m}
insan taşıma asansörü {i} der Personenaufzug {m}
insan ticareti {i} der Menschenhandel {m}
insan tipleri bilgisi {i} die Typenlehre {f}
insan topluluğu {i} die Schar {f}
insan tüccarı {i} der Seelenverkäufer {m}
insan ve hayvan vücudunu eğitim amaçlı doğramak {v} präparieren {v}
Indirekte Treffer
aksi insan {i} der Griesgram {m}
alt insan {i} der Untermensch {m}
aptal insan {i} der Zombie {m}
aralarına yabancıları sokmayan insan grubu {i} der Klüngel {m}
aşırı duygulu insan {i} der Schmachtlappen {m}
Avrupa İnsan Hakları Divanı {i} der Europäischer Gerichtshof für Menschenrechte {m}
Avrupa insan hakları komisyonu {allg} Europäische Kommission für Menschenrechte {allg}
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi {i} [huk]der Europäischer Gerichtshof für Menschenrechte {m}
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi {i} die Europäische Konvention zum Schutz der Menschenrechte und Grundfreiheiten {f}
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi {i} [huk]die Europäische Konvention zum Schutz der Menschenrechte {f}
balmumundan yapılmış insan resmi {i} das Wachsbild {n}
başarısız insan {i} die Niete {f}
basit çizgilerle çizilmiş insan figürü {i} das Strichmännchen {n}
basit insan {i} der Banause {m}
başka insan {i} der Mitmensch {m}
bayağı insan {i} der Primitivling {m}
bayağı insan {i} der Knauser {m}
bilge insan {allg} weiser Mensch {allg}
birçok insan {allg} etliche Leute {allg}
birini kovalayan insan topluluğu {i} die Meute {f}
bozulmamış insan {i} der Naturmensch {m}
çağdaş insan {allg} ein Mensch von Kultur {allg}
can sıkıcı insan {i} der Trauerkloß {m}
can sıkıcı insan {i} der Langweiler {m}
canavar ruhlu insan {i} die Bestie {f}
çok duygulu insan {i} das Seelchen {n}
çok sayıda insan {i} die Masse {f}
çok tanınan insan {i} der Allerweltskerl {m}
çok yönlü insan {i} der Tausendsassa {m}
densiz insan {i} der Libertin {m}
devlet adamlarını selamlaması için yolun iki yanına dizilmiş insan topluluğu {i} das Spalier {n}
dinamik insan {i} der Macher {m}
dini amaçlı insan kurban etme {i} [din]der Ritualmord {m}
doğada yaşayan insan {i} der Naturmensch {m}
doğayı seven insan {i} der Naturmensch {m}
duygulu insan {i} der Gemütsmensch {m}
duymadık insan bırakmamak {fi} ausposaunen {v}
düzenli yaşamı seven insan {allg} ordentlicher Mensch {allg}
fazla miktarda insan zayiatı {i} die Hekatombe {f}
fena insan {allg} übler Kerl {allg}
fidye almak için insan kaçıran {i} die Kidnapperin {f}
fidye almak için insan kaçıran {i} der Kidnapper {m}
fidye almak için insan kaçırmak {fi} kidnappen {v}
garip görünümlü insan {i} der Zombie {m}
garip insan {i} [fel]der Typ {m}
garip insan {i} [fel]der Typus {m}
garip insan {i} [bas]die Type {f}
gemiyle insan taşımacılığı {i} die Personenschifffahrt {f}
gerçekçi insan {i} der Wirklichkeitsmensch {m}
göçebe insan {i} der Zigeuner {m}
güvenilir insan {i} der V-Mann {m}
hava ne kadar güzelse insan da o derece mutludur {allg} je schöner das Wetter ist, desto freundlicher der Mensch {allg}
hep mutlu insan {i} der Sonnenschein {m}
hep neşeli insan {i} der Sonnenschein {m}
her çeşit insan {allg} allerart Menschen {allg}
her cins insan {allg} allerart Menschen {allg}
hiçbir kötü olayın yıldıramadığı insan {i} das Stehaufmännchen {n}
hödük insan {i} der Rohling {m}
huzursuz insan {i} der Zigeuner {m}
ilk insan {i} der Urmensch {m}
ilkel insan {fm} Wilder {fm}
ilkel insan {i} der Urmensch {m}
ilkel insan {i} der Kanake {m}
ince düşünceli insan {i} das Seelchen {n}
insan akını {i} [elek]der Zustrom {m}
insan aklı {i} der Menschenverstand {m}
insan alemi {i} die Menschenwelt {f}
insan avcısı {i} der Rattenfänger {m}
insan bedeni {allg} der menschliche Körper {allg}
insan bedeni ve fizimsel özellikleri bilgisi {i} die Somatologie {f}
insan biçimi {s} anthropomorph {adj}