DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
hinein {adv} içeri {adv}
hinein {adv} içerisine {adv}
hinein {adv} içine {adv}
hinein denken {allg} kendini birisinin yerine koymak {allg}
hinein denken {allg} onun duygularını anlamak {allg}
hinein zwängen {allg} içeri tıkışmak {allg}
hinein zwängen {allg} sıkışmak {allg}
hinein zwängen {allg} zar zor bir yere girmek {allg}
hineinarbeiten {v} eklemek {fi}
hineinarbeiten {v} ilave etmek {fi}
hineinarbeiten {v} katmak {fi}
hineinbekommen {v} içeri almak {fi}
hineinblasen {v} içine hava üflemek {fi}
hineinblasen {v} içine hava vermek {fi}
hineinblicken {v} içine bakmak {fi}
hineinblicken {v} içine işlemek {fi}
hineinblicken {v} nüfuz etmek {fi}
hineinbohren {v} içine saplamak {fi}
hineinbohren {v} içine sokmak {fi}
hineinbohren {allg} zorla girmeye çalışmak {allg}
hineinbringen {v} içeri götürmek {fi}
hineindrängen {v} içine itmek {fi}
hineindrängen {v} içine sokuşturmak {fi}
hineindrängen {v} ite kaka içeri girmek {fi}
hineindrängen {v} sokuşmak {fi}
hineindrängen {v} tıkışmak {fi}
hineindrücken {v} içeri doğru bastırmak {fi}
hineindrücken {v} içeri tıkmak {fi}
hineinfallen {v} aşağı düşmek {fi}
hineinfinden {v} girebilmek {fi}
hineinfinden {v} giriş yolunu bulmak {fi}
hineinfinden {v} girişi {fi}
hineinfinden {v} kapıyı {fi}
hineinfinden {allg} bir şeye alışmak {allg}
hineinfinden {allg} uyum göstermek {allg}
hineinfressen {v} belli etmemek {fi}
hineinfressen {v} içine atmak {fi}
hineinfressen {v} oburca her şeyi yemek {fi}
hineingehen {v} dahil olmak {fi}
hineingehen {v} içeri girmek {fi}
hineingeraten {v} farkında olmadan karışmak {fi}
hineingeraten {v} istemeden karışmak {fi}
hineingeraten {v} konuma) düşmek {fi}
hineinknien {v} dalıp gitmek {fi}
hineinknien {v} kendini işe vermek {fi}
hineinlassen {v} içeri girmeye izin vermek {fi}
hineinleben {v} amaçsızca yaşamak {fi}
hineinleben {allg} alışmak {allg}
hineinleben {allg} ayak uydurmak {allg}
hineinleben {allg} kendini birisinin yerine koymak {allg}
hineinlegen {v} içine koymak {fi}
hineinlegen {v} içine yerleştirmek {fi}
hineinlegen {v} kafeslemek {fi}
hineinlegen {v} kandırmak {fi}
hineinlegen {v} yerleştirmek {fi}
hineinmengen {v} içine karıştırmak {fi}
hineinmischen {v} birlikte karıştırmak {fi}
hineinmischen {v} içine karıştırmak {fi}
hineinpassen {v} uymak {fi}
hineinpassen {v} yakınmak {fi}
hineinpassen {v} yakışmak {fi}
hineinpferchen {v} içine tıkmak {fi}
hineinpferchen {v} tıkıştırmak {fi}
hineinpressen {v} içeri doğru bastırmak {fi}
hineinpressen {v} tıkmak {fi}
hineinragen {v} içeri sarkmak {fi}
hineinreden {v} birisini sözlerle etkilemeye çalışmak {fi}
hineinreden {v} burnunu sokmak {fi}
hineinreden {v} işine karışmak {fi}
hineinreden {v} karışmak {fi}
hineinreiten {v} at ile bir yere girmek {fi}
hineinreiten {v} zor duruma sokmak {v}
hineinschauen {v} içine bakmak {fi}
hineinschauen {v} içini gözlemek {fi}
hineinsehen {v} içine bakmak {fi}
hineinsehen {v} nüfuz etmek {fi}
hineinstechen {v} içine saplamak {fi}
hineinstechen {v} içine sokmak {fi}
hineinstecken {v} batırmak {fi}
hineinstecken {v} daldırmak {fi}
Indirekte Treffer
bis in die Nacht hinein {allg} gece geç vakte kadar {allg}
hinein denken {allg} onun duygularını anlamak {allg}
hinein denken {allg} kendini birisinin yerine koymak {allg}
hinein zwängen {allg} zar zor bir yere girmek {allg}
hinein zwängen {allg} sıkışmak {allg}
hinein zwängen {allg} içeri tıkışmak {allg}
in den Tag hinein leben {allg} gününü gün etmek {allg}
in die Nacht hinein {allg} gece geç saatlere kadar {allg}
ins Blaue hinein {allg} rasgele {allg}
ins Blaue hinein {allg} gelişigüzel {allg}