TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
aynı {öt} als {prp}
aynı {adv} dasselbe {adv}
aynı {a} derselbe {a}
aynı {tan.} dieselbe {Art.}
aynı {s} dinglich {adj}
aynı {adv} eben {adv}
aynı {adv} ebenso {adv}
aynı {tan.} ebensolche {Art.}
aynı {a} egal {a}
aynı {allg} ein und derselbe {allg}
aynı {s} einerlei {adj}
aynı {allg} genau gleich {allg}
aynı {s} geradeso {adj}
aynı {s} gleich {adj}
aynı {s} gleichförmig {adj}
aynı {s} gleichviel {adj}
aynı {s} identisch {adj}
aynı {s} nämlich {adj}
aynı {s} selbe {adj}
aynı {s} [tek]Uniform {adj}
aynı adlı romandan {allg} nach dem gleichnamigen Roman {allg}
aynı anda {allg} zu gleicher Zeit {allg}
aynı anda {adv} simultan {adv}
aynı anda hem dinleyip hem yazmak {i} die Nachschrift {f}
aynı anda iki kişiyle birden evli olma {i} die Doppelehe {f}
aynı anda iletişim araçları yardımıyla birkaç kişi ile birlikte görüşme yayını {i} die Konferenzsendung {f}
aynı anda olmak {fi} zusammenfallen {v}
aynı anda oluşma {i} der Zusammenfall {m}
aynı anlama sahip {s} gleich bedeutend {adj}
aynı anlamdaki iki farklı sözcüğü peş peşe kullanma {i} die Tautologie {f}
aynı anlamdaki iki farklı sözcüğü peş peşe yineleme {s} tautologisch {adj}
aynı anlamlı iki sözcüğü peş peşe kullanma {i} [dilb]die Wortwiederholung {f}
aynı biçim {s} [tek]Uniform {adj}
aynı biçimde {s} einförmig {adj}
aynı biçimde {s} gleich gestaltet {adj}
aynı biçimde {s} konform {adj}
aynı biçimde {adv} so {adv}
aynı bowling klübüne üye olan kişi {i} der Kegelbruder {m}
aynı boyda {allg} gleich groß {allg}
aynı bu şekilde sıkça {adv} ebenso oft {adv}
aynı büyüklükte {adv} gleichgroß {adv}
aynı çağda yaşayanlar {i} die Mitwelt {f}
aynı cins kağıdı oynamak {v} bedienen {v}
aynı cins kağıt oynamak {fi} [isk]Farbe bekennen {v}
aynı cinsiyete sahip {s} gleichgeschlechtlich {adj}
aynı cinsten {i} die Artgenosse {f}
aynı cinsten kağıt oynamak {v} [isk]bekennen {v}
aynı dava {allg} [huk]dingliche Klage {allg}
aynı dava {allg} [huk]dinglicher Anspruch {allg}
aynı değerde {s} ebenbürtig {adj}
aynı değerde olan {a} gleichhaltend {a}
aynı değerde olma {i} die Ebenbürtigkeit {f}
aynı değerde oluş {i} die Gleichwertigkeit {f}
aynı derecede {s} gleichviel {adj}
aynı derecede az {adv} ebenso wenig {adv}
aynı derecede az {adv} [dilb]eben sowenig {adv}
aynı derecede çok {adv} ebenso sehr {adv}
aynı derecede çok {adv} ebenso viel {adv}
aynı derecede iyi {adv} ebenso gut {adv}
aynı derecede rahat {adv} ebenso wohl {adv}
aynı derneğe mensup biri {i} der Korpsbruder {m}
aynı durumda {s} egal {adj}
aynı düşünceye sahip {s} gleich denkend {adj}
aynı düşünceye sahip {s} gleich gesinnt {adj}
aynı düşünceye sahip {s} wahlverwandt {adj}
aynı düşünen {s} gleich denkend {adj}
aynı duyguları paylaşan kişilerden her biri {s} seelenverwandt {adj}
aynı duyguları paylaşmak {fi} mitempfinden {v}
aynı düzeyde {allg} auf gleicher Ebene {allg}
aynı düzeyde {s} ebenbürtig {adj}
aynı evde oturan {i} der Hausgenosse {m}
aynı eve taşınmak {fi} zusammenziehen {v}
aynı evi paylaşan kişi {i} der Mitbewohner {m}
aynı fikirde olmak {allg} in das gleiche Horn stoßen {allg}
aynı fikri taşımak {fi} beistimmen {v}
aynı formda {s} gleichförmig {adj}
aynı görevde daha önce bulunan kimse {i} der Vorgänger {m}
aynı görüşü paylaşan {i} der Gesinnungsgenosse {m}
aynı gruba ait işletmeler arası mal teslimi {i} die Innenlieferung {f}
aynı grup veya meslekten insanlar topluluğu {i} [ask]das Korps {n}
Indirekte Treffer
ağacın dikilmesi ve aynı ağacın yaşlanarak kesilmesi arasında geçen süre {i} [bitk]der Umtrieb {m}
alçak irtifada ve aynı yükseklikte yapılan uçuş {i} der Konturenflug {m}
aldığını aynı şekilde geri verme {i} [huk]die Naturalleistung {f}
aslının aynı olan suret {allg} mit der Urschrift übereinstimmende Abschrift {allg}
aynı adlı romandan {allg} nach dem gleichnamigen Roman {allg}
aynı anda {adv} simultan {adv}
aynı anda {allg} zu gleicher Zeit {allg}
aynı anda hem dinleyip hem yazmak {i} die Nachschrift {f}
aynı anda iki kişiyle birden evli olma {i} die Doppelehe {f}
aynı anda iletişim araçları yardımıyla birkaç kişi ile birlikte görüşme yayını {i} die Konferenzsendung {f}
aynı anda olmak {fi} zusammenfallen {v}
aynı anda oluşma {i} der Zusammenfall {m}
aynı anlama sahip {s} gleich bedeutend {adj}
aynı anlamdaki iki farklı sözcüğü peş peşe kullanma {i} die Tautologie {f}
aynı anlamdaki iki farklı sözcüğü peş peşe yineleme {s} tautologisch {adj}
aynı anlamlı iki sözcüğü peş peşe kullanma {i} [dilb]die Wortwiederholung {f}
aynı biçim {s} [tek]Uniform {adj}
aynı biçimde {s} konform {adj}
aynı biçimde {s} gleich gestaltet {adj}
aynı biçimde {s} einförmig {adj}
aynı biçimde {adv} so {adv}
aynı bowling klübüne üye olan kişi {i} der Kegelbruder {m}
aynı boyda {allg} gleich groß {allg}
aynı bu şekilde sıkça {adv} ebenso oft {adv}
aynı büyüklükte {adv} gleichgroß {adv}
aynı çağda yaşayanlar {i} die Mitwelt {f}
aynı cins kağıdı oynamak {v} bedienen {v}
aynı cins kağıt oynamak {fi} [isk]Farbe bekennen {v}
aynı cinsiyete sahip {s} gleichgeschlechtlich {adj}
aynı cinsten {i} die Artgenosse {f}
aynı cinsten kağıt oynamak {v} [isk]bekennen {v}
aynı dava {allg} [huk]dinglicher Anspruch {allg}
aynı dava {allg} [huk]dingliche Klage {allg}
aynı değerde {s} ebenbürtig {adj}
aynı değerde olan {a} gleichhaltend {a}
aynı değerde olma {i} die Ebenbürtigkeit {f}
aynı değerde oluş {i} die Gleichwertigkeit {f}
aynı derecede {s} gleichviel {adj}
aynı derecede az {adv} [dilb]eben sowenig {adv}
aynı derecede az {adv} ebenso wenig {adv}
aynı derecede çok {adv} ebenso viel {adv}
aynı derecede çok {adv} ebenso sehr {adv}
aynı derecede iyi {adv} ebenso gut {adv}
aynı derecede rahat {adv} ebenso wohl {adv}
aynı derneğe mensup biri {i} der Korpsbruder {m}
aynı durumda {s} egal {adj}
aynı düşünceye sahip {s} gleich gesinnt {adj}
aynı düşünceye sahip {s} gleich denkend {adj}
aynı düşünceye sahip {s} wahlverwandt {adj}
aynı düşünen {s} gleich denkend {adj}
aynı duyguları paylaşan kişilerden her biri {s} seelenverwandt {adj}
aynı duyguları paylaşmak {fi} mitempfinden {v}
aynı düzeyde {s} ebenbürtig {adj}
aynı düzeyde {allg} auf gleicher Ebene {allg}
aynı evde oturan {i} der Hausgenosse {m}
aynı eve taşınmak {fi} zusammenziehen {v}
aynı evi paylaşan kişi {i} der Mitbewohner {m}
aynı fikirde olmak {allg} in das gleiche Horn stoßen {allg}
aynı fikri taşımak {fi} beistimmen {v}
aynı formda {s} gleichförmig {adj}