TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
sesi çıkmamak {i} das Versagen {n}
sesi duyulabilecek yakınlıkta değil {allg} er ist nicht in Hörweite {allg}
sesi kısık {a} heiser {a}
sesi kısık olmak {allg} [Redw.]einen Frosch im Hals haben {allg}
sesi kısık olmak {allg} [Redw.]eine raue Kehle haben {allg}
sesi kısık olmak {allg} [Redw.]einen Frosch in der Kehle haben {allg}
sesi kısılmak {allg} einen Frosch im Hals haben {allg}
sesi kısmak {v} dämpfen {v}
sesi kısmak {allg} die Stimme senken {allg}
sesi sona ermek {fi} austönen {v}
sesi titreterek şarkı söyleme {i} [müz]der Triller {m}
sesi titretme {i} [müz]das Tremolo {n}
sesi titretme {i} [müz]das Vibrato {n}
sesi uzatmak {fi} [müz]aushalten {v}
sesi yavaşlatmak {allg} die Stimme senken {allg}
sesi yutan {s} schallschluckend {adj}
sesin birleşmesi ve ayrılması {i} [dilb]die Artikulation {f}
sesin çok yüksek olmaması {i} die Zimmerlautstärke {f}
sesin değişmesi {i} der Stimmbruch {m}
sesin gitgide azalması {itr} verklingen {itr}
sesin gitmesi {i} der Tonausfall {m}
sesin iyi yayılması {i} die Akustik {f}
sesin kalınlaşması {i} der Stimmbruch {m}
sesin kısılması {allg} heiser werden {allg}
sesin tınlaması bitmek {fi} ausklingen {v}
sesin tınlaması bitmek {fi} ausschwingen {v}
sesin yükseltilmesi veya düşürülmesi işareti {i} [müz]das Versetzungszeichen {n}
sesini açmak {fi} einblenden {v}
sesini çıkarma! {allg} schweig still {allg}
sesini çıkarmak {allg} seine Stimme erschallen lassen {allg}
sesini çıkarmamak {fi} hinnehmen {v}
sesini çıkarmamak {fi} ausschweigen {v}
sesini çıkarmamak {fi} Stillschweigen {v}
sesini çıkarmamak {itr} verstummen {itr}
sesini kaybeden {i} die Aphonie {f}
sesini kesmek {fi} den Mund halten {v}
sesini kesmek {allg} klein beigeben {allg}
sesini kestirmek {fi} niederschreien {v}
sesini kısmak {fi} abdämpfen {v}
sesini kısmak {fi} [müz]leiser stellen {v}
sesini kıstırmak {fi} niederschreien {v}
sesini yavaşlatmak {v} senken {v}
sesini yitiren {i} die Aphonie {f}
sesini yükseltmek {fi} die Stimme erheben {v}
sesini yükseltmek {v} erheben {v}
sesini yükseltmek {fi} laut werden {v}
Indirekte Treffer
ağız boşluğu sesi {i} die Kopfstimme {f}
alarm sesi {i} das Alarmsignal {n}
Almanya'nın Sesi {i} die DW {f}
Almanya'nın Sesi {i} die Deutsche Welle {f}
Almanya'nın Sesi Radyosu {i} die Deutsche Welle {f}
artdamak sesi {i} [dilb]der Velar {m}
atış sesi {i} der Schuss {m}
av tavşan sesi taklit düdüğü {i} die Quäke {f}
aynı sesi vermek {fi} [müz]zusammenklingen {v}
bağırmaktan sesi kısılma {fi} ausschreien {v}
bağırsak sesi {i} das Darmgeräusch {n}
baş sesi {i} [müz]die Fistel {f}
basso sesi {i} [müz]die Bassstimme {f}
bıldırcın ötüş sesi {i} [hayb]der Wachtelschlag {m}
boru sesi {i} das Trompetengeschmetter {n}
boru sesi {i} [ask]das Trara {n}
bravo sesi {i} der Beifallsruf {m}
çağrı sesi {i} der Gong {m}
çan sesi {i} das Geläute {n}
çan sesi {i} das Schellengeläut {n}
çan sesi {i} der Glockenschlag {m}
çan sesi {i} der Glockenklang {m}
çekiç sesi {allg} Klang des Hammerschlags {allg}
çığlık sesi {i} der Quikser {m}
çıngırak sesi {i} das Schellengeläut {n}
çıngırak sesi çıkarmak {fi} raffeln {v}
çınlama sesi {i} der Glockenklang {m}
davul sesi {i} der Trommelwirbel {m}
dil sesi {i} [dilb]der Zungenlaut {m}
dil sesi {i} [dilb]der Lingual {m}
dil sırtı sesi {i} [dilb]die Dorsallaut {f}
diş sesi {i} [dilb]der Zahnlaut {m}
diş sesi {i} [dilb]der Dental {m}
domuz sesi yansıma sözcüğü {ünl} quiek {Inter}
düdük sesi {i} der Pfiff {m}
en kalın sesi çıkaran {i} [müz]der Bassist {m}
fare sesi {i} der Pieps {m}
geniz sesi {i} [dilb]der Nasal {m}
gırtlak sesi {i} [dilb]der Laryngallaut {m}
gırtlak sesi {i} [müz]der Kehllaut {m}
göğüs sesi {i} der Brustton {m}
göğüs sesi {i} die Bruststimme {f}
gong sesi {i} das Klingelzeichen {n}
guguk kuşu sesi {ünl} kuckuck {Inter}
guguk sesi {ünl} kuckuck {Inter}
hayalet sesi {i} die Geisterstimme {f}
hayvan sesi taklit aleti {i} die Locke {f}
horlama sesi {i} der Schnarcher {m}
imdat sesi {i} der Hilferuf {m}
infilak sesi {i} der Knall {m}
insan sesi {allg} [müz]voce {allg}
insan sesi müziği {i} [müz]die Vokalmusik {f}
kalın trompet sesi {i} das Geschmetter {n}
kalp sesi {i} das Herzgeräusch {n}
kalp sesi {i} der Herzton {m}
kapanma sesi {i} der Schnapper {m}
keçi sesi {i} das Gemecker {n}
klik sesi çıkarmak {itr} klicken {itr}
kolektör sesi {i} das Kollektorgeräusch {n}
kurbağa sesi yansıması {ünl} quak {Inter}
kuş sesi {i} [hayb]der Piep {m}
kuş sesi {i} der Pieps {m}
meşgul sesi {i} das Besetztzeichen {n}
müzik sesi bilimi {i} [müz]die Diskologie {f}
nal sesi {i} der Hufschlag {m}
ön damak sesi {i} [dilb]der Palatal {m}
ortadaki sesi düşürmek {v} [dilb]synkopieren {v}
para sesi {i} der Klang {m}
patlama sesi {i} der Knall {m}
ruh sesi {i} die Geisterstimme {f}
ses perdesinin beşinci sesi {i} [müz]die Dominante {f}
sesi çıkmamak {i} das Versagen {n}
sesi duyulabilecek yakınlıkta değil {allg} er ist nicht in Hörweite {allg}
sesi kısık {a} heiser {a}
sesi kısık olmak {allg} [Redw.]einen Frosch in der Kehle haben {allg}
sesi kısık olmak {allg} [Redw.]eine raue Kehle haben {allg}
sesi kısık olmak {allg} [Redw.]einen Frosch im Hals haben {allg}
sesi kısılmak {allg} einen Frosch im Hals haben {allg}
sesi kısmak {v} dämpfen {v}
sesi kısmak {allg} die Stimme senken {allg}