TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
içine {adv} darein {adv}
içine {adv} hinein {adv}
içine {öt} in {prp}
içine {allg} nach innen {allg}
içine {a} rein {a}
içine {a} unter {a}
içine akıtmak {fi} eingießen {v}
içine akma {i} der Einfluss {m}
içine akmak {fi} einfließen {v}
içine akmak {fi} einlaufen {v}
içine akmak {fi} zulaufen {v}
içine alma {i} die Einbeziehung {f}
içine alma {i} die Einnahme {f}
içine almak {fi} einbegreifen {v}
içine almak {fi} einbeziehen {v}
içine almak {fi} einnehmen {v}
içine almak {fi} enthalten {v}
içine almak {itr} fassen {itr}
içine almak {fi} implizieren {v}
içine almak {allg} in sich begreifen {allg}
içine almak {fi} in sich schließen {v}
içine almak {fi} involvieren {v}
içine almak {v} umspannen {v}
içine asmak {fi} einhängen {v}
içine atmak {fi} dazwischenwerfen {v}
içine atmak {fi} einwerfen {v}
içine atmak {allg} etwas hinunterschlucken {allg}
içine atmak {fi} hineinfressen {v}
içine atmak {fi} hinunterschlucken {v}
içine atmak {fi} verkneifen {v}
içine atmak {fi} zurückdrängen {v}
içine bakmak {fi} hineinblicken {v}
içine bakmak {fi} hineinschauen {v}
içine bakmak {fi} hineinsehen {v}
içine başka bir şey giymek {fi} unterziehen {v}
içine başka şeyler katmak {fi} durchsetzen {v}
içine bastırmak {v} stopfen {v}
içine batırılmış {s} eingetaucht {adj}
içine batırmak {fi} hineinstecken {v}
içine batırmak {v} senken {v}
içine batmak {fi} senken {v}
içine bir şey atılabilecek delik {i} der Durchwurf {m}
içine bir şey katarak pişirmek {fi} einbacken {v}
içine çekilmiş {adv} absorbiert {adv}
içine çekmek {fi} ansaugen {v}
içine çekmek {fi} aufsaugen {v}
içine çekmek {fi} hineinziehen {v}
içine çekmek {fi} inhalieren {v}
içine çekmek {v} saugen {v}
içine çekmek {v} trinken {v}
içine çökmek {fi} einfallen {v}
içine daldırmak {fi} hineinstecken {v}
içine daldırmak {v} senken {v}
içine dert olmak {allg} jemandem schwer im Magen liegen {allg}
içine doğduğu gibi {allg} aus dem Stegreif {allg}
içine doğma {i} die Ahnung {f}
içine doğmak {v} ahnen {v}
içine doğmak {fi} aufdämmern {v}
içine doğmak {v} erahnen {v}
içine doğmak {allg} schwant etw {allg}
içine doğmak {fi} aufdrängen {v}
içine doğmak {allg} aufzwingen {allg}
içine dogru kaydırmak {fi} ineinander schieben {v}
içine dökme {i} die Eingliederung {f}
içine dökülmek {fi} einfließen {v}
içine eklemek {fi} untermengen {v}
içine etmek {v} verbocken {v}
içine etmek {v} verbumfiedeln {v}
içine etmek {v} vermurksen {v}
içine etmek {v} verpatzen {v}
içine etmek {v} verpfuschen {v}
içine etmek {fi} versalzen {v}
içine etmek {itr} versauen {itr}
içine geçmek {fi} durchschlagen {v}
içine giren {s} eindringend {adj}
içine gömülmek {fi} einfallen {v}
içine gömülmek {itr} [den]versinken {itr}
içine hava çekmek {fi} Einatmen {v}
içine hava üflemek {fi} einblasen {v}
içine hava üflemek {fi} hineinblasen {v}
Indirekte Treffer
ağacı içine cıva enjekte ederek dış etkilerden koruma {i} [bitk]die Kyanisation {f}
alçı içine almak {fi} eingipsen {v}
aşındırarak içine nüfuz etmek {fi} einfressen {v}
avucunun içine almak {fi} jemanden um den kleinen Finger wickeln {v}
ayrıntıları içine alan {s} distributiv {adj}
balon içine doldurulan gaz {i} die Ballonfüllung {f}
basarak içine sokmak {fi} eindrücken {v}
başka bir milletin içine girerek uyma {i} die Assimilation {f}
başka hikayeleri de içine alan hikayeler topluluğu {i} die Rahmenerzählung {f}
bir ilişki içine sokmak {v} relativieren {v}
bir şeyi bir şeyin içine kama gibi sokmak {allg} in keilen {allg}
bir şeyi bir şeyin içine karıştırmak {fi} dareinmischen {v}
bir şeyi bir şeyin içine sokmak {fi} einfugen {v}
bir şeyin acısı içine işlemek {fi} einfressen {v}
bir şeyin içine bakmak {fi} dreinsehen {v}
bir şeyin içine bir şey doldurmak {fi} einfüllen {v}
bir şeyin içine bir şey düşmesi {fi} einbrechen {v}
bir şeyin içine girmek {fi} eingehen {v}
bir şeyin içine karışmak {allg} mischen {allg}
bir şeyin içine para koymak {allg} Geld in etw stecken {allg}
bir şeyin içine saplanmak {allg} graben {allg}
bir sözcüğü parantez içine almak {allg} ein Wort in Klammern setzen {allg}
bir yerin içine hava üflemek {fi} einhauchen {v}
birbiri içine kök salmak {fi} zusammenwachsen {v}
biri içine geçirmek {fi} ineinander fügen {v}
bunun içine {adv} drein {adv}
bunun içine {adv} darin {adv}
bunun içine {adv} darein {adv}
büyümekten bir elbisenin içine sığamamak {fi} auswachsen {v}
çember içine alma {i} [ask]das Kesseltreiben {n}
çember içine almak {fi} einkreisen {v}
çember içine almak {v} [ask]einkesseln {v}
çember içine almak {v} umzingeln {v}
çember içine almak {v} umstellen {v}
çerçeve içine almak {v} Rahmen {v}
çerçeve içine yerleştirmek {v} Rahmen {v}
çorbanın içine katılan ek yiyecekler {i} die Suppeneinlage {f}
derdini içine atmak {allg} etwas in sich hineinfressen {allg}
düşmanın içine girmek {fi} [ask]einbrechen {v}
elalem içine çıkmamak {fi} absondern {v}
et içine domuz yağı sokmada yardımcı şiş {i} die Spicknadel {f}
evin içine doğru uzanan balkon {i} die Loggia {f}
gözlerinin içine bakmak {allg} in die Augen schauen {allg}
gözünün içine baka baka yalan söylemek {fi} anlügen {v}
içi içine sığmamak {allg} ausgelassen sein {allg}
içi içine sığmamak {itr} auffahren {itr}
içine akıtmak {fi} eingießen {v}
içine akma {i} der Einfluss {m}
içine akmak {fi} zulaufen {v}
içine akmak {fi} einlaufen {v}
içine akmak {fi} einfließen {v}
içine alma {i} die Einbeziehung {f}
içine alma {i} die Einnahme {f}
içine almak {fi} einbeziehen {v}
içine almak {fi} implizieren {v}
içine almak {v} umspannen {v}
içine almak {itr} fassen {itr}
içine almak {fi} involvieren {v}
içine almak {fi} enthalten {v}
içine almak {fi} einbegreifen {v}
içine almak {fi} in sich schließen {v}
içine almak {fi} einnehmen {v}
içine almak {allg} in sich begreifen {allg}
içine asmak {fi} einhängen {v}
içine atmak {fi} hineinfressen {v}
içine atmak {allg} etwas hinunterschlucken {allg}
içine atmak {fi} zurückdrängen {v}
içine atmak {fi} einwerfen {v}
içine atmak {fi} verkneifen {v}
içine atmak {fi} dazwischenwerfen {v}
içine atmak {fi} hinunterschlucken {v}
içine bakmak {fi} hineinschauen {v}
içine bakmak {fi} hineinblicken {v}
içine bakmak {fi} hineinsehen {v}