TürkischDeutsch 
Direkte Treffer
ucuz {s} billig {adj}
ucuz {s} günstig {adj}
ucuz {a} preiswert {a}
ucuz {s} wohlfeil {adj}
üçüz {i} der Drilling {m}
ucuz alışveriş dükkanı {i} [tic]das Discountgeschäft {n}
ucuz arz {i} das Billigangebot {n}
ucuz atlatmak {fi} glimpflich davonkommen {v}
ucuz atlatmak {allg} mit einem blauen Auge davonkommen {allg}
ucuz atlatmak {allg} mit heiler Haut davonkommen {allg}
üçüz çocuklardan her biri {i} der Drilling {m}
üçüz doğurmak {allg} Drillinge zur Welt bringen {allg}
ucuz fiyat {i} der Spottpreis {m}
ucuz fiyatlı {s} preisgünstig {adj}
ucuz gece elektriğiyle çalışan soba {i} der Nachtspeicherofen {m}
ucuz hisse senedi {i} [eko]die Billigaktie {f}
ucuz kıymetli taş {i} der Halbedelstein {m}
ucuz kredi {i} der Billigkredit {m}
ucuz kurtulmak {allg} billig davonkommen {allg}
ucuz kurtulmak {allg} billig wegkommen {allg}
ucuz kurtulmak {fi} glimpflich davonkommen {v}
ucuz kurtulmak {allg} glücklich davonkommen {allg}
ucuz kurtulmak {allg} gnädig davonkommen {allg}
ucuz kurtulmak {allg} mit einem blauen Auge davonkommen {allg}
ucuz kurtulmak {allg} mit heiler Haut davonkommen {allg}
ucuz kurtulmak {allg} noch mal Glück gehabt haben {allg}
ucuz mal {i} die Billigware {f}
ucuz mal {i} die Schleuderware {f}
ucuz mal almak isteyen tüketici {i} [tic]der Schnäppchenjäger {m}
ucuz marka {i} die Billigmarke {f}
ucuz mevki {i} die Touristenklasse {f}
ucuz moda {i} der Modeschmuck {m}
ucuz otel {i} die Absteige {f}
ucuz otel {i} das Absteigequartier {n}
ucuz para {allg} billige Geldsätze {allg}
ucuz para {allg} [tic]billiges Geld {allg}
ucuz para politikası {allg} expansive Kreditpolitik {allg}
ucuz satın almak {allg} billig kaufen {allg}
ucuz şey {i} die Kolportage {f}
ucuz tarife {i} der Billigtarif {m}
ucuz tarife {i} die Economyklasse {f}
ucuz teklif {i} das Billigangebot {n}
ucuz uçuş {i} der Billigflug {m}
ucuz ve basit kadın elbisesi {i} das Fähnchen {n}
ucuz ve basit roman {i} das Groschenheft {n}
ucuz ve basit roman {i} der Groschenroman {m}
ucuz ve kalitesiz et satan kasap {i} die Freibank {f}
üçüz veya dördüzlerden her biri {i} der Mehrling {m}
ucuza almak {allg} billig erstehen {allg}
ucuza düşürmek {fi} erstehen {v}
ucuza elden çıkarmak {v} [tic]verkloppen {v}
ucuza getirmek {allg} billig erstehen {allg}
ucuza kapatmak {v} [tic]ramschen {v}
ucuza mal almak {v} [tic]ramschen {v}
ucuza mal etmek {v} erstehen {v}
ucuza mal satan kişi {i} der Ramscher {m}
ucuza ve toptan almak {allg} [tic]Ramsch kaufen {allg}
ucuza vermek {v} verhökern {v}
ucuzcu {i} der Ramscher {m}
ucuzcu {i} der Schnäppchenjäger {m}
ucuzcu dükkan {i} der Ramschladen {m}
ucuzlamak {fi} billiger werden {v}
ucuzlamak {itr} [tic]fallen {itr}
ucuzlatılmış {s} verbilligt {adj}
ucuzlatmak {fi} herabsetzen {v}
ucuzlatmak {v} verbilligen {v}
ucuzlatmak {v} vergünstigen {v}
üçüzler {ç} die Drillinge {pl}
üçüzlü kıta {i} [ed]die Terzine {f}
ucuzluk {i} die Billigkeit {f}
ucuzluk mağazası {i} der Diskontladen {m}
Indirekte Treffer
basit ve ucuz dergi {i} das Heftchen {n}
bazı firmaların mallarını yüksek fiyatla satmak amacıyla düzenledikleri ucuz gezi {i} die Kaffeefahrt {f}
çok çok ucuz {allg} für einen Apfel und ein Ei {allg}
çok ucuz {s} spottbillig {adj}
çok ucuz fiyat {i} der Schleuderpreis {m}
en ucuz {s} billigst {adj}
en ucuz fiyat {allg} äußerster Preis {allg}
en ucuz koltuk {i} [tiy]der Topp {m}
en ucuz yer {i} [tiy]der Olymp {m}
gençler için ucuz konaklama yeri {i} die Jugendherberge {f}
olağanüstü ucuz {s} spottbillig {adj}
pahalı bir içkiyi ucuz bir başkasıyla karıştırmak {v} verschneiden {v}
sudan ucuz {a} spottbillig {a}
sudan ucuz {allg} für einen Apfel und ein Ei {allg}
sudan ucuz fiyat {i} der Schleuderpreis {m}
üçüz {i} der Drilling {m}
ucuz alışveriş dükkanı {i} [tic]das Discountgeschäft {n}
ucuz arz {i} das Billigangebot {n}
ucuz atlatmak {allg} mit einem blauen Auge davonkommen {allg}
ucuz atlatmak {fi} glimpflich davonkommen {v}
ucuz atlatmak {allg} mit heiler Haut davonkommen {allg}
üçüz çocuklardan her biri {i} der Drilling {m}
üçüz doğurmak {allg} Drillinge zur Welt bringen {allg}
ucuz fiyat {i} der Spottpreis {m}
ucuz fiyatlı {s} preisgünstig {adj}
ucuz gece elektriğiyle çalışan soba {i} der Nachtspeicherofen {m}
ucuz hisse senedi {i} [eko]die Billigaktie {f}
ucuz kıymetli taş {i} der Halbedelstein {m}
ucuz kredi {i} der Billigkredit {m}
ucuz kurtulmak {allg} gnädig davonkommen {allg}
ucuz kurtulmak {allg} glücklich davonkommen {allg}
ucuz kurtulmak {allg} noch mal Glück gehabt haben {allg}
ucuz kurtulmak {fi} glimpflich davonkommen {v}
ucuz kurtulmak {allg} mit heiler Haut davonkommen {allg}
ucuz kurtulmak {allg} billig wegkommen {allg}
ucuz kurtulmak {allg} mit einem blauen Auge davonkommen {allg}
ucuz kurtulmak {allg} billig davonkommen {allg}
ucuz mal {i} die Billigware {f}
ucuz mal {i} die Schleuderware {f}
ucuz mal almak isteyen tüketici {i} [tic]der Schnäppchenjäger {m}
ucuz marka {i} die Billigmarke {f}
ucuz mevki {i} die Touristenklasse {f}
ucuz moda {i} der Modeschmuck {m}
ucuz otel {i} das Absteigequartier {n}
ucuz otel {i} die Absteige {f}
ucuz para {allg} [tic]billiges Geld {allg}
ucuz para {allg} billige Geldsätze {allg}
ucuz para politikası {allg} expansive Kreditpolitik {allg}
ucuz satın almak {allg} billig kaufen {allg}
ucuz şey {i} die Kolportage {f}
ucuz tarife {i} die Economyklasse {f}
ucuz tarife {i} der Billigtarif {m}
ucuz teklif {i} das Billigangebot {n}
ucuz uçuş {i} der Billigflug {m}
ucuz ve basit kadın elbisesi {i} das Fähnchen {n}
ucuz ve basit roman {i} der Groschenroman {m}
ucuz ve basit roman {i} das Groschenheft {n}
ucuz ve kalitesiz et satan kasap {i} die Freibank {f}
üçüz veya dördüzlerden her biri {i} der Mehrling {m}