DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
sterben {itr} gebermek {itr}
sterben {itr} ölmek {itr}
sterben {itr} tahtalı köyü boylamak {itr}
sterben {v} vefat etmek {fi}
sterbenskrank {adj} ölümcül hasta {s}
sterbensmatt {adj} bitkin {s}
sterbensmatt {adj} çok yorgun {s}
sterbensmatt {adj} yorgunluktan dolayı ölü gibi {s}
Indirekte Treffer
als Märtyrer sterben {v} şehit düşmek {fi}
am Sterben {allg} ölmek üzere {allg}
am Sterben {allg} ölümün eşiğinde {allg}
an den Folgen des Unfalles sterben {allg} uğradığı kaza yüzünden ölmek {allg}
an Herzschlag sterben {allg} kalp krizinden ölmek {allg}
an Hunger sterben {allg} açlıktan ölmek {allg}
den Heldentod sterben {allg} şehit düşmek {allg}
eines natürlichen Todes sterben {allg} doğal nedenlerle ölmek {allg}
Es ist besser ehrenvoll zu sterben als ehrlos zu leben {allg} namussuz yaşamaktansa namuslu ölmek yeğdir {allg}
getrost sterben {allg} huzur içinde ölmek {allg}
Ich würde für dich sterben {allg} senin için ölürüm {allg}
in den Sielen sterben {allg} işbaşında ölmek {allg}
nicht leben und nicht sterben können {allg} iyi olmak {allg}
nicht leben und nicht sterben können {allg} ne iyi olmak ne de ölmek {allg}
ohne Hinterlassung eines Testaments sterben {allg} vasiyetnaı bırakmadan ölmek {allg}
ohne Nachkommen sterben {allg} soyunu devam ettirecek evlat bırakmadan ölmek {allg}
vor Neugierde sterben {allg} meraktan ölmek {allg}
zum Sterben zuviel {allg} ne öldürür {allg}
zum Sterben zuviel {allg} ne ondurur {allg}