TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
yüzünden {öt} aufgrund {prp}
yüzünden {öt} da {prp}
yüzünden {öt} durch {prp}
yüzünden {fi} herauslesen {v}
yüzünden {allg} in oder im Hinblick auf {allg}
yüzünden {a} infolge {a}
yüzünden {öt} um {prp}
yüzünden {öt} wegen {prp}
yüzünden {bağ} weil {konj}
yüzünden akmak {fi} ablesen {v}
yüzünden anlamak {fi} ansehen {v}
yüzünden düşen bin parça olmak {allg} sauer sein {allg}
yüzünden okumak {fi} ablesen {v}
yüzünden okumak {fi} ansehen {v}
yüzünden okumak {allg} vom Blatt singen {allg}
yüzünden okumak {allg} vom Gesicht ablesen {allg}
Indirekte Treffer
... yüzünden {öt} infolge {prp}
... yüzünden {adv} da {adv}
aşırı sıcak yüzünden okulun tatil olması {allg} hitzefrei bekommen {allg}
aşk yüzünden {allg} aus Liebe {allg}
bir şey yüzünden {allg} infolge einer Sache {allg}
bir şey yüzünden birçok kişiye telefon etmek {fi} herumtelefonieren {v}
bunun yüzünden {adv} dessentwillen {adv}
bunun yüzünden {adv} dessentwegen {adv}
bunun yüzünden {adv} dessenthalben {adv}
bunun yüzünden {adv} darüber {adv}
bunun yüzünden {adv} drüber {adv}
bunun yüzünden {adv} daher {adv}
çalışabilirliğin sakatlık yüzünden sınırlı oluşu {i} die Erwerbsbeschränkung {f}
dikkatsizlik yüzünden berbat etme {i} die Verhunzung {f}
dikkatsizlik yüzünden berbat etmek {v} verhunzen {v}
eksikliği yüzünden {allg} aus Mangel an {allg}
haber vermeme yüzünden {allg} mangels Benachrichtigung {allg}
hastalık yüzünden bulunmama {allg} Fehlen wegen Krankheit {allg}
hastalık yüzünden izinli olmak {i} das Krankfeiern {n}
hastalık yüzünden raporlu {allg} wegen Krankheit beurlaubt {allg}
hastalık yüzünden yatma {i} die Bettruhe {f}
hastalık yüzünden yerinde bulunmama {allg} wegen Krankheit fehlen {allg}
iflas masasında varlık bulunmaması yüzünden takipsizlik {allg} Einstellung mangels Masse {allg}
nedeniyle yüzünden bulunmazlık {allg} Abwesenheit aus geschäftlichen Gründen {allg}
yüzünden bulunmazlık {allg} Abwesenheit aus geschäftlichen Gründen {allg}
kabul etmeme yüzünden araya girme {allg} Intervention mangels Akzept {allg}
karşıdakinin alınganlığı yüzünden sözlerini tartmak zorunda olmak {allg} seine Worte auf die Goldwaage legen müssen {allg}
kırılma yüzünden meydana gelen zarar ve ziyan {i} der Bruchschaden {m}
kıskançlık yüzünden cinayet işleme {i} die Eifersuchtstragödie {f}
kötü hava yüzünden {allg} wegen des schlechten Wetters {allg}
mutluluğu yüzünden okunan {s} glückstrahlend {adj}
mutluluğu yüzünden okunmak {allg} über das ganze Gesicht strahlen {allg}
onların yüzünden {adv} ihretwegen {adv}
onların yüzünden {adv} ihretwillen {adv}
onun yüzünden {adv} dessentwegen {adv}
onun yüzünden {adv} seinethalben {adv}
onun yüzünden {adv} dessenthalben {adv}
onun yüzünden {adv} ihretwillen {adv}
onun yüzünden {a} darunter {a}
onun yüzünden {adv} um derentwillen {adv}
onun yüzünden {adv} ihretwegen {adv}
onun yüzünden {adv} daher {adv}
onun yüzünden {adv} seinetwillen {adv}
onun yüzünden {adv} dessentwillen {adv}
onun yüzünden {adv} seinetwegen {adv}
peşin ödeme sebebiyle veya malın kalitesinin bozuk olması yüzünden fiyatta indirim {i} [tic]der Dekort {m}
rekabet yüzünden değer düşürümü {allg} Abwertung aus Wettbewerbsgründen {allg}
senin yüzünden {adv} deinetwillen {adv}
senin yüzünden {adv} deinetwegen {adv}
uğradığı kaza yüzünden ölmek {allg} an den Folgen des Unfalles sterben {allg}
uzun süre uçmak yüzünden oluşan yorgunluk ve huzursuzluk hali {i} der Jetlag {m}
yüzünden akmak {fi} ablesen {v}
yüzünden anlamak {fi} ansehen {v}
yüzünden düşen bin parça olmak {allg} sauer sein {allg}
yüzünden okumak {allg} vom Blatt singen {allg}
yüzünden okumak {fi} ansehen {v}
yüzünden okumak {fi} ablesen {v}
yüzünden okumak {allg} vom Gesicht ablesen {allg}