TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
yanında {öt} an {prp}
yanında {a} bei {a}
yanında {adv} dabei {adv}
yanında {a} daneben {a}
yanında {allg} dicht an {allg}
yanında {allg} dicht an oder bei {allg}
yanında {adv} dran {adv}
yanında {a} demnächst {a}
yanında {öt} neben {prp}
yanında {a} nebenan {a}
yanında {öt} seitlich {prp}
yanında {öt} seitwärts {prp}
yanında {adv} wobei {adv}
yanında {öt} zunächst {prp}
yanında alıkoymak {v} behalten {v}
yanında bulunan {önk} Neben- {prä}
yanında bulundurmak {fi} dabeihaben {v}
yanında bulundurmak {allg} mit bei sich führen {allg}
yanında bulundurmak {fi} mitführen {v}
yanında bulundurmak {fi} mithaben {v}
yanında bulunmak {fi} dabeiliegen {v}
yanında bulunmak {v} flankieren {v}
yanında duran kişi {i} der Nebenmann {m}
yanında durmak {fi} dabeistehen {v}
yanında getirmek {fi} einbringen {v}
yanında getirmek {fi} mitbringen {v}
yanında getirmiş olmak {fi} mithaben {v}
yanında götürmek {fi} mitführen {v}
yanında götürmek {fi} mitnehmen {v}
yanında olmak {allg} bei sich haben {allg}
yanında olmak {fi} bei sich haben {v}
yanında oturmak {fi} dabeisitzen {v}
yanında pasaport bulundurma mecburiyeti {i} der Passzwang {m}
yanında taşımak {fi} dabeihaben {v}
yanında yürümek {fi} danebengehen {v}
yanında yürümek {fi} nebenher gehen {v}
yanından geçerek {adv} vorbei {adv}
yanından geçmek {v} berühren {v}
yanından sürüp geçmek {fi} vorbeifahren {v}
Indirekte Treffer
ana bilim dalı yanında daha önemsiz bir araştırma alanı {i} das Randgebiet {n}
anayolun iki yanında evleri dizili bulunan köy {i} das Straßendorf {n}
arabanın yanında {allg} neben dem Wagen {allg}
arabanın yanında koşan yedek at {i} das Handpferd {n}
birbiri yanında {adv} aneinander {adv}
birbirinin yanında {adv} Nebeneinander {adv}
birini başkalarının yanında kötülemek {allg} jemanden in die Pfanne hauen {allg}
birinin yanında solda sıfır kalmak {allg} gegen jemand anderen ein reiner Waisenknabe sein {allg}
birisine gelirken yanında bir hediye getirmek {allg} mitbringen {allg}
birisinin yanında {öt} bei {prp}
birisinin yanında çalışmak {itr} dienen {itr}
birisinin yanında gitmek {allg} neben jdm hergehen {allg}
bunun yanında {adv} daneben {adv}
çay yanında yenen pasta kurabiye türü şey {i} das Knusperchen {n}
davetlilerin içeceklerini yanında getirerek katıldığı eğlence {i} die Bottle-Party {f}
diğer hayvanların yanında huzursuz olmayan {s} koppelgängig {adj}
esas olanın yanında {adv} nebenbei {adv}
gezi için yanında getirilen yiyecek {i} der Mundvorrat {m}
her iki yanında büyük binalar bulunan geniş cadde {i} die Prachtstraße {f}
ki o şeyin yanında {adv} wobei {adv}
ki onun yanında {adv} woran {adv}
neyin yanında? {adv} woran {adv}
onun yanında {allg} in seiner Gegenwart {allg}
onun yanında {adv} daneben {adv}
öte yanında {adv} jenseits {adv}
pencerenin yanında {allg} an dem Fenster {allg}
senin yanında {allg} bei dir {allg}
soba yanında pinekleyen kişi {i} der Ofenhocker {m}
tam yanında {allg} gerade neben {allg}
yanında alıkoymak {v} behalten {v}
yanında bulunan {önk} Neben- {prä}
yanında bulundurmak {fi} mithaben {v}
yanında bulundurmak {fi} mitführen {v}
yanında bulundurmak {allg} mit bei sich führen {allg}
yanında bulundurmak {fi} dabeihaben {v}
yanında bulunmak {v} flankieren {v}
yanında bulunmak {fi} dabeiliegen {v}
yanında duran kişi {i} der Nebenmann {m}
yanında durmak {fi} dabeistehen {v}
yanında getirmek {fi} einbringen {v}
yanında getirmek {fi} mitbringen {v}
yanında getirmiş olmak {fi} mithaben {v}
yanında götürmek {fi} mitnehmen {v}
yanında götürmek {fi} mitführen {v}
yanında olmak {fi} bei sich haben {v}
yanında olmak {allg} bei sich haben {allg}
yanında oturmak {fi} dabeisitzen {v}
yanında pasaport bulundurma mecburiyeti {i} der Passzwang {m}
yanında taşımak {fi} dabeihaben {v}
yanında yürümek {fi} nebenher gehen {v}
yanında yürümek {fi} danebengehen {v}
yeme de yanında yat {v} dalbern {v}