DeutschTürkisch 
Direkte Treffer
das Hoch {n} "yaşa!" ünlemi {i}
hoch {adj} aferin! {s}
hoch {adj} ağır {s}
hoch {adj} ince {s}
hoch {adj} kabarık {s}
hoch {adj} tiz {s}
hoch {adj} ulvi {s}
hoch {adj} uzun {s}
hoch {adj} yüce {s}
hoch {adj} yüksek {s}
das Hoch {n} yüksek basınç merkezi {i}
hoch {adj} [Sprachw]yüksel {s}
hoch achten {v} birisini saymak {fi}
hoch achten {v} çok hürmet etmek {fi}
hoch angesehen {adj} itibar sahibi {s}
hoch angesehen {adj} saygı gören {s}
hoch aufgeschossen {adj} çok uzun ve zayıf {s}
hoch begabt {adj} son derece yetenekli {s}
hoch bewerten {allg} bir şeyi değerli saymak {allg}
hoch empfindlich {adj} [Foto]çok hassas {s}
hoch geachtet {adj} itibar sahibi {s}
hoch geachtet {adj} itibarlı {s}
hoch geehrt {adj} çok saygın {s}
hoch geehrt {adj} çok sevilen {s}
hoch gegriffen {allg} abartılı rakam {allg}
hoch gegriffen {allg} fazla yüksek {allg}
hoch gelegen {adj} deniz seviyesi üzerinde {s}
hoch gelegen {adj} yüksekte olan {s}
hoch gerechnet {adj} en çok {s}
hoch gerechnet {adj} olsa olsa {s}
hoch geschätzt {adj} çok saygın {s}
hoch gestellt {adj} yukarıda {s}
hoch gestellt {adj} yüksek {s}
hoch gestellt {adj} yüksek makamda {s}
hoch gestellt {adj} yüksek rütbeye sahip {s}
hoch gewachsen {adj} uzun bacaklı {s}
hoch gewachsen {adj} uzun boylu {s}
hoch hinaus wollen {allg} gözü yükseklerde olmak {allg}
hoch hinauswollen {allg} kariyer yapmak istemek {allg}
hoch hinauswollen {allg} yükselme hırsıyla dolu olmak {allg}
hoch hinauswollen {allg} yükselmek istemek {allg}
hoch im Kurs sein {allg} çok beğenilmek {allg}
hoch im Kurs sein {allg} zirvede olmak {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} çok beğenilmek {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} kabul görmek {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} revaçta olmak {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} zirvede olmak {allg}
hoch qualifiziert {adj} kalifiye {s}
hoch qualifiziert {adj} üstün nitelikli {s}
hoch schätzen {v} saygı göstermek {fi}
hoch schätzen {v} saygılı davranmak {fi}
hoch spielen {v} büyük oynamak {fi}
hoch stehend {adj} kalkık {s}
hoch stehend {adj} üstün {s}
hoch stehend {adj} yüksek {s}
hoch talentiert {adv} oldukça müsait {adv}
hoch talentiert {adv} oldukça yetenekli {adv}
hoch und heilig versprechen {v} büyük yeminler etmek {fi}
hoch und heilig versprechen {v} namus sözü vermek {fi}
Hoch und Nieder {allg} asiller ve halk tabakası {allg}
Hoch und Nieder {allg} zenginler ve fakirler {allg}
Hoch und Niedrig {allg} büyükler ve küçükler {allg}
der Hoch- und Tiefbau {m} yerüstü ve yeraltı inşaatı {i}
hochachtbar {adj} saygıdeğer {s}
hochachtbar {adj} saygın {s}
hochachten {v} hürmet etmek {fi}
hochachten {v} saygı göstermek {fi}
die Hochachtung {f} hürmet {i}
die Hochachtung {f} hürmet etme {i}
die Hochachtung {f} saygı {i}
die Hochachtung {f} sayı {i}
die Hochachtung {f} sayma {i}
Hochachtungsvoll {allg} saygılarımla {allg}
Hochachtungsvoll {allg} [Redw.]Saygılarımla arz ederim {allg}
der Hochadel {m} asalet {i}
hochadelig {adj} asil {s}
hochadelig {adj} yüksek soylu {s}
hochaktuell {adj} gayet güncel {s}
der Hochaltar {m} en büyük kilise kaidesi {i}
das Hochamt {n} [Rel.]kudas {i}
Indirekte Treffer
das 8 Meter hoch {allg} 8 metre yüksekliğinde {allg}
Dampf hoch {allg} [Naut.]Fayrap! {allg}
die Nase hoch tragen {allg} burnu havada olmak {allg}
ein Hoch ausbringen {allg} "yaşasın" diye bağırmak {allg}
geht hoch {allg} anlaşılmak {allg}
geht hoch {allg} meydana çıkmak {allg}
Hände hoch {allg} eller yukarı! {allg}
Hände hoch {allg} eller yukarı {allg}
Hände hoch! {allg} eller yukarı {allg}
hoch achten {v} çok hürmet etmek {fi}
hoch achten {v} birisini saymak {fi}
hoch angesehen {adj} saygı gören {s}
hoch angesehen {adj} itibar sahibi {s}
hoch aufgeschossen {adj} çok uzun ve zayıf {s}
hoch begabt {adj} son derece yetenekli {s}
hoch bewerten {allg} bir şeyi değerli saymak {allg}
hoch empfindlich {adj} [Foto]çok hassas {s}
hoch geachtet {adj} itibarlı {s}
hoch geachtet {adj} itibar sahibi {s}
hoch geehrt {adj} çok sevilen {s}
hoch geehrt {adj} çok saygın {s}
hoch gegriffen {allg} fazla yüksek {allg}
hoch gegriffen {allg} abartılı rakam {allg}
hoch gelegen {adj} yüksekte olan {s}
hoch gelegen {adj} deniz seviyesi üzerinde {s}
hoch gerechnet {adj} olsa olsa {s}
hoch gerechnet {adj} en çok {s}
hoch geschätzt {adj} çok saygın {s}
hoch gestellt {adj} yüksek rütbeye sahip {s}
hoch gestellt {adj} yüksek makamda {s}
hoch gestellt {adj} yüksek {s}
hoch gestellt {adj} yukarıda {s}
hoch gewachsen {adj} uzun boylu {s}
hoch gewachsen {adj} uzun bacaklı {s}
hoch hinaus wollen {allg} gözü yükseklerde olmak {allg}
hoch hinauswollen {allg} yükselme hırsıyla dolu olmak {allg}
hoch hinauswollen {allg} kariyer yapmak istemek {allg}
hoch hinauswollen {allg} yükselmek istemek {allg}
hoch im Kurs sein {allg} zirvede olmak {allg}
hoch im Kurs sein {allg} çok beğenilmek {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} kabul görmek {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} çok beğenilmek {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} zirvede olmak {allg}
hoch im Kurs stehen {allg} revaçta olmak {allg}
hoch qualifiziert {adj} üstün nitelikli {s}
hoch qualifiziert {adj} kalifiye {s}
hoch schätzen {v} saygılı davranmak {fi}
hoch schätzen {v} saygı göstermek {fi}
hoch spielen {v} büyük oynamak {fi}
hoch stehend {adj} yüksek {s}
hoch stehend {adj} üstün {s}
hoch stehend {adj} kalkık {s}
hoch talentiert {adv} oldukça müsait {adv}
hoch talentiert {adv} oldukça yetenekli {adv}
hoch und heilig versprechen {v} namus sözü vermek {fi}
hoch und heilig versprechen {v} büyük yeminler etmek {fi}
Hoch und Nieder {allg} zenginler ve fakirler {allg}
Hoch und Nieder {allg} asiller ve halk tabakası {allg}
Hoch und Niedrig {allg} büyükler ve küçükler {allg}
Hoch- und Tiefbau {m} yerüstü ve yeraltı inşaatı {i}
der jemandem geht der Hut hoch {allg} küt diye söylemek {allg}
Kopf hoch {allg} kaldır başını! {allg}
wenn es hoch kommt {allg} olsa olsa {allg}
wie hoch {allg} yüksekliği ne kadar? {allg}
zu hoch {allg} fazla {allg}
zu hoch {allg} çok yüksek {allg}
zu hoch {allg} aşırı {allg}
zu hoch für jemanden sein {allg} aklı ermemek {allg}