TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
bası {i} der Abdruck {m}
bası {i} die Ausgabe {f}
bası {i} der Druck {m}
bası {i} die Edition {f}
başı açık {s} barhäuptig {adj}
başı açık {allg} mit bloßem Kopf {allg}
başı açık {allg} ohne Kopftuch {allg}
başı açık {s} unverschleiert {adj}
başı boş {s} direktionslos {adj}
başı çekmek {fi} anführen {v}
başı çıplak {s} barhäuptig {adj}
başı derde girmek {allg} in Teufels Küche kommen {allg}
başı dik olmak {allg} einen steifen Nacken haben {allg}
başı dönen {s} [hek]schwindlig {adj}
başı dönen {s} [hek]schwummelig {adj}
başı dönen {s} wirbelig {adj}
başı dönmek {allg} den Drehwurm bekommen {allg}
başı dönmek {itr} duseln {itr}
başı dönmek {fi} jemandem schwindelt es {v}
başı dönmek {itr} taumeln {itr}
başı dönmeyen {s} schwindelfrei {adj}
başı gururla dimdik bir şekilde {allg} mit Stolz erhobenem Haupt {allg}
başı kalabalık olmak {allg} den Kopf voll haben {allg}
başı kapalı olmayan {s} unverschleiert {adj}
başı kesilme {i} die Enthauptung {f}
başı kesilmiş {s} enthauptet {adj}
başı kıçı belli olmamak {fi} weder Hand noch Fuß haben {v}
başı kütük gibi olmak {allg} einen schweren Kopf haben {allg}
başı sallayarak olur deme {i} das Kopfnicken {n}
başı sonu belli {allg} Hand und Fuß haben {allg}
başı sonu belli olmamak {fi} weder Hand noch Fuß haben {v}
başı üstünde yeri olmak {allg} in besonders hohem Ansehen stehen {allg}
başıboş {s} ausschweifend {adj}
başıboş {s} disziplinlos {adj}
başıboş {s} hergelaufen {adj}
başıboş {s} herrenlos {adj}
başıboş {s} irregulär {adj}
başıboş {adv} Los {adv}
başıboş {s} ungezähmt {adj}
başıboş dolanmak {fi} rumhängen {v}
başıboş dolaşmak {fi} herumtreiben {v}
başıboş olmak {allg} los sein {allg}
başıbozukluk {i} die Disziplinlosigkeit {f}
basık {s} breit gedrückt {adj}
basık {s} dumpfig {adj}
basık {s} flach {adj}
basık {adv} flach gedrückt {adv}
basık {adv} gedrückt {adv}
basık {s} gedrungen {adj}
basık {s} nieder {adj}
basık {s} niedrig {adj}
basık {s} Platt {adj}
basık damlı yapı {i} der Flachbau {m}
basık kafalı {s} [hek]brachyzephal {adj}
basık kemer {i} [mim]der Korbbogen {m}
basıklık {i} die Abplattung {f}
basıklık {i} die Gedrungenheit {f}
basılabilmesi mümkün {s} druckfähig {adj}
basılacak bir eseri önceden ısmarlama {i} die Subskription {f}
basılacak eseri incelemek {v} lektorieren {v}
basılacak eserleri inceleme bölümü {i} das Lektorat {n}
basılacak kitapları inceleyen uzman {i} der Lektor {m}
basılacak sayfanın başlığı {i} [bas]der Kolumnentitel {m}
basılan eser {i} die Publikation {f}
basıldıktan sonra resmi makamlara birkaç örnek verilmesi zorunlu olan basılı eser {i} das Pflichtexemplar {n}
basıldıktan sonra resmi makamlara birkaç örnek verilmesi zorunlu olan basılı eser {i} das Pflichtstück {n}
basılı {s} gedruckt {adj}
basılı eser {i} das Druckwerk {n}
basılı eserlerin isimlerinin yasal korunması {i} der Titelschutz {m}
basılı evrak {i} die Drucksache {f}
basılı evrak {allg} gedrucktes Dokument {allg}
basılı reklam {i} die Anzeigenwerbung {f}
basılı resmi tersine çevirmek {v} [fot]kontern {v}
basılı sayfa {i} die Druckseite {f}
basılma {i} die Drucklegung {f}
basılmaya uygun {s} druckfähig {adj}
basılmış {i} die Druckschrift {f}
basılmış {s} gedruckt {adj}
basılmış {allg} schwarz auf weiß {allg}
basılmış eser {i} die Druckschrift {f}
Indirekte Treffer
adam başı {adv} jeweils {adv}
adım başı {allg} alle Nase lang {allg}
akü kutup başı {i} [tek]die Batterieklemme {f}
amele başı {i} der Aufseher {m}
ay başı {i} der Zahltag {m}
ay başı {a} Monatsanfang {a}
ay başı {i} die Menstruation {f}
ayın başı {allg} Anfang des Monats {allg}
ayrı bası {i} der Sonderdruck {m}
ayrı bası {i} der Sonderabdruck {m}
baca başı {i} die Einfassung {f}
bası {i} der Abdruck {m}
bası {i} die Edition {f}
bası {i} der Druck {m}
bası {i} die Ausgabe {f}
başı açık {allg} mit bloßem Kopf {allg}
başı açık {s} barhäuptig {adj}
başı açık {s} unverschleiert {adj}
başı açık {allg} ohne Kopftuch {allg}
başı boş {s} direktionslos {adj}
başı çekmek {fi} anführen {v}
başı çıplak {s} barhäuptig {adj}
başı derde girmek {allg} in Teufels Küche kommen {allg}
başı dik olmak {allg} einen steifen Nacken haben {allg}
başı dönen {s} [hek]schwummelig {adj}
başı dönen {s} [hek]schwindlig {adj}
başı dönen {s} wirbelig {adj}
başı dönmek {fi} jemandem schwindelt es {v}
başı dönmek {itr} duseln {itr}
başı dönmek {allg} den Drehwurm bekommen {allg}
başı dönmek {itr} taumeln {itr}
başı dönmeyen {s} schwindelfrei {adj}
başı gururla dimdik bir şekilde {allg} mit Stolz erhobenem Haupt {allg}
başı kalabalık olmak {allg} den Kopf voll haben {allg}
başı kapalı olmayan {s} unverschleiert {adj}
başı kesilme {i} die Enthauptung {f}
başı kesilmiş {s} enthauptet {adj}
başı kıçı belli olmamak {fi} weder Hand noch Fuß haben {v}
başı kütük gibi olmak {allg} einen schweren Kopf haben {allg}
başı sallayarak olur deme {i} das Kopfnicken {n}
başı sonu belli {allg} Hand und Fuß haben {allg}
başı sonu belli olmamak {fi} weder Hand noch Fuß haben {v}
başı üstünde yeri olmak {allg} in besonders hohem Ansehen stehen {allg}
çekiç başı {i} der Hammerkopf {m}
ceren başı {i} [den]das Nock {n}
çivi başı {i} der Nagelkopf {m}
cıvata başı {i} der Bolzenkopf {m}
dakika başı duran {s} haperig {adj}
dava başı {i} [huk]das Grundpostulat {n}
dönem başı {allg} Anfang des Geschäftsjahres {allg}
dört başı mamur {a} gutgehend {a}
dört başı mamur {allg} gut gehend {allg}
ekip başı {i} der Ortsältester {m}
eli kılıçlı başı açık göğsü zırhlı erkek heykeli {i} die Rolandssäule {f}
gemi başı {i} [den]der Bug {m}
harç yükümlülük bası {i} die Auflage {f}
ilk bası {i} der Erstdruck {m}
ilk bası {i} die Erstausgabe {f}
başı {i} [tic]der Akkord {m}
keman başı {i} [müz]die Schnecke {f}
kilerci başı {i} der Kellermeister {m}
kış başı {i} der Winteranfang {m}
krank kolu başı {i} der Schubstangenkopf {m}
kuyu başı {i} die Hängebank {f}
madde başı {i} der Stichpunkt {m}
madde başı {i} das Stichwort {n}
mafsal başı {i} [anat]die Kugel {f}
manga başı {i} [ask]der Korporal {m}
masa başı sohbeti {i} die Tischrede {f}
mektubun başı {i} der Briefanfang {m}
meme başı {i} [anat]die Brustweise {f}
meme başı {i} [anat]die Zitze {f}
meme başı {i} die Brustwarze {f}
meme başı {i} [hek]die Warze {f}
meme başı {i} [anat]die Papille {f}
meme başı {i} die Mamilla {f}
meme başı çevresi {i} [anat]der Warzenhof {m}
meme başı şeklinde küçük kabartı {i} [anat]die Papille {f}
ocak başı sohbeti {i} das Kamingespräch {n}
önem olarak başı çekmek {allg} an erster Stelle stehen {allg}