TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
halde {a} obgleich {a}
halde {a} obwohl {a}
halde {a} trotzdem {a}
halde {a} während {a}
halden anlar {s} mitfühlend {adj}
Indirekte Treffer
-diği halde {bağ} obgleich {konj}
... halde {öt} obzwar {prp}
... halde {öt} obwohl {prp}
açık halde ağartma {i} die Breitbleiche {f}
acınacak halde {s} kläglich {adj}
acınacak halde {a} erbarmungswürdig {a}
acınacak halde {a} erbärmlich {a}
acınacak halde olan {s} bejammernswert {adj}
acınacak halde olan {s} bejammernswürdig {adj}
aksi halde {adv} widrigenfalls {adv}
aksi halde {adv} sonst {adv}
arı ve karınca gibi hayvanların toplu halde yaşaması {i} der Insektenstaat {m}
bazen bildiği halde konuşmak istememek {allg} mein Name ist Hase ich weiß von nichts {allg}
birine fena halde çıkışmak {allg} jemandem eine Szene machen {allg}
birisini fena halde pataklamak {allg} jdn zusammenschlagen {allg}
çalışır halde {allg} in Betrieb {allg}
dualar ederek toplu halde dolaşma {i} der Bittgang {m}
fena halde öfkelenmiş {s} wutentbrannt {adj}
geminin yüzer halde olması {i} [den]der Trimm {m}
hareket edemeyecek halde {s} bewegungsunfähig {adj}
hasta olmadığı halde hasta olmuş gibi davranmak {fi} krankfeiern {v}
her halde {allg} auf jeden Fall {allg}
her halde {adv} jedenfalls {adv}
her halde {adv} durchaus {adv}
heyecandan eli ayağı tutmaz halde {s} aufgelöst {adj}
inanmadığı halde o eyleme katılan kişi {i} der Mitläufer {m}
işlemez halde {allg} außer Betrieb {allg}
işler halde {a} intakt {a}
işler halde {allg} in Betrieb {allg}
işler halde olmak {fi} in Gang sein {v}
işler halde tutma {i} die Instandhaltung {f}
işler halde tutmak {fi} instand halten {v}
iyi bir halde bulunmak {allg} gut erhalten sein {allg}
iyi o halde! {allg} nun wohl {allg}
ıslıkla toplu halde melodi çalma {i} [müz]das Pfeifkonzert {n}
kaba taslak halde {s} skizzenhaft {adj}
kibirli halde dolanmak {itr} stolzieren {itr}
korkudan dizlerinin bağı çözülmüş halde {s} knieweich {adj}
kullanılmaz halde {s} wrack {adj}
lüks yaşam sürdüğü halde başkasına bağımlı olma durumu {allg} ein goldener Käfig {allg}
o halde {allg} in diesem Fall {allg}
o halde {allg} also denn {allg}
o halde {bağ} denn {konj}
o halde {adv} also {adv}
o halde {adv} demnach {adv}
o halde {adv} allerdings {adv}
o halde {öt} somit {prp}
o halde {adv} demgemäß {adv}
o halde {adv} sodann {adv}
o halde {adv} dann {adv}
okunamayacak halde yazı {i} das Krickelkrakel {n}
salgın halde hastalık {s} [hek]epidemisch {adj}
seri halde {adv} serienweise {adv}
seri halde üretilen mal {i} die Massenware {f}
seri halde üretmek {v} konfektionieren {v}
sıvı halde çelik {i} der Flussstahl {m}
sıvı halde çelik {i} das Flusseisen {n}
şu halde {adv} demgemäß {adv}
şu halde {adv} also {adv}
sürü halde yaşayan {s} [hayb]sozial {adj}
tanımadığı halde {adv} unbekannterweise {adv}
tanınmaz halde {s} unkenntlich {adj}
toplu halde {allg} auf einen Haufen {allg}
toplu halde bir yere girmek {fi} hereinziehen {v}
toplu halde ısmarlama {i} die Gruppenbestellung {f}
toplu halde vatandaşlığa alınma {i} die Sammeleinbürgerung {f}
yarı açık bir halde olmak {itr} klaffen {itr}
yorgunluktan dizlerinin bağı çözülmüş halde {s} knieweich {adj}