DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
die Stelle {f} basamak {i}
die Stelle {f} bölüm {i}
die Stelle {f} büro {i}
die Stelle {f} çalışma {i}
die Stelle {f} daire {i}
die Stelle {f} görev {i}
die Stelle {f} [mat]hane {i}
die Stelle {f} {i}
die Stelle {f} kadro {i}
die Stelle {f} mahal {i}
die Stelle {f} memuriyet {i}
die Stelle {f} mevki {i}
die Stelle {f} nokta {i}
die Stelle {f} [Lit.]pasaj {i}
die Stelle {f} yer {i}
die Stelle {f} merci {i}
Stelle bewerben {allg} bir işe başvuruda bulunmak {allg}
stellen {v} bir araya gelmek {fi}
stellen {v} dikilmek {fi}
stellen {v} numara yapmak {fi}
stellen {v} teslim olmak {fi}
stellen {v} toplanmak {fi}
stellen {v} yalandan yapmak {fi}
stellen {allg} bir soruna karşı tavır almak {allg}
stellen {v} ayakta durmak {fi}
stellen {v} bir noktaya getirmek {v}
stellen {v} dik olarak koymak {v}
stellen {v} dik olarak yerleştirmek {v}
stellen {v} düzenlemek {v}
stellen {v} getirmek {fi}
stellen {v} göstermek {fi}
stellen {v} kopmak {fi}
stellen {v} sağlamak {fi}
stellen {v} sormak {fi}
stellen {v} yerleştirmek {fi}
das Stellenangebot {n} ilanı {i}
das Stellenangebot {n} teklifi {i}
die Stellenangebote {pl} eleman arama bildirimi {ç}
die Stellenanzeige {f} [ökon.] ilanı {i}
das Stellengesuch {n} başvuru dilekçesi {i}
stellenlos {adj} boşta gezer {s}
stellenlos {adj} işsiz {s}
der Stellenmarkt {m} amele pazarı {i}
der Stellenmarkt {m} işçi pazarı {i}
der Stellennachweis {m} bulma {i}
die Stellenschreibweise {f} konumsal gösterim {i}
der Stellentausch {m} becayiş {i}
die Stellenvermittlung {f} bulma {i}
die Stellenvermittlung {f} bulma aracılığı {i}
die Stellenvermittlung {f} bulma servisi {i}
das Stellenvermittlungsbüro {n} bulma bürosu {i}
die Stellenverschiebung {f} aritmetik kaydırma {i}
der Stellenwechsel {m} değiştirme {i}
der Stellenwechsel {m} işyeri değiştirme {i}
stellenweise {adv} bölge bölge {adv}
stellenweise {allg} kısmen {allg}
stellenweise {adv} orada burada {adv}
stellenweise {adv} yer yer {adv}
stellenweise {adv} zaman zaman {adv}
der Stellenwert {m} değer {i}
der Stellenwert {m} kıymet {i}
der Stellenwert {m} önem {i}
der Stellenwert {m} önem sıralaması {i}
die Stellenwertschreibung {f} kök gösterimi {i}
Indirekte Treffer
die ABM-Stelle {f} geçici sözleşmeli {i}
die amtliche Stelle {allg} resmi daire {allg}
an dieser Stelle {allg} burada {allg}
an erster Stelle stehen {allg} üstün olmak {allg}
an erster Stelle stehen {allg} önem olarak başı çekmek {allg}
an exponierter Stelle {allg} topun ağzında {allg}
an Ort und Stelle {allg} yerinde {allg}
an Ort und Stelle {allg} mahallinde {allg}
auf der Stelle {allg} hemen {allg}
auf der Stelle {allg} derhal {allg}
auf der Stelle {allg} anında {allg}
auf der Stelle treten {allg} olduğu yerde saymak {allg}
auf der Stelle treten {allg} bağlandığı yerde otlanmak {allg}
auf der Stelle treten {allg} yerinde saymak {allg}
Besetzung einer Stelle {allg} bir yerin işgali {allg}
Besetzung einer Stelle {allg} bir mevkinin işgali {allg}
Besichtigung an Ort und Stelle {allg} [Jur.]olay yerinde keşif {allg}
Besichtigung an Ort und Stelle {allg} yerinde keşif {allg}
Besichtigung an Ort und Stelle {allg} yerinde görme {allg}
die Stelle da {f} şura {i}
die dritte Stelle {allg} üçüncülük {allg}
eine Stelle antreten {allg} bir göreve başlamak {allg}
eine Stelle ausschreiben {allg} eleman aranıyor ilanı vermek {allg}
eine Stelle ausschreiben {allg} eleman alımını ilanen duyurmak {allg}
eine Stelle suchen {allg} bir aramak {allg}
freie Stelle {allg} açık {allg}
freie Stelle {allg} eleman açığı olan işyeri {allg}
Ich stelle Ihnen ein Rezept aus {allg} Size reçete vereceğim {allg}
kahle Stelle {allg} tüysüz yer {allg}
kahle Stelle {allg} tüysüz kısım {allg}
kahle Stelle {allg} tüysüz bölüm {allg}
ohne Stelle sein {allg} işsiz olmak {allg}
Stelle bewerben {allg} bir işe başvuruda bulunmak {allg}
von der zuständigen örtlichen Stelle {adv} mahallince {adv}
wunde Stelle {allg} yaranın olduğu yer {allg}
wunde Stelle {allg} yara {allg}
zur Stelle sein {allg} hazır bulunmak {allg}